Feryadıma yetiş saki!

İran Kürt Dervişlerinden Mastur grubunun (Baba Yadigar Dergahı) bir icrası… şiirler Farsçadır. Çevirisini altta veriyorum! İyi dinlemeler!

Hicrinde ağladım durdum feryadıma yetiş saki
Böyle sarhoş gezer dururum soluğum kesildi saki
Ver şarabı soluklanayım perişan haldeyim saki
Bu boş kadehten doluyum
Feryadıma yetiş saki, Feryadıma yetiş saki
Benim o biçare, deli, rüsvaların rüsvası
Akil değilim, kâmil değilim benim o şeydaların şeydası
Benim aşağı sensin yukarı, benim kul sensin Mevla
Bu vadide, bu çölde benim Mecnun sensin Leyla
Benim Mecnun sensin Leyla
Hicrinde ağladım durdum feryadıma yetiş saki
Feryadıma yetiş saki
Bu dertte ve bu hicranda o dilberden başka istemem
Kevser badesinden başka ilaç istemem
Sakiden ve kadehten başka tabip bilmem
Feryadıma yetiş saki, feryadıma yetiş saki
Perişan halde benim tutsak bu zindanda
Yanan kalbimden çığlık atarım dertle gözyaşıyla doluyum
Kafir değilim küfür söylemem
Feryadıma yetiş saki
Uyanıklıktan ve sarhoşluktan Tanrıyı görürüm her an
Feryadıma yetiş saki
Gel ey saki ki can üzgün ve yalnızdır
Medet eyle cansız canıma
Senden başka yol bilmem
Ki ben devranın Mecnun’uyum
Feryadıma, feryadıma yetiş saki

(Farsçadan çeviri: h.h.)

evim bulutludur!

Daha önce Kamkaranların söylediği bestede alt yazı olarak verdiğim Nima Yuşic’in “Evim bulutludur” adlı şiiri bir bütün olarak yeniden veriyorum…

“Evim bulutludur” çağdaş Farsça şiirin teorik temelini atan ve ciddi örneklerini veren Nima Yuşic’in (11 Kasım 1897, Yuş, Mazenderan, İran- 3 Ocak 1960, Şemiran, Tahran, İran) musikisi, dize bölünmeleri, imgeleri ve içerik zenginliği açısından önemli şiirlerinden biridir.

Onun 120’nci doğum günü nedeniyle çevirerek yayınlamak istedim.

Evim bulutludur
Baştan başa dünya da onunla bulutludur…

Uçurumun zirvesinde
Dağılmış, harap ve sarhoş rüzgâr
Dönüp durur
Baştan başa dünya da onunla paramparça
Ve benim hislerim de onunla harap!

Aaaay neyzen!
Sen ki neyinin sesi alıp götürmüş seni yoldan uzaklara
Neredesin?

Evim bulutludur fakat
Bulutun yağası tutmuştur!

Elimden uçup giden aydınlık günlerimi düşlerim
Güneşe karşı durmuş
Seyrederim sere serpe denizi
Ve bütün dünya harap ve darmadağındır rüzgardan

Ve yolda,
Durmadan neyine üfleyen neyzen
Bulut kaplı bu dünyada
Önünde gideceği yolu…

Sardunyalar

“Evim bulutludur” çağdaş Farsça şiirin teorik temelini atan ve ciddi örneklerini veren Nima Yuşic’in (11 Kasım 1897, Yuş, Mazenderan, İran- 3 Ocak 1960, Şemiran, Tahran, İran) musikisi, dize bölünmeleri, imgeleri ve içerik zenginliği açısından önemli şiirlerinden biridir.

Onun 120’nci doğum günü nedeniyle çevirerek yayınlamak istedim.

View original post

Şirazlı Hafız’dan bir gazel!

