kadife bir çift kılıç

fine art of lips ile ilgili görsel sonucu
credit goes to Christo Dagorov http://www.christodagorov.com/index.php

 

kadife bir çift kılıç kayar
kadife bir çift kılıç dudaklarımda ölmeyi unut
kadife bir çift kılıç kelebeklerim tutuşur

ben bu sokaktan geçmeyeli kırk yıl olmuş
çağırma beni
dağıtma zihnimi örten karın uykusunu
bu ağaçlarda serçeler susalı kırk yıl olmuş
içimin cemresi düşmez
çağırma beni
ben bu sokaktan geçmeyeli kadife bir çift kılıç

gece hep bindallı bir öpücükle uyanırmış hünnap
beyhudeymiş gözümün kararması bir çift kılıç

öyleyse söyle bana
kim terk edilmemiş yazgısında
kim sevdayı siper etmemiş ölüme
kim diliyle işaretlemiş de ağzı şarap tatmamış kılıç

kadife bir çift kılıç kayar boynumdan
kadife bir çift kılıç sütsüz yeşil
kadife bir çift kılıç kılıç sabahlayalım!
(dil açmalarım, h.h.)

ben sana ihanet eden son Yahuda!

2013-01-23-16-41-24
Boğaz’dan geçiş-1, h.h.

Sanki hep aksak bulutlar vardı. Hep eksik yağmurlarda sevindik. O kalaycı çingene demişti: “senin hikayen başlamadan bitecek!”

Sen de bana yalanı öğrettin. Korkularını kapının öte yanına kovduğunu düşündüğün yalanlar. Ama her yalanla alevlerini yitirmeye yüz tutmuş tapınak mumları gibi biraz daha eksiliyordun ve ben alev püsküren ejderha ağzımla geliyordum. Sen de yok olmak için geldiğinde, püskürttüğüm ateşle önce seni küle çeviriyordum ve sonra küllerimizde uzanıp gözlerimizi kapatıyorduk. Gözyaşlarımız gözlerimizin derinlerine geri akıyordu. Güneş doğduğunda senin küllerinin sunağında kurban gidiyordum.

Biz tekrarlanan söylenceydik; izini kendi içlerindeki sarsıntılarda yitirmiş kavimlerin söylencesi. Öyle sokuluyordum ki memelerinin acısına; yangın yemiş anızlar arasında kıvranıp süzülen öksüz bir yılan gibi… Sokacak kimseyi bulamazken gözyaşlarımız birbirine karışırdı. Biz zehir akıtan dişlerimizi kendi etimize geçiren yalnız yılanlardık. Ateş çemberiyle kuşatılmış öfkesinde suskun akrepler!

Sen bende bir cinayet işledin. Bunu şişedeki son şarabı kadehe doldururken biliyordun. Benim denizlerimde günbatımını beklerdin. Sahilimde durup izledin. Ölü balıkların dansı olmaz. Bunu biliyordun. Attığın çığlıkların durdu duracaktı. Dudaklarımdan öptün. Gülümsedin. Bir katil kurbanını nereye kadar izleyebilir? Nereye kadar öper onu? İpuçlarını teker teker yaktın. Tanıklarının ayaklarına kayalar bağlayıp denizlerime attın. Ben senin cesedin, senin suç ortağın, senin cinnetinin alevli dansı, senin rüya gören sol gözün ve ağlayan sağ gözündüm. Ben sana ihanet eden son Yahuda!

(h.h.)

2013-01-23-16-50-50
Boğaz’dan geçiş-2, h.h.

Suyun ayak sesi

Sohrab Sepehri’nin en uzun şiiri:
(Sohrab çevirim baskıya girdi…: yalnızlığımın çinisi)

‫نقاش های سهراب سپهری‬‎ ile ilgili görsel sonucu
Sohrab Sepehri’nin tablolarından.

Kaşanlıyım
fena sayılmaz yaşamım…
bir parça ekmeğim, bir parça zeka, iğne ucu zevkim var
bir anam var yapraktan daha iyi
dostlarım var akan sulardan daha hoş
ve bir tanrım var buralarda bir yerde
bu şebboyların arasında, bu uzun çamın altında
suyun bilinci üzerinde, yasasında bitkilerin.

ben Müslümanım
kıblem bir kızıl gül
namaz yerim pınardır, alın koyduğum yerse ışık.
ovalardır seccadem.
ben pencerelerin kalp atışıyla alırım abdesti
namazımda ay akar
onda ışık tayfı akar
namazımın arkasında taş görünür
namazımın tüm zerreleri billurdan
ne zaman ki rüzgar servilerde ezan okur
kılarım ben namazı
ben namazı otların tekbirinden sonra
dalgaların kad-kametinden sonra kılarım
Kabe’m su kenarındadır
Kabe’m akasyaların altında
Kabe’m benim bir meltem gibidir
bahçeden bahçeye, şehirden şehre gider
benim Hacerül Asved’im bahçenin aydınlığıdır.

Devamı »

sitemizin ziyaretçi durumu!

Sitemizin istatistik durumu hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.

Geçen sene sitemiz 5 yılını doldurdu. Bu süre içinde toplam 111,832 kez başvurulmuştur. Şu anda sardunyalar.com‘u 1201 kişi doğrudan takip etmekte. Takip eden ve tıklama sayıları yıllara göre aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.

sardunyalar-1

 

Ülke (ilk 10) Tıklama Sayısı
Türkiye 36852
Almanya 955
Amerika 875
Rusya 607
Azerbaycan 540
İngiltere 218
Hollanda 187
Fransa 183
İsviçre 140
Avrupa Birliği 125

Nice paylaşımlarda buluşmak üzere!

h.h.

 

sor bana!

sen!
şimdi ayağa kalk
kalk ve sor bana!
neden ölüler gibi suskundum?
şehir yanarken,
ev yanarken,
kardeş yanarken,
havuzdaki balıklar yanarken ve denizdekiler
ormanlar yanarken ve ırmak kıyısındaki yosunlar?
 
kalk ve sor bana!
ben ki seninle aynı döl yatağını aynı anda paylaşanım
ben ki senin ciğerlerinle soludum
başımı senin koyduğun yastığa koydum
senin sevdiğin kızı sevdim
ve senin sevdiğin toprağı
ve seninle aynı şarkıyı söyledik sokaklarda
ve aynı dağın zirvesinde şafağa şiir yazdık
 
kalk şimdi sor bana!
neden
neden ölüler gibi suskundum?
ben ki senin aynanım
elbet yanıtını bulacaksın…
ve unutma
sıktığın yumruğun avucunu kanattığında benim canım yanacak…
 
şimdi kalk
ve pencereyi aç ve bak!
kar yağıyor
dinle suskuyu
her suskunun altında yeşerecek taneler var
o patlayan volkan da suskundu bir gün!

h.h.
08/01/2017