seni gördüm göreli!

Yarım asırdan fazla ömrü olan bir şarkı. Söyleyen Merziye.
Farsça adı: Zan dem ké tora didem!

 

 

Kalbimi yitirmişim seni gördüm göreli
aşkım delicedir seni gördüm göreli
kalbimi yitirmişim seni gördüm göreli
aşkım delicedir seni gördüm göreli…

Okumaya devam et “seni gördüm göreli!”

bir kere Aristo’nun hocası olmuştum!

Nedense İhsan Yüce’nin bu şiirini bu güzel yazıda okuduktan sonra buraya aktarmak istedim… güzel insanları unutmamak güzeldir!

İhsan Yüce, Sinema ve tiyatro oyuncusu, senarist, yönetmen ve şair (23 Ocak 1929, Elazığ — Ölüm: 15 Mayıs 1991, İstanbul)

 

Ekmek şarap sen ve ben
bir de sabahın dördü
dışarda kar
odamız ılık
gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını
aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

Okumaya devam et “bir kere Aristo’nun hocası olmuştum!”

hüznün şarkıları!

Gana’dan bir şair ve yazardı Prof. Kofi Awoonor. 21 Eylül 2013 yılında Kenya’nın Nayrobi kentindeki bir alışveriş merkezinde teröristlerin saldırısında katledilen 39 insandan biriydi 78 yaşındaki Kofi. O şiirlerinde içinden çıktığı Ewe halkının şiir geleneği ile modern ve dini sembolizmi birleştirmiştir. George Awoonor Williams adıyla yazmaya başlamıştır. O bir yandan Gana Üniversitesi’nde edebiyat derslerine girerken bir yandan da Gana Film Şirketi’ni yönetiyordu. Gana’nın tiyatro evini kuran Kofi, Okyeame edebiyat dergisinin editörüydü. Şiir kitaplarından birkaçı: Kanımın Gecesi, Sür Beni, Anı, Denizden Ev, Latin Amerika ve Karayiplerin Not defteri. Toplu şiirleri Sonraki Güne Kadar adı altında yayımlandı. Amerika’da kaldığı sürede Yeryüzü, Kardeşim, Kanım adlı oyunları kaleme almıştır.

İngilizceden çevirdiğim bir şiirini veriyorum:

Dzogbese Lisa öyle davrandı ki bana…
bana ormanın iğneleri arasında yol gösterdi
geri dönüşü mümkün değil
ilerlemek çok zor
bu dünyanın işleri bukalemun dışkısına benzer
içine bastığım
temizlediğimde silinmeyen

Okumaya devam et “hüznün şarkıları!”

my terra incognita!

Türkçe yazılmış aynı adlı şiirimin çevirisidir

(the original version of this poem has been written in Turkish lnaguage):

Terra incognita, by SHA-1. http://sha-1.deviantart.com/art/Terra-incognita-171199149

I came to you with my greetings            with my tears
with love verses by my heart              with my ayaths
with my most impassionate kisses          with my moaning
 
I came to you with the myths I’ve stolen from flames           with my prays
to you with broken autumn eves            I came with my lilac-scented streets

Okumaya devam et “my terra incognita!”

bu destan unutulmamalı!

Nazım Hikmet Ran:

Şeyh Bedreddin Destanı

 

1

Sedirde al yeşil, dal dal bursa ipeklisi,
duvarda mavi bir bahçe gibi Kütahyalı çiniler,
gümüş ibriklerde şarap,
bakır leğenlerde kızarmış kuzular nar idi.
Öz kardeşi Musa’yı ok kirişiyle boğup
yani bir altın leğende kardeş kanıyla abdest alarak
Çelebi Sultan Mehmet tahta çıkmış hünkar idi.
Çelebi hünkar idi amma
Al Osman ülkesinde esen
bir kısırlık çığlığı, bir ölüm türküsü rüzgar idi.
Köylünün göz nuru zeamet
alın teri timar idi.
Kırık testiler susuz
su başlarında bıyık buran sipahiler var idi.
Yolcu yollarda topraksız insanın
ve insansız toprağın feryadını duyar idi.
Ve yolların sonu kale kapısında kılıç şakırdar
köpüklü atlar kişner iken
çarşıda her lonca kesmiş kendi pirinden ümidi
tarümar idi
Velhasıl hünkar idi, timar idi, rüzgar idi
ahüzar idi.

Okumaya devam et “bu destan unutulmamalı!”