Usta yazar, şair, gazeteci, eleştirmen Tarık Dursun K bugün saat 16’a yaşamını yitirdi…

Usta yazar, şair, gazeteci, eleştirmen Tarık Dursun K bugün saat 16’a yaşamını yitirdi…

Ziba Kerbasi’nin kendi icrasıyla Azerbaycan Türkçesinde kendi şiiri:
Bu şiir Eylül 2009’da yazılmış… Tercümesini sonra vereceğim…


“…
…
Sen bende bir cinayet işledin. Bunu şişedeki son şarabı kadehe doldururken biliyordun. Benim denizlerimde günbatımını beklerdin. Sahilimde durup izledin. Ölü balıkların dansı olmaz. Bunu biliyordun. Attığın çığlıkların durdu duracaktı. Dudaklarımdan öptün. Gülümsedin. Bir katil kurbanını nereye kadar izleyebilir? Nereye kadar öper onu? İpuçlarını teker teker yaktın. Tanıklarının ayaklarına kayalar bağlayıp denizlerime attın. Ben senin cesedin, senin suç ortağın, senin cinnetinin alevli dansı, senin rüya gören sol gözün ve ağlayan sağ gözündüm. Ben sana ihanet eden son Yahuda!
…
…”
(Bu hepimizin rivayetidir-4, h.h.)

Savaş meydanlarında baştan başa yaralı serili
ve savaşan o serili gövdeler
sıcak buğay tarlası fıskiyeleri gibi fışkırır ve serpilir
kuru silik sesle akıntılara.
Kan hep göklere doğru yağar
ve orada yatan yaralar
deniz kabukları gibi ses verirler
yaraların içindeki firarın aceleciliği
dalgaların kokusuyla…
Kan deniz kokar, ve tatlar deniz gibi ve şarap mahzeni.
denizin şarap mahzeni, sert şarabı, kırıp açar
yaralı adamın boğulup çırpındığı yerde
ve çiçeklendiği ve kendini nerede olduğunu bulduğu yerde.
Ben yaralıyım: bana bak!
daha çok cana ihtiyacım var!
sahip olduğum pek küçüktür
yaralarımdan kaybedeceğim kanı teslim etmem için
söyle bana kim yaralanmış?
Benim hayatım mutlu çocukluğu olan bir yaradır.
yaralanmamış adama yazıklar olsun
ve yaralıyı yaşamla duyumsamayana
ve asla yaşamda uyumayanı
ve haz dolu yaralıyı.
Bir adam hastanelere keyifle gidiyorsa
yarı açık yaralar bahçesine çevirir
kanla boyalı kapılarıyla
cerrahi odalarının önünü
açan zakkumlara…
(İngilizceden ç: h.h.)
Hayyam:
Héngamé séfidé dem xorusé seheri
dani ké çéra koned hemi nohégeri
Yani ké nomudend der ainéyé sobh
kez omr demi gozeşt-o to bixeberi
Habib Sahir:
Her subh ucalar xoruzların ince sesi
o ince sesin budur derin felsefesi
Sen anlamadan aynası içre seherin
day qalmadı, kéçdi ömrün nefesi
Haşim Hüsrevşahi:
Tan atarken horozların ötme sesi
bildin mi nedir bu seslerin mersiyesi?
Ömrün aynasında yansıdı ancak sen
bir an geçti ömürden, bilmedin neyin nesi
1902 yılında Yunanistan’ın Kalamata şehrinde doğdu. Hukuk okumayı seçtiği halde bütün çabasını şiire ve edebiyata adadı ve Yunanistan’ın 1920’ler kuşağının seslerinden biri oldu. Yunanistan’ın büyük şairi Kostas Karyotakis ile ümitsiz aşk ilişikleri oldu ve Maria bu aşkı ömrünün sonuna kadar taşıdı. 1928 ve 1930 yıllarında yayımlanan iki şiir kitabı var. Söylendiğine göre en güzel şiirlerini Atina’da sanatoryum’da yattığı, ömrünün son 4 yılında yazmıştır. Onun şiirleri, Karyotakis’in savaş öncesi ile Yiannis’in savaş sonrası şiirleri arasında bir köprü oldu. Aşk en belirgin motif olarak ortaya çıktı şiirlerinde. Şiirleri acı, hüzün ve melankolik bir atmosfer içinde akar. 1930 yılında Atina’da verem hastalığından öldü.
Bulduğum şiirlerinden bir bölümünü İngilizceden çevirdim. Zaman zaman yayımlayacağım.
Beni sevdiğin için sadece (1928)

