Ben dili anlamıyorum. Ve çok masum görünen ve insanı hemen rengârenk ışıltılarla örülen ağına çeken şiir ve çeviri gibi hilekâr ve bir o kadar fettan bir konuya yazı yazmam konusunda dostane bir davete olumlu ve samimi yanıtımı verdikten sonra şu anda siz burada değilken sizin buradalığınızda yazmakta olduğum –ki kabul görürse ben olmadan benim buradalığımla okunacak- bu yazıyı düşünürken ve yazarken, çeviri eyleminde Tsunami dalgaları gibi zavallı çevirenin zihnine saldıran iki dilin tümübirdeninin birinin diğerine nasıl çevirebilirliliği (translation) ve dönüşebilirliliği (transformation) olanaklarını ve olasılıklarını ve aynı zamanda olanaksızlığını açıklama konusundan nasıl kıvırıp sıyıracağımı düşünüyorum! Bencilce tabii. Ama düştüğüm bu cazibenin merkez çekinden kaçış olmadığına göre, konuyu alt edebilme görüntüsüne girmem açısından, kendimce şu noktadan başlamayı daha uygun buldum: Derrida der ki “… çeviri gerekli olduğu kadar imkânsızdır!”
Yazar: Haşim Hüsrevşahi
Şarkısı Beyaz’ın Farsçaya çevirisi
Cemal Süreya’nın ilk ve kimine göre de ilk şiiri olan Şarkısı Beyaz adlı şiirini Farsçaya çevirdim… ola… affola!
ترانه ش سفید
شعری از جمال ثریا
ترجمه هاشم خسروشاهی

خرسبازها گذشتند، انسانهای نابخشوده گذشتند
شهرها دلسنگ بودند ترانه ش ـ سفید
انسانها رویاهای بزرگی داشتند
انسانها با مرگی مردند که
حیرتزده میان عشقها
.چنان فراموش کردند که نگو
من با تمام قدرت
بیهوده می کِشم افسار قایق را
من جدا افتاده ام
جدا افتاده ام از انسانها
این ستاره در آبی ها نمی گیرد
کارا نیست بر من نه دریا نه کف
yığın

İspanya’nın iç savaşı yıllarına ait şiirlerden!
İspanya’nın Antifaşizm savaşında safını açıkça ortaya koyan Latin Amerika şairlerin başında Pablo Neruda, Cesar Vallejo ve Oktavia Paz gelmekte.
Bu çeviri bu üçlünün ve İspanyol özgürlük savaşçılarının anısına takdim edilmiştir!
saldırı sonunda savaşçı ölmüş yerde yatıyordu.
bir adam yaklaşıp ona
‘ölme! seni çok seviyorum!’ dedi.
ama ceset, heyhat, dirilmedi!
Ev Karadır filmindeki Furuğ’un seslendirdikleri…
Yönetmenliğini yaptığı Ev Karadır filminde
Furuğ Ferruhzad’ın seslendirdiği metnin
tümünü aşağıda veriyorum *:
cehennemde kimdir tanrım sana şükürler diyor?
cehennemde kimdir?
senin adını ey yücelerin yücesi şarkılayacağım,
senin adını on telli utla çalacağım
çünkü çok tuhaf ve korkunç yapılmışım.
kemiklerim senden saklı değildi gizlide oluşuyorken
ve ben yerin en dibinde biçimleniyorken …
senin defterinde benim bütün organlarım yazılmıştır
ve senin gözlerin benim ceninimi görmüştür
ey yücelerin yücesi!
senin gözlerin benim ceninimi görmüştür
Okumaya devam et “Ev Karadır filmindeki Furuğ’un seslendirdikleri…”
bir yeryüzü şarkısı!
Langston Hughes’den dört şiir
İngilizceden çeviri: haşim hüsrevşahi
1-
Yeryüzü şarkısı

bu bir yeryüzü şarkısıdır
ve ben uzun zamandan beridir
bir yeryüzü şarkısını beklerim
bu bir ilkbahar şarkısıdır
uzun zamandır beridir
bir ilkbahar şarkısını beklerim:
genç tomurcukların patlayışı gibi güçlü
yeni bir bitkinin sürgün verişi gibi güçlü
anne rahminden çıkan
ilk bebeğin gelişi gibi güçlü
İran Yazarlar Birliği’nin bildirisi
Muhtari ve Puyende’nin katledilişlerinin on dokuzuncu yıl dönümü nedeniyle yayımlanan
İran Yazarlar Birliği’nin bildirisi:
06 Aralık 2017
Özgürlük yolunda canlarından olan Mohammed Muhtari ve Mohammed Cafer Puyende’yi canice katledilişlerinin on dokuzuncu yılında saygıyla anıyoruz.
1998 sonbaharının siyasi cinayetlerinin, İran Yazarlar Birliğinin sorumlu iki üyesi Mohammed Muhtari ve Mohammed Cafer Puyende’nin fiziki silinişlerinin on dokuzuncu yıldönümünün arifesinde, o korku, dehşet ve tehdit günlerinin karanlığı, sonbaharın endamına öyle gölge düşürmekte ki bütün aydın yürekleri acıtmakta ve haksızca dökülen kanlara karşı adalet isteği bütün özgürlükçü insanların zihninde her gün biraz daha uyandırmaktadır.
dedi gönül çelmede bizi nasıl bulursun?
Turunç
Söyleyen: Muhsin Namcu
Şiir: Hacevi Kirmani ve Şirazlı Hafız
Farsçadan çeviri ve düzenleme: Haşim Hüsrevşahi
sarhoşlara gidiyorsan mestane ol!
Mevlana’dan bir gazel
Sırrı Giz Eylediler
Şiir: Hafız, Hayyam, Mevlana.
Totem Yayınları, Nisan 2016
Farsçadan çeviren: Haşim Hüsrevşahi
Hileyi bırak sen ey âşık divane ol divane ol
gir kalbine alevlerin pervane ol pervane ol
Kenizu

Kenizu, İran kısa öykülüğünde adından söz ettiren Moniru’nun dikkat çeken ilk öyküklerinden sayılır. Moniru bu öykülerde doğup büyümüş olduğu Körfez kenti Buşehr’i öyküler… Daha fazla bilgi için buraya tıklayınız! Bu öykü hazırlamış olduğum İran Kısa Öykü Antolojisi’nin ilk baskısında yer almıştır. (h.h.)
Kenizu ölmüştü. Meryem caddeye indiğinde, Tevekkülü Meyhanesi’nin adamlarını gördü; bacağı su arkından dışarıya, caddeye sarkan kadını çekiyor, gülmekten katılıyorlardı. Meyhane, Meryem’in okulunun önünden geçen caddedeydi. Okul zili çalınca çocuklar caddeye dökülürdü. Yöre kasabalarının kadınları, dolu fileleriyle pazardan gelir, meyhanenin yanından geçerken tükürür, yollarını değiştirirlerdi. Meyhanenin önünde, geniş, toprak bir meydan vardı. Günbatımlarında, adamlar, o meydanın çevresinde öbek öbek olur, otururlardı. Şişenin ağzını, ayasıyla temizler, bir kese kâğıdı dolusu fıstıkla günün yorgunluğunu çıkarırlardı.
