Ev Karadır filmindeki Furuğ’un seslendirdikleri…

Yönetmenliğini yaptığı Ev Karadır filminde

Furuğ Ferruhzad’ın seslendirdiği metnin

tümünü aşağıda veriyorum *:

 

cehennemde kimdir tanrım sana şükürler diyor?‫فروغ فرخزاد‬‎ ile ilgili görsel sonucu
cehennemde kimdir?
senin adını ey yücelerin yücesi şarkılayacağım,
senin adını on telli utla çalacağım
çünkü çok tuhaf ve korkunç yapılmışım.
 
kemiklerim senden saklı değildi gizlide oluşuyorken
ve ben yerin en dibinde biçimleniyorken …
senin defterinde benim bütün organlarım yazılmıştır
ve senin gözlerin benim ceninimi görmüştür
ey yücelerin yücesi!
senin gözlerin benim ceninimi görmüştür

Okumaya devam et “Ev Karadır filmindeki Furuğ’un seslendirdikleri…”

evim bulutludur!

“Evim bulutludur” çağdaş Farsça şiirin teorik temelini atan ve ciddi örneklerini veren Nima Yuşic’in (11 Kasım 1897, Yuş, Mazenderan, İran- 3 Ocak 1960, Şemiran, Tahran, İran) musikisi, dize bölünmeleri, imgeleri ve içerik zenginliği açısından önemli şiirlerinden biridir.

Onun 120’nci doğum günü nedeniyle çevirerek yayınlamak istedim.

keşke özgürlük bir şarkı söyleseydi!

ahmed şamlu ile ilgili görsel sonucu
Ahmed Şamlu ve eşi Aida

Ahmed Şamlu’dan iki yeni çevirim:

1- keşke özgürlük!

keşke özgürlük ufacık bir şarkı söyleseydi,
bir kuşun gırtlağı gibi
hiçbir yerde hiçbir yıkık duvar kalmazdı
algılamak için uzun yıllar gerekmezdi
her virane insanın yokluğuna bir işarettir çünkü
insanın varlığı imardır çünkü…

bir ömür kan damlayan bir yara gibi
bir ömür kuru bir acıya çırpınan bir yara gibi
bir narayla gözlerini dünyaya açan
bir nefretle kendinden olan

büyük kayıp böyleydi
viranenin öyküsü böyleydi
ah keşke özgürlük bir şarkı söyleseydi ufacık,
bir kuşun gırtlağından da küçük hatta!

2- sanırım

sanırım
kalbim benim asla
böyle sıcak ve kızıl olmamıştı hiç

Okumaya devam et “keşke özgürlük bir şarkı söyleseydi!”

dört şiir…

çingene falı ile ilgili görsel sonucu

Nida Ekberi’den dört şiir

1-

ikicanlı çingene
tuzlu suda
rüzgâr,
oğlan olacak
diyor
yapraklara dövme yapıyor
dalları yakıyor.

şayet oğlan kurban edilirse
dur duraksız meltem
kulaklarına tek gecelik iki hilal takacak…

eğer oğlan kurban edilirse
şaşkın rüzgâr
yağmur kandilleri yağdıracak yeşil kertine

eğer oğlan kurban edilirse
son fırtına
dolunayı evinin kapısından çalacak

oğlan kurban edilirse eğer

2-

gecenin kıyısında ağladım
ve yıldızılar gözyaşlarımla söndü
evi kara perdeler ezalı eder
ve iğdiş rüzgâr susuz iklimlerden su alır
ağaçlar
sanki terk edilmiş dar ağaçlarıdır
su unutulmuş bir rüya
ve kadınlar karanlığın tılsımında

3-

yağmur yağıyor
adamın parmakları uyuşmuş
ve kuş her zamankinden daha şen şakıyor
belirgin mavi sözcükler kadının geçiyor kalbinden

sabahın aynasında yinelenme
ve yarının duvarlarında yorgunluk
kimsenin söyleyecek bir şeyi yoktur
cadde başka bir günbatımından ıslaktır
ve benim gözlerim bulutların öte yanını ağlar
eski saatleri taraçaya diziyorum
artık toz olmayacak bir daha

4-

senin bakışlarında düşler uykudan sıçrıyor
avlu boy atıyor
ve yıldızlar serpiliyor

ikindi pencerelerinde bir adam sevdalı söylüyor
güneşin battığı duvarın yanında ağlıyorum
saçlarımı rüzgâra asıyorum
bin kelebek
bin şarkı adıyorum yalnızlığın türbesine
ve senin gözlerin çerçevesinde göz kırpıyor
göz kırpıyor.

