Orhan Pamuk konuşmasını makaslanmamış haliyle ele geçirdik
Orhan Pamuk konuşmasını makaslanmamış haliyle ele geçirdik
Şimdiye kadar verdiği demeçlerle Türkiye’nin tarihindeki yerini açık -ve sanımca dönüşü olmayacak- bir şekilde belirleyen Orhan Pamuk; emperyalizmin bölgedeki emellerinin bir parçası olan enerji kaynaklarını koşulsuz ve rakipsiz ele geçirmek yolunda başlattığı “Arap Baharı”, “Büyük Orta Doğu Projesi”, “Vadedişmiş Kutsal Topraklar”, “Özgürlük ve Bağımsızlık” naraları ve safsatalarıyla egemen
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ‘dünyaca tanınmış aydınlar’ olarak bir mektup yazan ve aralarında Orhan Pamuk’un da olduğu isimlere ‘Ankaralı aydınlar’ bir mektupla tepki gösterdi. Bu arada Pamuk’un mektup arkadaşlarından biri de imzasını geri çekti.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1112844&CategoryID=78
Öyle baktın ki bana! Bilmiyordum bu bakış seneler sürecek. Nereden bilebilirdim. Bak! Görüyorsun işte. Aradan bunca sene geçmiş, gözlerinin kenarına, alnına çizgiler düşmüş, saçlarım ağarmış, sen hâlâ bakıyorsun. Ne dehşet zalim olduğunu bilmeden.
Rasmusen, NATO askerlerinin ve komutası Amerika’da olacak Patriot füzelerinin Türkiye’ye konuşlanmasına karşı olanları aptallıkla suçladı!
İsrail, İran’a saldırdığında susan Patriotlar, İran yanıt verdiğinde devreye girecek. Aptal kimdir Sayın Rasmusen?
Sayın Rasmusen, son 50 senede İran hangi ülkeye saldırmıştır? Buna karşın ABD, AB ve İsrail devletleri kaç ülkeye? Aptal kimdir Sayın Rasmusen?
Örnekleri artıralım mı Bay Rasmusen?
Kabul ediyorum Saçlarıma dolanan yaban gülleri Yaralamadı beni; Ürkekliğim ve titremelerim, Nazlanmaktan İşveden başka bir şey değildi. Okumaya devam et "bir ilk itiraf"
Biz çift başlı ateş tanrısı Agni’nin bir diğerini yadsıyan ve diğerisiz var olamayan başlarıydık. Yaşamın ve ölümsüzlüğün yakıcı öyküsü. İnsanlıkla tanrısallık arasında salınıp duran palyaçolardık. Kendi çocuksu zevklerimizde, masum sevinçlerimizde kandırılmış kurbanlar! Ben sana gel dediğimde, sen benim gözümdeki mumları söndürdüğünde, yedi yerimde; alnımda, ağzımda, yüreğimde, karnımda, kasıklarımda, ayaklarımda ve ruhumda bitmeyen ateşi yaktın. Sen benim kehaneti bana söylenmemiş yedi ateşi yakan ve yanan yatağımda yedi kez sarılıp tavaf eden, sevişmelerinin sanrılarına sürükleyen dişil Agni’mdin.
Rıza Beraheni Eleka'ya[1] "ve bir başka gönül o eceye özgüdür, devler ona eremez." Tebrizli Şems düşlerimde gördüğüm tüm kuşların adını senin için yazmışım burada tüm sevdiklerimin adını okuduğum tüm o iyi şiirlerin ve sıktığım ellerin tüm çiçeklerin adını mavi bir saksıda senin için yazmışım burada Okumaya devam et "yazdıklarım"
bir avuç yaratacağım dünyanın göz yaşlarına evimizin önündeki ağaçlara güz gelmiş son şarkıyı birlikte söyleyecektik öyle çekip gidemezsin kırlar senin parmaklarını soracak çalı çırpı mor sümbüller yani Okumaya devam et "meğer!"