Göğün kutsal fahişesine selam deriz!

Ben ne bir edebiyatçı, ne de bir oyun yazarıyım. Amacım bu yolda çalışanlara, binlerce yıl önceye götürecek bir kapıyı açmak. Başarabilirsem ne mutlu bana!”

Muazzez İlmiye Çığ
8 Eylül 1995

Sümerde Kutsal Evlenme

Aşk Tanrıçası İnanna ile Çoban Tanrısı Dumuzi’nin Evlilik Öyküsü

(3 Perdelik Opera)

Yazan: Muazzez İlmiye Çığ

Birinci Perde’den kısa bir bölüm:

Bir Sümer tapınağının içi. İki tarafta renkli mozaiklerle süslenmiş yuvarlak sütunlar, ikisinin arasında, biraz arkada bir niş içinde Tanrıça İnanna’nın heykeli. Önünde bir sunak bulunuyor. Sütunların ön kısmında, bir tarafta Sümerli kıyafetleri giymiş kadın ve erkeklerden oluşan koro, diğer tarafta arp, lir, flüt ve def çalan çalgıcılar var. Ayrıca birkaç çeşit davul ve davulcu.

Okumaya devam et “Göğün kutsal fahişesine selam deriz!”

ben ırmağım akıp giderim…

ben ırmağım akıp giderim
gölgeni saklarım salkımsöğüt
sesimi bırakırım sana …
 
ben ırmağım akıp giderim
kanat çal benimle gel mavi kuş
salkımsöğüt bizi izler bu şarkıda
 
ben ırmağım akıp giderim
yıldızlı karanlık inince
öykümü anlatırım salkımsöğütle mavi kuşa
 
ben ırmağım akıp giderim
denizlere bırakırım koynumdaki balıkları
sesim kalır arkamda bir de salkımsöğütle mavi kuş…

(h.h., 10-11/10/2016)

fotography Salix babylonica ile ilgili görsel sonucu
Credit goes to mirkwood.wordpress.com

 

Yakup’a anlatalım!

Yakup’a gittim yeniden
aç gözlerini ihtiyar dedim
bu kuyu Yusuf’un için değil
seni bitimsiz kör etmek içindir
dedim ve yıldızlar yanıtladı
bu aydır ve bu güneş
yani bildiğin rüya Yakup!

Yakup’un kaşları senin kaşlarındı
sözleri senin sarhoşluğunun öyküsü
üçüncü katın penceresinden dalıp giden
bakışına benziyordu bakışı
Yakup’un gözleri senin gözlerinin içinde
tabutunda salınan unutulmuş bir ölü

Okumaya devam et “Yakup’a anlatalım!”

Gece İşi

Yazan:  Joanita Male*

( It’s a Night Job)

İngilizceden çeviri: Haşim Hüsrevşahi

 

Anlamalısınız, bu hayatı ben seçmedim, o beni seçti. Bu işi bir bakıma çocukluğum bana hazırladı, tabi bir iş olarak sayarsanız. Annem, onun annesi… aynı işi yaparlardı. Sanırım ondan kaçamadım.

Soğuk bir akşamüstüdür, saat 7 civarında. Eminim bugün yağmur yağmayacak. Yağmur yağınca iş hemen hemen sıfıra iniyor. Bilirsiniz, sağanak sırasında kaldırımlar durulacak yer değil. Serpilmiş birkaç yıldızla gökyüzü koyu maviye bürününce anlarım yağmur yağmayacak. Derler ki yıldızların görünmesi gökyüzünün yağmaması için kendini tutacağına en güvenilir işarettir. Şükürler olsun.

Okumaya devam et “Gece İşi”

aydın sanatçı olmak ya da olmamak, soru budur!

Tarık Akan
13 Ekim 1949 İstanbul – 16 Eylül 2016, İstanbul

Soytarılar en çok da kralları güldürmüştür tarih boyunca! Kralların önünde hoplayıp zıplamakla, eğilip, bükülüp, sürünmekle, maskaralıklar sergilemekle servete kavuşulabilir, şan, şöhret, mevki elde edilebilir ancak sanatçı olunamaz! Soytarılar oyunbaz olabilirler ancak sanatçı olmaları hele hele halkın sanatçısı olmaları öyle soytarılıklarla mümkün olmaz!

Okumaya devam et “aydın sanatçı olmak ya da olmamak, soru budur!”

Faşizm hep iğrenç olmuştur!

victora jara ile ilgili görsel sonucu

Eylül 1975’ti. İngiltere’nin Bradford kentinde, üniversitenin büyük konferans salonunda yüzlerce gençle birlikteydim. Şilili dostlarımızla İranlı öğrenci hareketi olarak birlikte bir anma töreni düzenlemiştik. Amerika’nın “bizim çocuklar” cinsinden Pinoşe adlı faşist bir generalin marifetleri konuşuluyordu. Allende anıldı, Neruda okundu… ve katledilen binlerce vatanseverin yanı sıra şarkılarıyla faşistlerin kalbini korkudan titreten bir adam: Victor Jara (Viktor Hara) anıldı ve yayımlanan yüzlerce insanın eşlik ettiği şarkıları salonu inletti. Hani gitarı kafasında kırılan, ibreti alem olsun diye bilekleri baltayla kesilip Stadyum’un kapısına asılan, sonra da 16 Eylül’de öfke, kin ve nefret kusan faşistlerin makinelileriyle gövdesi delik deşik edilen o esmer gülüşlü adamı andık!

Okumaya devam et “Faşizm hep iğrenç olmuştur!”