
Ne zaman ki Türk halkı, Kürt Halkı, Ermeni, Arap, Laz ve diğerleri kol kola girip halay çektiler bu caddelerde, meydanlarda; ne zamanki bu Türkiye, bu İran, bu Alman bu Japon denmedi; çocuklar analarının babalarının omuzlarında gülerek haykırdılar renklere, ışıklara; ne zaman kadınlar kadınlığıyla erkekler erkekliğiyle insanlığında onurlandı; ne zaman ki yoksulluklar yok oldu ve güz ve kış, yaz ve bahar kadar güzel oldu içimizde; ne zaman ki silahlar sustu ve silah fabrikaları viran oldu, sermayenin mezarı kazındı, emeğin terli bayrağı çekildi göndere; ne zaman ki analar çocuklarının haksız ölümlerine sarılıp yanmadılar; ne zamanki düşünceler güneşli günlerde ve beyaz gecelerde kanat çaldı korkusuz, kesintisiz ve sınırsız; ne zaman ki aşk, aşk ve sadece aşk yuvalandı yüreklerde; kısaca ne zaman ki düşlerimiz gerçek oldu işte dostlar o zaman gerçek Yeni Yıl gelmiş demektir, gerçek Bayram gelmiş demektir, ben olsam da olmasam da o gün hepimize kutlu olsun… o güne kadar düşümüz yalazlarını yitirmesin, yüreğimiz sımsıcak, ruhumuz apaydın olsun… mağaraların yarasaları nasılsa silinecektir o gün! Şimdi bu ölümler arasında, bu yalanlar, aldatmalar, kandırmalar, iki yüzlülükler, zulüm ve zorbalıklar mevsiminde içim kan ağlıyor ve bu kan aydın düşlerimi dipdiri tutuyor! Onlarımız, yüzlerimiz düşse de toprağa binlerimiz halay çekmeye devam!


bir terör saltanatı kurdu. Fakat terör halkın gözünü korkutacak yerde, düşmanın cephe gerisinde giderek artan bir direnişe yol açarak halkın kararlılığını ateşledi. Partizan savaşı direnişin belirleyici biçimi haline geldi. Savaş sırasında faaliyette olan ve toplam gücü bir milyonu geçen, 6000’den fazla partizan birliği vardı. Bu bir milyondan fazla partizan içinde, genç bir kadın, onun Nazilerce çizilen kaderini öğrenen yoldaşlarının gözünde bir efsane halini aldı.
