ne olurdu şimdi iki satırlık şarkı olsaydım yahut çiğneyeceğin sakız kağıdında fal ya da bu satırlar gibi teklifsiz birkaç satır şiir ne olurdu dilinden dişine düşseydim düşüne ya da iki siyah üzerlik gibi ateşiyle yüreğimin
artık yalnız değilim
benim omuzlarımda bir güvercin var senin ağzından su içer benim omuzlarımda bir güvercin var boğazımı tazeler benim omuzlarımda bir güvercin var ağırbaşlı ve iyi benimle aydınlıktan söz eder ve insandan-tüm Tanrıların Tanrıçası olan- ben insanla yıldız dolu sonsuzlukta yürüyorum (Ahmed Şamlu, bana aydınlıktan söz et, ç:h.h.)
Mevlana’nın bir gazelinden 3 beyit!
Ey kalbimin hevesleri gel gel gel gel gel gel – sensin muradımın sesi gel gel gel gel gel gel
Coşmuş coşmuş perişanım zülfün gibi zülfün gibi – ey açılmış müşkül bahtım gel gel gel gel gel gel
Menzil yolundan söyleme artık deme artık deme – sensin yolum ve menzilim gel gel gel gel gel gel
yeşil kadına şiir
yeşil dilim var şimdi sevgilimin sevinicine benzer dudakları ıslak ilkbahar incecik cildinde nehirler akar kanarım da doymam
benim sevgilim
Furuğ Ferruhzad:
benim sevgilim o arsız çıplak teniyle güçlü bacakları üstünde ölüm gibi durdu Okumaya devam et "benim sevgilim"
Furuğ
bu sokak seni hatırlatır bana
Bu sokak seni hatırlatır bana Bu taşlar, çakıllar Seni yürümek nefes ister seni tırmanmak Gözlerinin çakılları güneşi çoğaltır da vurur yüzüme Duvarların temmuz hatırasıdır Ağaçların bu sokağın bereketli kollarıdır Parçalanıp öksüz kaldığımda nasıl da açardın Bu sokak seni hatırlatır bana Bu yağmur, bu ezan sesi (h.h.)
seni görünce
seni görünce yüreğim notaları karıştırır düzensiz çalar ölüm ağzıma dayanır ağzım sevişme tadına bürünür seni görünce gözlerim puslu dağlarda pusuya yatan fırtına dilim ilk okula başlamamış daha heceler karışır harfler dağılır seni görünce hep ansızındır güneş de deniz de parmakların da parmakların saçımda çoğalır tenimde seni görünce kadın ilk yaratılır bir daha nefesin dolaşır damağım kurur ... ... (h.h.)
İstanbul’u seyrediyorum sarhoş kulaklarla
Şeyda Mohammedi
bu yolu buraya mavi otobüsle kasten getirmişler tuhaf güvercin dalgalarıyla ve gömleğin, eteğin ve çizmelerin dur duraksızlığı aynalarda bir şeyler olmuş galiba ne oldu sana İstanbul? sen birisini giyinmişsin ve bu sevgilinin kokusudur omuzlarından toprak ve sardunya kokusu kendi uçarı renginin kokusu Okumaya devam et "İstanbul’u seyrediyorum sarhoş kulaklarla"





