Dahi matematikçi Meryem’in bir görüşü:

Fields Madalyalı ilk kadın matematikçiyi genç yaşta kaybettik: Ah Meryem  Mirzakhani! | Bilim ve Gelecek
Meryem Mirzahani

2014 yılında “Matematiğin Nobeli” sayılan Fields madalyasını alarak bu ödülü kazanan ilk kadın unvanını kazanan genç yaşta kaybettiğimiz büyük matematikçi, Prof. Dr. Meryem Mirzahani son derece özgün bir metin var elimizde. Matematik dehası ve sevdalısı “Yaşamda karşılaştığımız problemlerin çözüm yolları nelerdir?” sorusuna matematik yoluyla yani rakamlarla yanıtlıyor:

Önce İngilizce alfabeyi yazıyor:

A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z

Sonra her harfe karşılık sıra sayısı:

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26

Alkışlar size!

Dünya Kadınlar Hentbol Karşılaşmaları 1 Aralık 2021’de başlamış ve 19 Aralık Pazar gününe kadar bütün heyecanıyla İspanya’da devam edecektir. Dünyada bu karşılaşmalara 32 ülke katılabilmeyi başarabilmiştir.

A: Fransa, Angola, Dağlık Karabağ, Slovani

B: Rusya, Kameron, Sırbistan, Polonya

C: Norveç, Romanya, Kazakistan, İran

Hilmi Haşal: Teras okumaları-2

HAŞİM HÜSREVŞAHİ’DEN SENİ UNUTMAYI ÖĞRET BANA

Kent yaşamının gerilimini azaltmanın yol ve yöntemlerinden biri hatta ilk akla geleni kitapla kurulan soyut bağdır. Kitaba bağlanma, bir bakıma yaşantıyı sakinleştirme, musibetlerden korunma etkinliği…  Kent kaosu, kötülüklerle örülü, amansız tüketim koşusuna zorlar çünkü çağdaşımız insanı. Roman, öykü daha kolay terapi aracıdır belki… ama şiir kitabı özel çaba, geniş ve derinlikli, handiyse girift ebru bezemelerine yönelmişçesine dikkat ve yoğunlaşma ister; “içimde mavi cam kırıkları” demiş şiir kişisinin davetine karşılık…  Şiirin kitabı, şairi de okuru da sözcükler deryasında arayışa sürüklenmenin serüveniyle sınar, dense yanlış olmaz.  Dil, her iki gezgini buluşturur; imge ve ileti, anlam denen dertlenme dalgasının dilidir ki, o buluşmanın konumunu, zamanını hayatlara dahil eder. Ne doğduğu yer ne de doyduğu yer, sözcüklerin yükünü algılamaktan, sorgulamaktan alıkoymaz gezgin kişiyi. İnsani dertler, dertlenmeler, gittiği yön, kat ettiği mesafe (ömür) süresince ortaktır: şairin yurdu hüznüdür o minvalde, okurun da keza… Haşim Hüsrevşahi,  Seni Unutmayı Öğret Bana (Totem Yayınları, Ankara, 2016, ISBN: 978-9944-330-26-8) kitabında, bir araya getirdiği şiirlerle düşündürmektedir, yer, zaman, aşk ve hüzün kavramlarını…  Birçok örnek dize nakledilebilir ama ipucu ya da tadımlık babında; “ne zaman sokağa çıksam mavi bir cam kırılır içimde” diye başlayan, “kızıl yeminlerimiz vardı yeşil kefaretimiz” (s.21) şiiri öncelikle okunmalı diye önerilebilir.

İmece… [hapisteki kadınlara bir şiir]

Kadın insan hakları için mücadele eden ve bu nedenle hapsedilen Aliye Egdamdust, Ronak Seffarzade, Zeynep Bayezdi ve nice kadın aktivist için yazılan ve onlara ithaf edilen şiirlerden bir örnektir. Bu şiirlerin birkaçını daha çevirip burada yayımlayacağım.

İmece

Elham Melekpur

وقتی شاعر سکوتش را می‌شکند، از رادیو زمانه
Elham Melekpur

hiçbir olay olmasın diye uğraşıyoruz

biz hiçbir bomba yapılmasın diye uğraşıyoruz

biz yürekten ümit ediyoruz bayraklar kendi renklerinde  dalgalansın diye

biz biziz işte çabalayan

ellerimizdeki ışıltı mucizelere güler

ve sapa yollardan kestirme gideriz ana yollara

Neler yapıyorum?

Son Beş Yılda Neler Yaptım?

Bazen insan kendi kendine soruyor işte ne yapıyorsun diye… Ben de “Ne yapıyorum bu yaşamda?” diye soruyorum bazen. Aile konuları dışında nelerle uğraşıyorum? Geziler, fotoğraflar, okumalar, film izlemeler, doğa yürüyüşleri, yemek yapmalar vs dışında yani? Çevremle ve çevremdeki insanlarla ilgileniyorum tabi herkes gibi. Ama mesleki olarak ne yapıyorum ne ile uğraşıyorum? sorusuna yanıt vermek için son beş yılın çok çok kısa bir özetini çıkardım. Paylaşmak istedim:

  1. Hekim Olarak:

Bir çocuk kalp hastalıkları uzman hekimi olarak son beş yılda yaklaşık on bin çocuğun kalbini muayene ettim, hastalıklarına tanı koymaya çalıştım, sağlıkları için uğraştım.

