ve bütün dünyadan öpüşme sesi duyuluyordu

Ruhumun kemikleri acıyor ama ruhumu zenginleştiren ve derinleştiren
ve beni hazdan doyuran
o güzelliğin algısı
bana aittir
ne kadar acı çekmişsem
o güzelliğin algısı karşısında bir hiçti
artık kimse inlemiyordu
ağlama duyulmuyordu hiç
kimse küfretmiyordu
ve bütün dünyadan öpüşme sesi duyuluyordu
ben düşte değildim, düş bendeydi
ben düş görmüyordum, düş beni görüyordu

(Reza Beraheni, Yurdumun Sırları romanından, Ç: h.h.)

 

Değerli dostum Dr. Reza Beraheni Konya’da Mevlana ziyaretinde… Ekim 2006.

gözlerinde senin!

gözlerinde senin bir panter pusuda
ceylan sürüsü gözlerinde
gözlerinde senin meyhane kalabalığı
gecenin bir yarısı yıldızlar çalgı çalar
gözlerinde senin akreplerim ateş çemberinde sarhoşlar!
 
gözlerinde senin ormanlar denize vurur
aynalar kırılır senin gözlerinde 
sevdalı adamların başsız cesetleri dalgalanır
 
senin gözlerinde kahkahalı çocuklar günebakan sokaklarından geçer
alnındaki tanıdık yeşil yazıtlarıyla
senin gözlerinde o eskil taş ayaklanması var
senin gözlerinde analar doğar,
ve bütün sevdalı çingeneler şiire göçer
ve aşk o biricik yeşil tomurcuk
senin oylumunda sürgün verir
 
senin gözlerinde yarın olmayacak!

(h.h., 1995, Toronto)

Minyatür, Üstad Ferşçiyan’dan

Biz efsaneleri gerçek yapmak için doğduk!

Geçen akşam Zoya’nın kahramanlığını anlatan blogumu yeniden anımsamış sizinle paylaşmıştım. Bugün düşünüyordum acaba Zoya şiir okusa kimi okurdu, müzik dinlese kimi dinlerdi, not alsa ne yazardı okuduğu roman hakkında?… Arama motoruna Zoya Kosmodemyanskaya ve Mayokovski yazdım. Bir seri yazı çıktı. Ancak birisi tam da sorduğum sorulara yanıt veriyordu ve fazlasını… sizinle paylaşıyorum. Çok uzun bir yazıdır. Okudukçe o kış gecesinde sanki donan benmişim gibi oldum ve sanki içimi ısıtan Zoya’nın alev alev yanan umut dolu ruhu ve yaşama sevinciydi! 
Dinleyin !
Bu yıldızları böyle
                                        her gece
                                                       niçin yakarlar ?
(V. Mayakovski)

Paylaşmadan edemedim, iyi okumalar:

Zoya Kosmodemyanskaya

Rusların savaşma azmini kırmak için, Wehrmacht, işgal edilen bölgelerde bir terör saltanatı kurdu. Fakat terör halkın gözünü korkutacak yerde, düşmanın cephe gerisinde giderek artan bir direnişe yol açarak halkın kararlılığını ateşledi. Partizan savaşı direnişin belirleyici biçimi haline geldi. Savaş sırasında faaliyette olan ve toplam gücü bir milyonu geçen, 6000’den fazla partizan birliği vardı. Bu bir milyondan fazla partizan içinde, genç bir kadın, onun Nazilerce çizilen kaderini öğrenen yoldaşlarının gözünde bir efsane halini aldı.

Bu genç kadın Zoya Kosmodemyanskaya idi. Soyadı, pek çok Rus soyadında olduğu gibi, Hristiyan azizlerinin isminden türetilmişti: Kosma ve Demyan.

Okumaya devam et “Biz efsaneleri gerçek yapmak için doğduk!”