Beni sevdiğin için sadece geçmiş yıllarda şarkı söylüyorum
Ve güneşte, yazın kehanetinde,
yağmurda ve karda
Beni sevdiğin için sadece şarkı söylüyorum
Çünkü elin üzerimdeydi bir gece sadece
ve dudaklarımdan öptün
Sadece onun için, açan bir nilüfer kadar güzelim
Ve ruhum titriyor
Çünkü elin üzerimdeydi sadece
Çünkü gözlerin bana baktı sadece
Varlığımı onurla süsledim
Seken bir ruhla,
Çünkü gözlerin bana baktı sadece
Nobel ödüllü Alman yazar Günter Grass 87 yaşında iki gün önce hayatını kaybetti.

Yayınevinden yapılan açıklamada Grass’ın Almanya’nın kuzeyindeki Lübeck kentinde bir hastanede öldüğü belirtildi.
1999’da Nobel Edebiyat ödülünü alan yazarın eserleri arasında Kedi ve Fare, Teneke Trampet, Köpek Yılları, Lokal Anestezi, Pisi Balığı, Dişi Fare, Kafadan Doğumlar, Uzak Tarla, Yüzyılım ve Yengeç Yürüyüşü gibi yapıtlar bulunuyordu.
Danzig’de (Şimdi Polonya sınırları içindeki Gdansk kenti) doğan Grass İkinci Dünya Savaşı’na katıldı ve 1959’da adını tüm dünyaya duyurduğu Nazi karşıtı Teneke Trampet romanını yayımladı.
İki Almanya’nın birleşmesine karşı muhalefetiyle bilinen Grass, daha sonraki yıllarda bunun aceleye getirildiğini söylemişti. İki Almanya 1990’da birleşmişti. Yazar, bu şiirinde,
Yazdığı bir şiirle, İsrail’i “dünya barışı için tehlike” olarak tanımlayan Grass 2012’de İsrail tarafından istenmeyen adam ilan edilmişti.
Yazar bu şiirinde, İran’ın nükleer programına karşı çıkan Batılı ülkelerin İran’ın nükleer programına sessiz kalarak iki yüzlü davrandığını öne sürmüştü.
Dönemin Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Grass’a tepki olarak İsrail’le İran’ın aynı kefeye konulamayacağını söylemişti.
Çalınmış bir can gibisin, içindesin sen canımın
Süzülen servimsin, ey balkırı bostanımın
Gidiyorsan bensiz gitme, canım, canım tensiz gitme
Gözlerimden ırak gezme ey ışığı gözlerimin
Yedi göğü ben delerim, yedi denizden geçerim
Gönül çelen bakar isen bu avare canım benim
Sokulunca sen yanıma küfür iman kuldur bana
Seni görmek iman ola, ey sureti dinim benim
Baştan ettin ayağımdan, yemekten ettin uykudan
Sarhoşça gel gülüşlerle, ey Yusuf’u Kenan’ımın
Gül elinden gömlek yırtar, ey nergisleri sarhoş bakar
Ey dalları turunç satar, ey bitimsiz bahçem benim
Beni dağlarsın bir an, bahçende öldürürsün bir an
Işığa sürüklersin bir an, ki açılsın gözüm benim
Ey canlardan önceki can, madenlerden önce olan
Ondan bundan önce olan oyum benim buyum benim
Menzilimiz toprak değil, ten dökülse gam değil
Düşüncemde eflak değil, vuslatı evrenim benim
Havada bir zerre beden, ağırlıktan kopunca ten
Sensiz neden olsun neden, ey dörtlü erkanım benim
(Ç: h.h…. Hayyam-Hafız-Mevlana’dan çevirilerim yakında yayımlanacak)
Güle güle güldüren adam!
Zeki Alasya 2 saat önce hayata gözlerini yumdu! Unutulmayacak bir sanatçı daha aramızdan ayrıldı!
