bir yeryüzü şarkısı!

Langston Hughes’den dört şiir

İngilizceden çeviri: haşim hüsrevşahi

1-

Yeryüzü şarkısı

Related image
Langston Hughes, 1902 – 1967

bu bir yeryüzü şarkısıdır
ve ben uzun zamandan beridir
bir yeryüzü şarkısını beklerim

bu bir ilkbahar şarkısıdır
uzun zamandır beridir
bir ilkbahar şarkısını beklerim:

genç tomurcukların patlayışı gibi güçlü
yeni bir bitkinin sürgün verişi gibi güçlü
anne rahminden çıkan
ilk bebeğin gelişi gibi güçlü

Okumaya devam et “bir yeryüzü şarkısı!”

İran Yazarlar Birliği’nin bildirisi

Muhtari ve Puyende’nin katledilişlerinin on dokuzuncu yıl dönümü nedeniyle yayımlanan

İran Yazarlar Birliği’nin bildirisi:

 

06 Aralık 2017

Özgürlük yolunda canlarından olan Mohammed Muhtari ve Mohammed Cafer Puyende’yi canice katledilişlerinin on dokuzuncu yılında saygıyla anıyoruz.

1998 sonbaharının siyasi cinayetlerinin, İran Yazarlar Birliğinin sorumlu iki üyesi Mohammed Muhtari ve Mohammed Cafer Puyende’nin fiziki silinişlerinin on dokuzuncu yıldönümünün arifesinde, o korku, dehşet ve tehdit günlerinin karanlığı, sonbaharın endamına öyle gölge düşürmekte ki bütün aydın yürekleri acıtmakta ve haksızca dökülen kanlara karşı adalet isteği bütün özgürlükçü insanların zihninde her gün biraz daha uyandırmaktadır.

Okumaya devam et “İran Yazarlar Birliği’nin bildirisi”

Kenizu

moniro ravanipour ile ilgili görsel sonucu
Moniru Revanipur, DT: 24 Temmuz 1952, Buşehr, İran)

Kenizu, İran kısa öykülüğünde adından söz ettiren Moniru’nun dikkat çeken ilk öyküklerinden sayılır. Moniru bu öykülerde doğup büyümüş olduğu Körfez kenti Buşehr’i öyküler… Daha fazla bilgi için buraya tıklayınız! Bu öykü hazırlamış olduğum İran Kısa Öykü Antolojisi’nin ilk baskısında yer almıştır. (h.h.)

 

 

 

Kenizu ölmüştü. Meryem caddeye indiğinde, Tevekkülü Meyhanesi’nin adamlarını gördü; bacağı su arkından dışarıya, caddeye sarkan kadını çekiyor, gülmekten katılıyorlardı. Meyhane, Meryem’in okulunun önünden geçen caddedeydi. Okul zili çalınca çocuklar caddeye dökülürdü. Yöre kasabalarının kadınları, dolu fileleriyle pazardan gelir, meyhanenin yanından geçerken tükürür, yollarını değiştirirlerdi. Meyhanenin önünde, geniş, toprak bir meydan vardı. Günbatımlarında, adamlar, o meydanın çevresinde öbek öbek olur, otururlardı. Şişenin ağzını, ayasıyla temizler, bir kese kâğıdı dolusu fıstıkla günün yorgunluğunu çıkarırlardı.

Okumaya devam et “Kenizu”

evim bulutludur!

“Evim bulutludur” çağdaş Farsça şiirin teorik temelini atan ve ciddi örneklerini veren Nima Yuşic’in (11 Kasım 1897, Yuş, Mazenderan, İran- 3 Ocak 1960, Şemiran, Tahran, İran) musikisi, dize bölünmeleri, imgeleri ve içerik zenginliği açısından önemli şiirlerinden biridir.

Onun 120’nci doğum günü nedeniyle çevirerek yayınlamak istedim.

Millet düşmana muhtaç oluyorsa bana ne!!

sleeping poor people ile ilgili görsel sonucu

Mirza Ali Ekber Sabir’den bir şiir

(1905-1911 yılları arasında Azerbaycan Türkçesiyle, sosyal eleştirel ağırlıklı satirik üslupla yazılmış Hophopname’den alınmıştır!)

Millet nasıl talan olur olsun ne işim var?
Düşmanlara muhtaç olur olsun ne işim var?
Bırak ben tok olayım başkalarıyla işim ne
Dünya ve cihan aç olur olsun ne işim var?
 

Okumaya devam et “Millet düşmana muhtaç oluyorsa bana ne!!”

Ali Eşref Dervişiyan da gitti!

İran Yazarlar Birliği kurucu üyesi, eski Yönetim Kurulu Başkanı, İYB’nin yayınladığı ünlü 134 imzalı metinde yer alan, Kürt halkının yetiştirdiği yetkin yazar, uslanmaz mücadeleci, İran’ın özgürlüğü, refahı, bütünlüğü ve halkların mutluluğu için bir ömür emperyalizm ve gericiliğe karşı savaşan, hapis yatan, işkenceler gören ancak susmayan, oturmayan bir yazar, bir aydın, bir kültür insanı…

Kendisi hakkında ayrıntılı bilgileri daha sonra burada yazmaya çalışacağım…

Ali Eşref Dervişiyan, 3 Ağustos 1941, Kirmanşah, İran – 26 Ekim 2017, Tahran

bu yol géder Tebrize…

Ne zaman doğdum topraklar, Tebriz aklıma gelse, ne zaman bu uzun sürgün yılları omuzlarımda ağırlığını hissettirse, bu Kaşkai ezgisini dinlerim… susamışken peş peşe içilen acı şarap gibi… (h.h.)

Bu yol géder Tebrize, qend atın rize rize… Xudam bir yol vér bize, biz gédek ölkemize!

(Bu yol gider Tebriz’e, kesme şeker atın ufak ufak… Tanrım bir yol ver, biz gidelim ülkemize)