diyorum mesela…

diyorum mesela
sen yalandan gelsen
ben sahiden gülsem
sen şaşırsan
ben sussam
sonra kavga etsek
sonra sen benim dilimde sussan
ben senin koynunda şaşırsam
sonra bir kap vişne yesek
kırda çiçek toplasak
orada kırda koşsak
kırda sevişsek
sen sahiden sevsen
ben yalandan ölsem
sonra gözümüzü açsak ki kabus bitmiş
dört nala özgür yaban atlarız mesela
komşularımız da hep yaban at sürüsü
yeleleri güneşli rüzgarda
avlanma kaygısı olmayan serçeler ya da…
 
diyorum mesela
sen sahiden gelsen
ben sahiden açsam kollarımı
ben karlı stepler olup yayılsam eteklerine
sen kartal misali dağlarımın arasında süzülsen
sonra ben çay demlesem
sen Şehrazat’ı kıskandırsan
anlatsan bana uçmanın masalını
yani öyle yuvarlanıp gitsek işte
uçurumlarımızdan…

h.h.
26/06/2017

horses and nature ile ilgili görsel sonucu

 

İlgili resim
Özgürlüğe Dönüş… [Return to Freedom] Credit goes to: http://www.kimerleecuryl.com/return-to-freedom-sanctuary-one

rüzgarlı ağaca asıldığımı düşünürüm…

Akşam olmuştu, dışarıda kar yağıyordu. Sessiz. İki yaşlı çocuk, kanepeye oturmuş konuşmuş, konuşmuş, konuşmuşlar… yılların yapraklarını çevirmişler; defter bitmemiş, masal bitmemiş, ama adam kadının o tatlı masalını dinlerken uykuya dalmış. Kadın bir battaniye getirip sermiş adamın üzerine. Omuzlarından bacaklarına kadar. Ona bakmış, bakmış. Sonra onun yanında kanepede bacaklarını altına toplamış, oturmuş. Sonra sigarasını yakmış, adam uyansın diye beklemiş.

Devamı »

atlarla dans!

Tımarhane Notları / Atlarla Dans!

(Farsça/Türkçe)

Türkçe Yazan: Aylin Balboa

Farsçaya çeviren: Haşim Hüsrevşahi

رقص با اسبها

 نویسنده: آیلین بالبوآ
ترجمه: هاشم خسروشاهی

می دوم… چهار پا دارم دوتاش بی نعل… پاهای بی نعلم خیلی درد می کنند زیرا زیرا سنگها که می خورند آه… نمی دانی… صدای پاهایم پاهایم که می دوند آهنگی دارند گاهی و ریتمی ندارند گاهی … اگر صداها ریتمی نداشته باشند یعنی که اگر همه چیز درهم و برهم هستند یعنی که می دوی انگار و انگار قایقی قیژ قیژ می کند و گاهی صدای موتور اما موتوری که دارد

Devamı »

Buradalık sözcüğü ile ne(yi) anlatıyoruz?

Buradalık sözcüğünü ilk kez 1999 yılında, Yaralarım Aşktandır’ın ön sözünde kullandım. Daha sonra kullanılabilirliği iznini Türkçe hocamız Emin Özdemir’den aldım ve kullanmaya başladım. Bu sözcükle birlikte yeni ürettiğim iki sözcüğün de kullanma iznini almıştım: Yenibaştanlamak (baştanlamak), herzamanlığına. Bunlara belki başka bir zaman değinirim.

Buradalık sözcüğünün kullandığım makalelerden bir kısmı:

  • Yaralarım aşktandır, Beraheni önsöz, çeviri, 1999, Öteki Yayınları
  • Fars şiirinde dilin isyanı, 06–Ocak-2003, Öteki-siz dergisine
  • Farsça şiirde dil, MorTaka, Kış 2007-2008, Ss: 52-65
  • Penceredeki yalnız kadın: Furuğ Ferruhzad, Dahiler ve aşkları, 3. baskı, 2009 (1. Baskı 2008), Ss: 175-216
  • Farsça şiirde görsellik, MorTaka dergisi, mart 2009, Ss: 45-49
  • Furuğ şiirinin cinsiyeti ve cinselliği, 2009, Özgür Edebiyat (2008’de Türkiye Yazarlar Sendikası’nın Ankara Kanguru Kültür Merkezi’nde düzenlediği toplantıda konuşma, Sardunyalar.com’da yayımlandı)
  • Şiir ve çeviri, Akbük Edebiyat Dergisi, Mart 2010
  • Behçet Necatigil hepimizi kandırmıştır!, Konferans, Nisan 2010 (Sardunyalar.com’da yayımlandı)
  • Cinsiyetsiz dil, zamansız anlatı ve ikinci komünün arifesi, Patika Dergisi, Ekim-kasım-aralık, sayı: 75. 2011, (Sardunyalar.com’da yayımlandı)

Martin Heidegger, felsefesinin temel taşlarından Dasein’ı kullandı ve sözcük üzerine yüzlerce makale yazıldı. Almancada “da” hem burada hem orada anlamını taşır. “Sein” ise en azından olmak (İngilizce to be) anlamına gelir. Bir şeyin varlığının hem burada hem orada olması aslında ne burada ve ne de orada olduğunu (ya da her yerde olduğunu) gösterir. Bu varoluş ise kaçınılmaz olarak süremle (zamanla) ilinti gösterir. Nitekim Dasein İngilizcede Being and Time (olmak ve zaman) olarak ele alınmakta. Ben bunu Türkçedeki “var ile yok arası” deyiminden yararlanarak anlamaya çalışmaktayım ve bu ikisi arasındaki o kritik mekânsal ve zamansal (süremsel) berzahtaki, yarıktaki “varlığı” buradalık sözcüğü ile açıklamayı yeğliyorum.

Devamı »

girmişem otağına…

 

“Sonra mahallemizde, bir deli peydahlandı. Eve uğrar, kızların biriyle yatardı. Adını söylemezdi hiç. Hep sarhoş, hep avare. Güzel de sesi vardı. Betül Abla beni sakınırdı ondan. Beni hep paralı pulluların siga karısı yapardı. Bir gece yine uğradı adam. Hepimiz oturuyorduk. Betül Abla’ya beni göstererek adımı sordu. Sen onu boş ver, dedi Betül Abla. Adam ısrar edince mecburen söyledi. Adam, kan dökülmesini istemiyorsan vereceksin bana Leyla’yı, dedi. Betül Abla, hayatta olmaz dedi, idde tutmakta. O da, çekti kuşağındaki kamayı, başlarım şimdi senin iddenden lan, dedi. Adam sonunda zorla kolumdan tutup yukarı kata çıkarırken Betül öfkeyle, zigasız olmaz, diye bağırıyordu arkamızdan. Betül Abla kızdığında, s’lere z derdi. Adam da, dar merdivenlerden ikimizi zorla yukarı çekerken, ben okurum, diye homurdanıyordu. Yarı sarhoş. Betül Abla bu olayı kızlara ne zaman anlatsa gülerdi.

Devamı »