(Dolunayda Kızıl Tef Çalan Kadınlar, İran kadın ozanlar seçkisi, Farsçadan Çeviren: Haşim Hüsrevşahi, Totem Yayınları)

namlılığa övgü

Aziza Yusofi’ye

Soğuk toprağa ve işaretlere

 

ayyyyy Suna Hanım
lalelerin çıkmaz sokağında senin ağzın güzel bir tımarhaneydi
panteri üstten bağladın ve dolunayı yazdım
meme işte bahçenin bu beyaz boru çiçeği ve sütüm helal
tamam dedim
ilaç yerine Yusuf yedirdiler bana           gömleğimden bayrak kestiler     büyüsüz                       unuttum üfürüğü yazık!
küpelerin yakutlarının minnetine tutuldum

Okumaya devam et “namlılığa övgü”

Furuğ’un oğlu Kami’den bir şiir

Eğitimi resim üzerine olan Kamyar Şapur’dan üç şiir kitabı yayınlanmıştır. Kendi deyişiyle “yayınlanır, raflarda kalır, bir daha yeni baskıya gidilmez!” Aşağıdaki şiir Aşk Metalden ve Hoş Kokulu Altın Işıltılardan Bir Heykeldir kitabından alınmıştır.

kamyar-2 kamyar-3
çimenlik
düşlerden yorulmuştur
yeşil bitkilerin düşlerinden

ben gözerimini uçuk renkli kalemlerle
çiziklerim
gözyaşlarım doluşur gözlerime
kalbimi eski bir bavul gibi
yeşil kadife kumaşa sararım
uykusunda…

bir zamanlar bir kız vardı
bir anı vardı
ve güneşli sokaklar
ve çimenliğin yeşil suskusu
ve uçuk mavi gökyüzünün nemi
ve cebimde siyah beyaz eski bir aile fotoğrafı

Okumaya devam et “Furuğ’un oğlu Kami’den bir şiir”

Suyun ayak sesi

Sohrab Sepehri’nin en uzun şiiri:
(Sohrab çevirim baskıya girdi…: yalnızlığımın çinisi)

‫نقاش های سهراب سپهری‬‎ ile ilgili görsel sonucu
Sohrab Sepehri’nin tablolarından.

Kaşanlıyım
fena sayılmaz yaşamım…
bir parça ekmeğim, bir parça zeka, iğne ucu zevkim var
bir anam var yapraktan daha iyi
dostlarım var akan sulardan daha hoş
ve bir tanrım var buralarda bir yerde
bu şebboyların arasında, bu uzun çamın altında
suyun bilinci üzerinde, yasasında bitkilerin.

ben Müslümanım
kıblem bir kızıl gül
namaz yerim pınardır, alın koyduğum yerse ışık.
ovalardır seccadem.
ben pencerelerin kalp atışıyla alırım abdesti
namazımda ay akar
onda ışık tayfı akar
namazımın arkasında taş görünür
namazımın tüm zerreleri billurdan
ne zaman ki rüzgar servilerde ezan okur
kılarım ben namazı
ben namazı otların tekbirinden sonra
dalgaların kad-kametinden sonra kılarım
Kabe’m su kenarındadır
Kabe’m akasyaların altında
Kabe’m benim bir meltem gibidir
bahçeden bahçeye, şehirden şehre gider
benim Hacerül Asved’im bahçenin aydınlığıdır.

Okumaya devam et “Suyun ayak sesi”