Beni kayınların arasına göm, senin kanatlarının gölgesine Agni! Karalar bağlama sakın, saçlarının kokusunu unutmak gayrı mahal. Gelirken ateşi parmaklarının ucunda getir. Suyu ağzında. Rüzgar bizi sarınca beni derinlerine göm. Gözlerindeki küsküyü orada bırak tam gözlerimin yanına. Soluklarını tut. Ateş püsküren soluklarını… Ay kayınların üzerinden akacak Agni. Sen şarkı söyleyeceksin ve benim kemiklerim uluyacak. Dişlerini etime geçir öyle git. Ya da gitme Agni son şiirlerini oku bana.
Yazar: Haşim Hüsrevşahi
Nnenna!
Nnenna[1]
Yazan: Adaobi Onyeakagbu[2]
Seksen yaşındayım, hastayım ve ölmek üzereyim. Onun sevecen elleri beni yavaşça bu dünyadan koparmakta. Gitmeye hazırım, ama onun hikâyesini paylaşmadan olmaz.
*
Onu ilk gördüğümde herhangi biri gibiydi. Ben arkadaşım Kunle ile şehir kulübünde tenis oynuyorduk. O, kucağında bir bebekle yanımızdan geçti. O, geçip kulübün restoranına girene kadar durup bekledim. Bir top vızıldayarak kulağımın dibinden geçince dönüp arkadaşım Kunle’ye alaycı bir bakış attım: “Ne?” diye sordum ilgisizce ve gidip Kunle’in dikkatsizce attığı topu aldım.
“Kime bakıyorsun Mr. Man?”
Bu sesin hiç eğlenceli yanı yoktu.
“Kız arkadaşın yok mu Chibuzor?”
Onu yok sayarak yerimi alıp servis atamaya hazırlandım.
“Kaldı ki, o kadın evlidir,” Kunle durarak, vermiş olduğu habere karşı benim tepkimi ölçmek istedi, “O asker çocukla… Uche’yle.”
Omuzlarımı silkerek hayal kırıklığımı gizlemek için “Öyleyse çok kötü,” diye yanıtladım.
*
Beyaz Mintan (Vietnam’dan bir şiir)

Kalbinle, ruhunla geldin bana
Düşsel arınlığın sade beyaz mintanı içinde
Işık sağanağındı senin eski patika yolu boyunca
Ayaklarının yeşimi, biricikliğin kızıl rayihası
Senin sevimli uzun ince parmakların okşadı
Güneşin öptüğü nazik yuvarlak yanaklarını
Masmavi rüzgârı doldurdun saçlarına
Ve hava dağlarını odama estirdin
Bill Gates ve Sosyalizm!
Dünyanın en zenginleri arasında yerini ilk üçte koruyan yazılım multi milyarderi Bill Gates, bir konuşmasında çevreyi ve doğayı ancak sosyalizm kurtarır der (Tom Cahill, Axis of Logic, 4 Eylül 2016) ve ekler: “Özel sektör yetersiz bir aptaldır.” Bill, kapitalist kuralların artık çalışmadığını ve yeryüzünü ancak sosyalizmin kurtaracağının altını çizer. (San Miguel Times, 1 Mayıs 2017).
Bunun bir şaka olduğunu sananlara Guardian’ın 15 Mayıs 2013 tarihli Daniel Ben-Ami’nin kaleme aldığı makalesinde yer verdiği
Bill Gates ve onun gibi Amerika’nın en zenginleri arasındaki yeri en önde gelenlerden Warren Buffet’nin sözlerine bakmalarını öneririm. Kapitalizmin tepesinde oturanlar ve bütün dünyanın zenginliğinin kaymağına sahip bu insanlar neden kapitalizme “karşılar”? Acaba oturdukları dalı mı kesmek istiyorlar yoksa bu hasta düzenin bir süre daha hayatta kalması için öneri mi veriyorlar?
Sözlerini Furuğ’un yazdığı o şarkı!
Kami:
“Furuğ’da şarkı sözü yazma yeteneği de vardı. Ekim 1990’da ben Şeyh Galeri’de resim sergimi acımıştım.
O sırada Mohammed Nuri Bey[1] oraya geldi.
Bana bir şiiri göstererek “Bunu Furuğ yazmış,” dedi ve bana verdi.
