Küçük insanların gölgelerinin büyüdüğü ülkeler!

Geçenlerde Afgan aydın bir gazetecinin İran’ın eski Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejad hakkında yazdığı yazı dikkatimi çekti. Bilindiği üzere Ahmedi Nejad 2005-2013 tarihleri arasında İran’da Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. İkinci oturuşu çok açık seçim hileleri ve sandıklara devletin tepesindeki zatın el koymasıyla çoğunluğu almış olan aday yok sayılarak bu makama getirilmiş, adından halk sokaklara dökülmüş, yüzlerce insan öldürülmüş, işkence edilmiş ancak seçimin ilan edilen hileli soncu değişmemiştir. 24 Ekim 2017 tarihinde İran yüksek mahkemesinin Ahmedi Nejad’ın bir defada 1 milyar 320 milyon dolar tutarında bir yolsuzluk yaptığı ve onun yandaşlarının yolsuzlukları ve halkın serveti olan “Beytül-mal”dan triyonlar dolara varan hırsızlıkları ve yurt dışına servet kaçırmaları söz konusu edilmiştir. Örneğin dendiğine göre (haber Eylül 2013’e ait) Ahmedi Nejad görevinin son gününde devletin kasasından tam 50 milyon dolar çekmiştir! Eh! Demokrasinin olmadığı yerde din adına hırsızlık da “kabul” edilir sayılmasa da cık çıkaranın gırtlağı sıkılınca kişiler değişse de durum değişmez. Nitekim şimdiki Cumhurbaşkanı Rohani döneminde Amerika devleti İran’dan kaçırılarak o ülkenin bankalarına yatırılan 124 milyar dolara el koymuştur… Kanada’ya kaçırılan milyarları saymazsak bile rakamlar korkunçtur! Gerçi Ahmedi Nejad da bir mektupla en büyük yolsuzlukların kaynağı İran yargı erkinin tepesindekilerdir, demiştir. Neyse. Hikâye uzundur. Biz o Afgan gazetecinin bu ilginç makalesini okuyalı m:

Ahmedi Nejad Olgusu

Ahmedi Nejad garip ve aynı zamanda tandık bir olgudur. Onun davranışı birçoğunun gözünde, elinde silahıyla bir Besic[1] gencinin kaba ve hakaret dolu davranışını canlandırır, saygın vatandaşları öyle küçük düşürür ki artık hiçbir şey gözü görmez; toplumsal onurlar, kültürel değerler, beğeni ve tutumlar ayaklar altına alınır, özel yaşamlara tecavüz edilir ve propaganda sistemi sürekli damdan duvardan herkesin şükretmesi gerektiğini çığırır; güya ülkede üçüncü bin yılın mucizesi gerçekleşmiştir! Ahmedi Nejad varoşları organize gücün merkezini güçlendirsin diye organize ediyor, yoksul halkı kendi arabasının arkasından koşturtuyor ve onlar da koşuyorlar, bir birlerini itekleyerek, bir birlerine omuz atarak, gürültü patırtı kopararak, toz toprak içinde! Ahmedi Nejad sürekli cihat içinde olan sultanlar cinsindendir. O merkezin servetini, sınırların imarı için değil, sınırları yeniden ele geçirmek için ve kulluk halkasına eklemek için boşaltır. O düzenin mühendisidir; ama İslam hükumetinin ilk başındaki mühendisler gibi değil, hani mollaların hizmetine girdiler yapıcı olsunlar ve teknoloji ile imanın birleşmesinin mucizesini gözler önüne sersinler diye! Önce teknik imanın hizmetindeydi. Ahmedi Nejad konu olunca iman kendisi bir teknik konu olur. O doktor-mühendis olmuş bir remmaldır[2]! Onun kafasında cin ve atom, mucize ve santrifüj, miraç ve füze yan yana dizilmişler. Ahmedi Nejad herkese ders verir, o anasının gözüdür, mollaların meclisinde bile din dersi verir, ayı oynatanın yanında külhanbeyidir!

Ahmedi Nejad rezilliğin ve saflığın birleşimidir. O bizim kültürel özelliklerimizin en kötülerini kendinde toplamış, bu nedenle de bizden biri gibi görünür! Yalan söyler, çoğu zaman da dürüstçe yalan söyler! Abartır, kurnazdır, nerede eksik getirirse kurnazlığı ile kapatabileceğini düşünür. Bizim hepimizin içinde birazcık Ahmedi Nejad var ve kendini gösterir. Ahmedi Nejad hakaret eden bir hakirdir, küçük düşüren bir küçük düşürülmüş! İçi nefretle dolup taşmakta ama kerameti var! Kendi nefret konusuna baktığında sanıyor ki peygamberdir, seçilmiş ki onu dalaletten kurtarsın!

