Turunç
Söyleyen: Muhsin Namcu
Şiir: Hacevi Kirmani ve Şirazlı Hafız
Farsçadan çeviri ve düzenleme: Haşim Hüsrevşahi
Söyleyen: Muhsin Namcu
Şiir: Hacevi Kirmani ve Şirazlı Hafız
Farsçadan çeviri ve düzenleme: Haşim Hüsrevşahi
Hileyi bırak sen ey âşık divane ol divane ol
gir kalbine alevlerin pervane ol pervane ol

Kenizu, İran kısa öykülüğünde adından söz ettiren Moniru’nun dikkat çeken ilk öyküklerinden sayılır. Moniru bu öykülerde doğup büyümüş olduğu Körfez kenti Buşehr’i öyküler… Daha fazla bilgi için buraya tıklayınız! Bu öykü hazırlamış olduğum İran Kısa Öykü Antolojisi’nin ilk baskısında yer almıştır. (h.h.)
Kenizu ölmüştü. Meryem caddeye indiğinde, Tevekkülü Meyhanesi’nin adamlarını gördü; bacağı su arkından dışarıya, caddeye sarkan kadını çekiyor, gülmekten katılıyorlardı. Meyhane, Meryem’in okulunun önünden geçen caddedeydi. Okul zili çalınca çocuklar caddeye dökülürdü. Yöre kasabalarının kadınları, dolu fileleriyle pazardan gelir, meyhanenin yanından geçerken tükürür, yollarını değiştirirlerdi. Meyhanenin önünde, geniş, toprak bir meydan vardı. Günbatımlarında, adamlar, o meydanın çevresinde öbek öbek olur, otururlardı. Şişenin ağzını, ayasıyla temizler, bir kese kâğıdı dolusu fıstıkla günün yorgunluğunu çıkarırlardı.

Mirza Ali Ekber Sabir’den bir şiir
(1905-1911 yılları arasında Azerbaycan Türkçesiyle, sosyal eleştirel ağırlıklı satirik üslupla yazılmış Hophopname’den alınmıştır!)
Millet nasıl talan olur olsun ne işim var?
Düşmanlara muhtaç olur olsun ne işim var?
Bırak ben tok olayım başkalarıyla işim ne
Dünya ve cihan aç olur olsun ne işim var?
İran Yazarlar Birliği kurucu üyesi, eski Yönetim Kurulu Başkanı, İYB’nin yayınladığı ünlü 134 imzalı metinde yer alan, Kürt halkının yetiştirdiği yetkin yazar, uslanmaz mücadeleci, İran’ın özgürlüğü, refahı, bütünlüğü ve halkların mutluluğu için bir ömür emperyalizm ve gericiliğe karşı savaşan, hapis yatan, işkenceler gören ancak susmayan, oturmayan bir yazar, bir aydın, bir kültür insanı…
Kendisi hakkında ayrıntılı bilgileri daha sonra burada yazmaya çalışacağım…


Ne zaman doğdum topraklar, Tebriz aklıma gelse, ne zaman bu uzun sürgün yılları omuzlarımda ağırlığını hissettirse, bu Kaşkai ezgisini dinlerim… susamışken peş peşe içilen acı şarap gibi… (h.h.)
Bu yol géder Tebrize, qend atın rize rize… Xudam bir yol vér bize, biz gédek ölkemize!
(Bu yol gider Tebriz’e, kesme şeker atın ufak ufak… Tanrım bir yol ver, biz gidelim ülkemize)
Eski bir Eskimo şarkısı. İngilizceden çevirdim.
Never Cry Wolf filminin son sahnesi eşliğinde!
Kanadalı bir Yerli’nin şiirlerinden birkaçını İnglizce orijinal dilinden çevirdim… Çizdiklerinden de örnekler veriyorum!
hatalarım affola…
haşim hüsrevşahi


Idaho’daki Şoşon yerleşim merkezindeki Kızılderililerden ve Saliş kabilesinden olan Saran Stump 1945 yılında Wyoming’de dünyaya geldi. Küçük yaşlarda hikayelere ilgi duyardı. Daha çocukken manav kese kağıtlarında resim çizmeye ve daha sonraki yıllarda ise, Allan Houser ve Quinchy Tahoma gibi güney batının yerli ressamlarına ilgi duymaya başladı. Kendi anlatısına göre; “Eski resimleri ve çizimleri anlamaya başladım ve giderek onların çok daha anlam ve hayat dolu olduklarını fark ettim. Bunları bana açıklayan resimler ve Kızılderililer benim gerçek öğretmenlerimdir, diye düşünüyorum.”
Görsel rivayetlerin ilk yazısında bu projenin yaratıcısı hakkında bilgi vermiştim. Gözden geçirmek için lütfen buraya tıklayın. BU projeden aktardığım ikinci rivayet Furuğ’un ölümüyle ilgiliydi ve üçüncüsü ise Samed behrengi‘nin Aras Nehri’nde boğulmasını konu almıştı. Bu tarihi tanık olarak görsel anlatıların dördüncüsü İran’ın Devrimci hareketinin parlak yıldızlarından Bijen Cezeni ve arkadaşlarının ölümü hakkındadır. Bijen Cezeni’nin silahlı grubu Puyan grubuyla birleşerek Şah rejimine karşı ilk silahlı gerilla mücadeleyi başlatan örgütü oluşturmuşlardı. Siyahkel Ormanı silahlı mücadelesi (1970) sonrasında İran Halkı Fedaileri Örgütü kuruldu (1971).

20 Nisan 1975 Pazar günü İran gazeteleri en önemli başlıklarından birini atıyorlardı: “9 mahpus hapishaneden kaçarken öldürüldüler!” Haberin devamında şöyle yazılıyordu: “Bu mahpuslar, bulundukları hapishaneden başka cezaevine intikal ettirilirlerken kaçmaya teşebbüs etmişler ve hepsi öldürülmüşlerdir! Öldürülenlerin adları şöyledir: Mohammed Çupanzadeh, Ahmed Celil Efşar, Aziz Sermedi, Bijen Cezeni, Hasan Ziya Kelanteri, Kazim Zulenvar, Mustafa Hoşdel, Meşuf Kelanteri, Abbas Sureki. (İttilaat Gazetesi)
Okumaya devam et “o tepelerde neler oldu? Görsel rivayet -4-“