O şarkı budur: Sahilin suskusunda … ”
İşte o şarkı:
Gece darmadağın usulca ilerliyor kıyının suskusunda
Göğsümde çırpınır kalbim… sen gelirsin, sen gelirsin
Öpücüğün rayihası yükselir dudaklarının kızıl gülünden
Bakışların ışıldar… ne güzelsin, ne güzelsin.
Sır perdesini aralarsın, kaygılı bakışlarla
Ben kulaklarına kendi hüznümden bir şarkı söylerim
Sahilin suskusunda bu benim sahilde yapayalnız
Düşlerin kollarında uyumuş… ne rüyadır… ne rüyadır
Gece darmadağın usulca ilerliyor kıyının suskusunda
Göğsümde çırpınır kalbim… sen gelirsin, sen gelirsin
Öpücüğün rayihası yükselir dudaklarının kızıl gülünden
Bakışların ışıldar… ne güzelsin, ne güzelsin.
Sır perdesini aralarsın, kaygılı bakışlarla
Ben kulaklarına kendi hüznümden bir şarkı söylerim
Sahilin suskusunda bu benim sahilde yapayalnız
Düşlerin kollarında uyumuş… ne rüyadır… ne rüyadır
(h.h.)
[1] Son dönemin önemli şarkı yorumcusu Mohammed Nuri (1929-2010)
Furuğ’un biricik oğlu Kami de gitti!
Bir ömür acı ve hasret son buldu!
Acı ve hasret dolu bir ömür son buldu!
Demek Furuğ’un oğlu olmak, Perviz Şapur gibi tanınmış bir edebiyatçının oğlu olmak yetmiyormuş. İkiyüzlü toplum yapacağını yapıyor. Furuğ’un şiirlerini okur, onu alkışlar, Perviz’i takdir eder ama onların biricik oğullarına sahip çıkmazlar. Üstelik güvendiği insanlar, annesinden ve babasından ona kalan ne varsa, mektupları, resimlerı, antika sayılacak eşyaları, Furuğ’un dikiş makinesi de dahil, kısaca varını yoğunu hırsızlar gibi çaldılar, elinden aldılar ve onun yüzüne güldüler. Yayıncılar annesinin kitaplarından elde ettikleri yüz binlerce dolardan ona tek kuruş ödemediler. (Kamiyar’ın kendi dediğine göre Morvarid Yayınları hariç)
Furuğ’un ruhsal durumu ne kadar çok şey anımsatıyor!
“Pervizciğim param olmadığı için ve Feramerz de hiçbir şekilde 40 Tumanımı (73 YTL. ç.n.) vermeye yanaşmadığı için… kitabı gönderemiyorum. Çünkü arabaya binmek için bile param yok… Perviz’im çabuk gel, çünkü bunlar sürekli beni davet ediyorlar ben de sürekli atlatıyorum ve seni bekliyorum…. (Said Nefisi) diyordu ki Rusya’daki dünya edebiyatıyla ilgili bir konferansta İran’dan dört kişinin ismi geçmiş. Biri Tevelleli, diğeri Dr. Hamidi, biri Pervin Etesami biri de Furuğ Ferruhazad… İşimde ilerledikçe ve bundan dolayı bazılarının rahatsız olduklarını gördükçe ne kadar sevindiğimi bilemezsin. Öyle bir yere gelmek istiyorum ki babam geçmişi anımsadığında kendinden utansın ve beni ailenin onur kaynağı olarak görsün…”
Okumaya devam et “Furuğ’un ruhsal durumu ne kadar çok şey anımsatıyor!”
Orhan Veli’den Farsçaya çevirdim: Bayrak
شعری از اورهان ولی
پرچم
ای که در میدان جنگ
دستهایش پر از خون من
و سرش در زیر تن من
پاهایش بر روی بازوان من
ای برادرم انسان
که خوابیده ای بیجان
نه نامت را می دانم
و نه گناهت را
çağır beni
Eser Gökay’a teşekkürlerimle (h.h.)
gülüşlerin karabiber gözlerin tarçın!
Ankara hep leylak eser mayıslarda
beyaz leylaklar, mor leylaklar…
senin saçların tırnakların dudakların
bir de şarkıların vardı rüyalarıma girerken
gömleğinde saklı ak şebboylar