Şükürler olsun Tanrı’ya meyhanenin kapısı açıktır
Zira benim niyaz yüzüm onun kapısındadır

Küpler tümü coşkuda kaynamada sarhoşlar
Küplerdeki mey gerçektir ne mecazdır

Onda tümü sarhoşluktur ve gururdur ve kibir
Bizde tümü biçarelik, acz ve niyazdır

O sırrı ki gayrına söylemedik söylemeyiz biz
Dostla söyleşiriz ki o mahrem-i gizdir

Cananın saçının kıvrımının şarhı ne mümkün
Sözü kısa kesemezsin ki bu öykü çok uzundur

Şahin gözlerimi kapattım ben bu cihana
Çünkü gözlerim bir tek senin yüzüne açıktır

Senin sokağının Kabe’sine kim gelirse
Kaşlarının kıblesinde durursa o namazdır

Ey meclislilerim zavallı Hafız’ın yüreğinin yangısını
Mumdan sorun ki kalbi hep alevdir hep alazdır

Ferşçiyan
Minyatür: Mahmud Ferşçiyan, İran.

Afgan şair Halide Furuğ’dan bir şiir

ben denizi deneyimledim
ve ellerim fışkırır
zamanın ellerinden
gözyaşı sokaklarında dolaşırım
ışığı öyle ararım ki
tırnaklarımdan kelebekler uçar

benim kırılmaya isteğim yoktur
rüzgar ve fırtına oburları sofra sererler
vatanları yoktur
ve bir gövdeleri
sade ve bencil oyuncular
boşunalık toplarlar
Mat’a Kiş dedikleri
satranç gibidir dilleri

ben bu yolculukta dikenliklere varmışım
eteğimin erguvan bahçesi tutsaktır
ey bahar
hüzünlerinin çiçeklenmelerinden şarkılar getirirsin
ey aydınlık mevsim
acaba
sesinin sevecen ebemkuşağıyla
yürekler arasında
duvar ören
çelik çizgileri
koparmaya
gücün yetmiyor mu?

yıldız çağırırsan
basamak basamak yükselirim
ve gökyüzünün hayallerine dokunurum
ben o kiraz dolu ağacım 
akkavaklar kuşkuyla bakarlar bana
ve ikrahla konuşurlar benimle
kendi köklerime dönersem şayet
yağmur
sadece yağmur uyanık kalır aklımda…

(Darice/Farsça’dan çeviri: h.h.)

Halide Furuğ
Afgan genç yeteneği Halide Furuğ, 1970, Kabil.

Yayınlanmış olan şiir kitapları:
– Mitra’nın ayaklanması
– Şimşek mevsimine bir pencere
– Fener kuşağının ellerinin kaderi
– Düş ve anı caddelerinde
– İkindi saat beşte hep

böyle dedi!

yağmur değilsen sevdiğim,
bir ağaç ol
dalları meyve dolu bir ağaç…
şayet ağaç değilsen sevdiğim,
bir taş ol
baştan başa ıslak bir taş…
şayet bir taş değilsen sevdiğim,
dolunay ol
sevdanın rüyasındaki bir ay…
böyle dedi bir kadın 
oğluna cenazesinin başı ucunda!

‫إذا لم تكن مطراً يا حبيبي كن شجراً مشبعاً بالخصوبة‬‎ ile ilgili görsel sonucu

Şiir: Mahmud Derviş
(uzun bir şiirden kısa bir icra)

Arapça-Farsça’dan çeviri: haşim hüsrevşahi

Ey Hüzünlü Doğulu!

Bu şarkıyı Furuğ Ferruhzad’ın evlatlık edindiği Hüseyin Mansuri ile Eendo, Feridun Ferruhzad’ın anısına söylemişler. Bir Yunanistan melodisinin üzerine İrec Cenneti A. sözlerini yazarak aranje etmiştir. İlk kez Feridun Ferruhzad tarafından seslendirilmiştir.

Şiir: İrec Cenneti Atai

Ey hüzünlü doğulu, güneş seni görünce
Yağmurlu şehirde senin rayihan yayıldı
Gece yolunu kaybetti senin saçlarında
Özgürlük güneşi senin gözlerinde güldü

Okumaya devam et “Ey Hüzünlü Doğulu!”