Ahmedi Nejad moderniteye sıçramış gelenektir. O bizim modern geri kalmışlığımızın ve geri kalmış modernitemizin simgesidir. O kültürel yenilginin bildirgesidir. Ahmedi Nejad bizim ciddi olmayışımızın göstergesidir. O Kum şehrindeyken, ışıktan bir hale beni çevreledi[3], dediğinde, Hücetülislamlar bu hücceti ciddiye almaları gerekirdi, başlarındaki sarığı yere çarpıp, gömlek yırtmaları, onun giysilerini yırtıp her bir parçasını teberrük diye kapışmalıydılar. O, mutfakta atom enerjisine ulaştığını söylediğinde[4], okullar ve üniversiteler kapanmalıydı ve kapılarına “Bu virane yer yeniden bildirilinceye kadar kapalıdır” yazmalıydılar ve öğretmenler utançlarından yüzlerini kapatmalıydılar. Ahmedi Nejad bizden biridir. Onun yandaşları da bizim vatandaşımızdır. Ahmedi Nejad ile bazı muhalif grupların liderleri arasında pek o kadar önemli bir fark yok. İran aydınlarında bir çeşit Ahmedi Nejadizm var. Saçmaladığı zaman, çok gayrı ciddi olmakla birlikte, çok ciddileşir. Ahmedi Nejad İslam Cumhuriyeti’nin “halkçı” yanıdır. Bir yan ki eleştirmenlerin birçoğu onu görmüyorlar, çünkü devleti eleştirmekten toplumu eleştirmeye varamamışlar daha ve devlet ile toplumun el birliği ve yön birliğinden gafiller. Şimdi her şey komplo ve darbe ile açıklanmakta. Boyutlarını bilemediğimiz bir sahtekarlık olmuş. Bu dinci popülist faşizmi gözden kaçırmamak için, her şeyi sahtekarlık ve darbe üzerine kurmamak için, Ahmedi Nejad’ın oyu 1 milyon olsa dahi, dinci faşizmin toplumsal köklerini ciddiye almalıyız.

Küçük insanların gölgelerinin büyüdüğü ülkelerde güneş batmak üzeredir.

Hiçbir sermaye akıl gibi ve hiçbir yoksulluk cehaletten daha büyük olamaz. Ben karanlıkla savaşmak için kılıç çekmem, ışık yakarım!

(Farsçadan çeviri: h.h., Kaynakça, Afgan haber portalı Nigam, 28 Mart 2016)

[1] İslam Cumhuriyeti’nin milis kuvveti. Çoğu yazıp okuması olmayan lümpenlerden oluşmuştur.
[2] Remil atan falcı.
[3] BM konuşmasını yaparken etrafını nurdan bir halenin sardığını ve BM’te herkesin onu hayranlıkla dineldiğini söylemişti.
[4] Ben mutfağımda atom enerjisi ürettim, demişti.

Ahmedi Nejad (sağdan ikinci) ve yolsuzlukla suçlanan siyasiler mahkeme salonunda. Onun sağındaki ve solundaki hapishaneye atıldı.

Ahmedi Nejad (sağdan ikinci) ve yolsuzlukla suçlanan siyasiler mahkeme salonunda. Onun sağındaki ve solundaki hapishaneye atıldı.

Şeyh Bedreddin Destanı’nı Farsça’ya çevirdim

İlk çevrimi 1980 yılında, İran’da Şiraz Üniversitesi Çocuk Hastalıkları’nda uzmanlık eğitimimi yaparken Hafız Hastanesi’nin hasta anamnez kağıtlarında başladım. Sonra araya yıllar girince unutuldu gitti. Bu yıl Mart ayında yeniden çevirmeye karar verdim. Eski notlarımı düzenlerken unutmuş olduğum bu çeviriyi bulduğumda pek sevindim. Çeviri tonu ve sözcükler hemen hemen aynıdır… ufak tefek farklılıklar var tabii… Aşağıda veriyorum…

Farsçasını görmek ve okumak için aşağıdaki (Şeyh Bedreddin Destanı) kırmızı bağlantıyı tıklayın!

حماسه شیخ بدرالدین سیماوی

 

Şeyh Bedreddin çevirim-el yazım- yıl 1980-Şiraz-İran

İran sineması bir ustasını daha yitirdi!

‫جمشید مشایخی درگذشت‬‎ ile ilgili görsel sonucu

İran’ın sinema ve tiyatro dünyasının tartışmasız ustalarından Cemşid Meşayéxi hayatını kaybetti. 27 Kasım 1934 yılında Tahran’da dünyaya geldi. İlk kez 1963 yılında Hejir Dariyuş’un yönettiği Yılan Kabuğu adlı filmde rol aldı. Bir yıl sonra İbrahim Golestan’ın yönettiği Kerpiç ve Ayna’da oynayan sanatçının İran sinemasındaki ona özgü yerini sonsuza kadar Mesut Kimiyai’nin yönettiği Saray adlı filmdeki Han Dai rolüyle olmuştur. Fecr Film Festivali, 6. Ölümsüz Çehreler kapsamında İran sanat dünyasının ölümsüz çehresi olarak seçilen Cemşit Meşayéxi 1996 yılında Paris’te elli yıl sanatsal faaliyetinden dolayı takdir edilmiştir. Devrim öncesinde Dariyuş Mehrcui (İnek), Behmen Fermanara (Şazde İhticap), Ali Hatemi (Sahipkıran Sultanı) ve Nasır Takvai (İlenç) gibi önemli yönetmenlerin filmlerinde rol aldı. Devrim sonrasında Kasımpatı ve Kemalülmülk adlı filmlerdeki oyunlarıyla 1984 yılında İran sinemasının prestij ödülü olan Billür Simurg ödülünü kazanmıştır. Onlarca tiyatro oyunu ve sinema filmi ve TV dizisinde ölümsüz roller ifa eden Meşayéxi Tahran’da hastalığı nedeniyle bulunduğu hastanede kalp krizi sonucu 2  Nisan 2019 tarihinde 85 yaşında hayata gözlerini yumdu.

‫جمشید مشایخی درگذشت‬‎ ile ilgili görsel sonucu

Meşayéxi-solda oturan