Samed Behrengi çevirilerimin yeni baskıları Can Çocuk’tan çıktı!
Resimdekiler eski baskılar :))

Soru budur: Din devleti mi, sosyalizm mi?
Rusya’da 1905’te meşrutiyet ilan edildi. Çarlık büyük darbe aldı ve Duma kuruldu. Lenin’in başını çektiği Sosyal Demokratlar (Marksist sosyalistler) toplumsal hareketi sosyalist devrime yönlendirme mücadelesine giriştiler. Rusya’nın kapı komşusu İran’da Meşrutiyet Devrimi 1906’da patlak verdi. Devrimin başını çeken, hep devrimlerin kaynağı olan Tebriz’di. Nitekim Sattar Han ve Meşrutiyet Mücahitleri bu şehirde örgütlendiler, silahlandılar ve derebeylik düzenine karşı silahlı mücadeleye başladılar, meclisi olan, anayasası olan bir düzen istediler. O yıllarda devrimin 3 ana akımı vardı:
1- Meşrueçiler: Bunlar İran’da şeriat rejiminden yanaydılar ve her türlü demokratik harekete karşı şiddetle karşı koyuyorlardı. Ellerindeki “İslam dini elden gidiyor!”, “Kâfirler ülkeyi ele geçiriyor” silahlarıyla halkı kendi peşlerinde sürüklüyorlardı. Şeyh Fazlullah Nuri bu grubun simge lideriydi. Müslüman Kardeşler, Nevvab Safavi gzizli silahlı grubu ve buna benzer gruplar daha sonra Nuri’nin görüşlerini ve yolunu izlediler. Bunlar Rus işgal kuvvetlerinin en sadık destekçileri ve işbirlikçileriydi.
Almanya’nın Emperyalist sermayesinin besleyip siyasi erkin tahtına oturtulan Adolf Hitler’i alkışlayan “Yığın”, “Halk”, Hitler’in “Benim üstün insanım” dediği milyonlar… Bu tablo, kandırılmuış halk nasıl kendi celladını alkışlar gerçeğinin en unutlmaz örneğidir! Ama esas soru şudur; Hitler’in faşist devletinin arkasındaki o Savaş sermayesi, fabrikları ve güçleri kimlerdi? İnternette Hitler’i destekleyen sermaye diye yazdıldığında, ya da Hitler ve dev tröstler yazdıldığında bile birçok gerçek ortaya saçılıyor! Sermaye kriz dönemlerinde faşistleri işbaşına getirir ve savaşlarla ölümden kurtulmak ister. Sermaye kar uğruna kendi halkını bile göz kırpmadan kılıçtan geçirir! Hitler ve ikinci dünya savaşının ve bütün saldırgan savaşların temelinde bu örtülüp bastırılamaz gerçek yatmakta! Ancak her şeye rağmen sonunda ölüp yok olacak olan insanları ölüme sürükleyenler olacaktır!

Bu resmi ne zaman görsem yüreğime tanımsız bir acı, bir sızı iner. Gurur dolu bir sızı. Ah ne güzel böyle güzel insanlar var bu çirkinliğe boğdukları dünyada. Ne zaman bu resmi görsem bir şiir fısıldar kulağımda, kulağımda tefler çalar, bir keman sesi yükselir. Bu resmi ne zaman görsem demir demir üstünde kayar, kırbaç et üstünde şaklar, bayrak rüzgarda, bulut, sis ve köpüklü deniz dalgalanır, ağaçlar birden çiçeğe oturur, gözyaşları tersine akar. Bu resmi ne zaman görsem…
söyleyen: Abadan Halmedova (Türkmenistan)
güneş batarken o kuş kırgın bir rüzgar taşıyordu ağzında
dallar üşüdüğünde bir masal vardı kanatları altında
öpülmedik yer bırakmamıştı oysa çılgın sesinde
delik deşik bir gerilla gibi salınıyordu o dalda!
sözcükler var yeni kuşanır ayaklanmaya
sözcükler var yaralı, kanlı, paramparça
sözcükler var tarla sessizliğinde günebakan
sözcükler var cehennem eşiğinde ayakta!
Uçraşqanda (Karşılaşınca)
Söz: Abdülrehim Ötkür
Best ve söyleyen: Abdürehim Heyit
Sähär körgän çeğim közüm sultanini, (Seher çağı gördüm gözümün sultanını)
Didim sultanmusän? U didi yaq-yaq (Dedim sultan mısın? O dedi yok yok!)
Közliri yalqunluq, qolliri χeniliq, (Gözleri ateş yurdu, kolları kınalı)
Didim Çolpanmusän? U didi yaq-yaq. (Dedim çolpan mısın? O dedi yok yok!)

– sen merdivenlerimi tırmanmadın
kuyularıma indin
kayısı çiçekleri açarken saçlarımda
sen adımı unutmaya gittin
– ben senin gözlerini terli avuçlarımda taşırdım
yüreğimde taşırdım çıldıran kalbini
senin gözlerini şehrin gürültüsünden sakınırdım
soluğunu ağzımda saklardım
– bütün delilerimi senin sokaklarına salardım
çıldıran sözcüklerimi sesine verirdim
yoksuldum
kalbimi verirdim
Bir Mesel ve bir Film!
“Goncéşkeké eşi meşi” ya da “mini minicik serçecik” olarak diyebileceğimiz bir İran meseli ya da koşmacası. Vikipedia’daki Hasan Hatemi’nin notuna göre, Kazerun lehçesinde “Eşi meşi”, “ba şah meşin, şahla oturma!”nın kısaltılmış şeklidir. Çok onurlu ve krallara eğilmeyenlere denir.
Ezgi ilk olarak ünlü sanatçı Peri Zengene, daha sonra da Ferhad Mehrdad tarafından seslendirilmiştir. Ezginin müziği ünlü müzisiyen İsfendyar Monferdzade’ye aittir. Eşi Meşi ezgisi siyasi içerikli Geveznha (Marallar, Dağ maralları) film için seslendirilmiştir. Bu film Mesut Kimyai’nin en önemli yapıtlarından biri olup baş rolünde oynayan Behruz Vosuki için ödüller kazandırmıştır. Geveznha filminin önemi İran’da baş gösteren ilk gerilla hareketi sayılan Siyahkel ormanlarındaki silahlı ayaklanma sonrasında (gerillaların tümü Şah tarafından öldürülmüştür) ve harekete gönderileri olan bir film olarak ekrana gelmiş olmasıdır.
Amerika’da son günlerde haber ajansları IŞİD’in Hristiyan kadın ve çocukların başlarını kestiklerini servis ederek nefret ve kine dayalı geniş bir kamuoyu oluşturmaya başladıkları görülmektedir. Ancak bu katil örgütü kim yarattı, onlara silahları kim verdi, onları nerede kim eğitti, kim onlara siyasi hedef oluşturup ellerine tutuşturdu ve kimler hala onlara var güçleri ile yardım etmekte, bu konularda her hangi bir haber yok ve halkı bilgilendirme yok doğal olarak!!