Tabip olarak kendimi güncel tutmaya çalıştım ve editörler kurulunda olduğum yurt dışı tıbbi dergilere makaleler ve yazılar gönderdim, yurt içi ve yurt dışı bazı çocuk kardiyoloji kongrelerine katıldım…

2. Edebiyatçı olarak:

  • Kendimce önemli bulduğum ya da yazdıklarıma yardımcı olacak okumalar yaptım
  • Kimi edebiyat dergilerine makale, şiir ve çeviri şiir ve öykü gönderdim.
  • Az da olsa bazı şiir dinletilerine katıldım…
  • Ama en önemlisi de yazma ve çeviri eylemlerime devam ettim. Bunların bir kısmını Edebiyat Pencerem olarak adlandırdığım sardunyalar.com’da yayınladım, bir kısmını ise kitaplaştırdım.
  • Son beş yılda kitaplaştırdığım çalışmalarım:

1- Seni Unutmayı Öğret Bana, Şiir, Haşim Hüsrevşahi, 2016

2- Bana Aydınlıkta Söz Et, Çeviri şiir, Ahmed Şamlu, 2016

3- Sırrı Giz Eylediler, Çeviri şiir seçkisi, Hafız-Hayyam-Mevlana, 2016

4- Yalnızlığımın Çinisi, Çeviri şiir, Sohrab Sepehri, , 2017

5- Beyel’in Yas Tutanları, Çeviri roman, Gulam Hüseyin Saedi, 2017

6- Önce Ben Öleceğim, Furuğ Ferruhzad’ın yazdığı öyküler, makaleler ve yaptığı söyleşiler, 2019

7- Mavi Ses, Sohrab Sepehri’nin düz yazılarından oluşan Mavi Oda ve diğer yazıları ve yazarın hakkında söyleşiler. 2021.

8- Dolunayın Çocukları, Roman. Haşim Hüsrevşahi, 2021, Yayınevine gönderildi.

9- 18. Hücre, Ali Eşref Dervişiyan, Roman, 2021

10- Şeyh Bedrettin Destanı, Nazım Hikmet, Farsçaya Çeviri, Mehri Publications, Londra, 2021

  • Şu günler ne yapıyorum?

Bahçemle uğraşıyorum, yürüyüşlere devam ediyorum, güzel filmleri izlemeye devam

Çocuk kalp hastalarına yardım etmeye çalışıyorum.

Okumalarıma devam ediyorum

Dördüncü romanımı bitirmek üzereyim

Dördüncü şiir dosyamı düzenliyorum

Sylvia Plath ve Furuğ Ferruhzad şiiri üzerine karşılaştırmalı bir inceleme yaptım makalesini bitirmek üzereyim. (Sylvia’nın şiirlerini orijinal dilinden kendim çevirdim)

Bir çeviri romanın yarısını bitirdim

Bir çeviri romanın editörial düzeltisini yapıyorum

100 Türkçe yazan Türkiyeli kadın şairin şiirlerini Farsçaya çevirme projeme başladım

Şimdilik aklıma gelen bunlar… Sonra başka bir şeyler anımsarsam eklerim. Hepinize güzel günler diliyorum 🙂

Ses. Misak. Gerçek: bir aborjin şiir

Şiir: Dan Davis

İngilizce orijinal versiyonundan çeviri: Haşim Hüsrevşahi

SES, neye yarar, duyulmayacağımızda.

Yükselttiğimizde sesimizi, adaletsizliğimizi anlattığımızda, sözcüklerimizi söylediğimizde.

Katliamlardan konuştuğumuzda, bize nasıl davranıldığı hakkında

Gece ve gündüz nasıl öldürüldük. Kolay dua ettik, kolayca yenildik.

.

Yaşlılar, erkekler, kadınlar, çocuklar, bebekler, yeni doğanlar.

Kaçma şanları yoktu, yas tutma şanları yoktu.

Onlar laneti olagelen derilerinin rengi için işkence edildiler.

Beyaz adamlarca ırzlarına geçildi, sonra işkenceler edildi ya da çok daha beter.

MİSAK, bir sözleşme, bir uzlaşı, bir anlaşma ya da bir pakt.

Bu hükümetle asla olmayacak, bilirim bunu.

“Aksi ispatlanıncaya kadar masumdur” sözü sadece onların renginde olanlar

için geçerlidir.

Ama hep “suçludur” onlar gördüklerinde siyahi bir genci.

.

Bir anlaşma, bir sözleşme, bir güvence, bir pazarlık.

İddiasına varım biz başbakanın “üzgünüz” dediğini duymayacağız bir daha

parlamentoda.

Ailelerinden ayırdıkları yaşlılarımızdan af dilediğini.

Af dilemek onlara ve bana anıları ve gözyaşları getirdi.

.

HAKİKAT, yazılmamıştır, siz asla onu duymayacak ya da okumayacaksınız.

Sadece beyaz adamın inanmanızı istediğini duyacaksınız, hakikatleri gizleyerek.

Bir yığın dillendirilememiş gerçekler, acılar ve üzünç içinde bir yığın masum.

Tümü acı dolu ölüme maruz kaldılar, acıyla öldüler, bizim yarınlarımız uğruna.

.

Onlar adına konuşmamıza ihtiyaçları var, o ıstırap dolu günler boyu neler olup bitti diye söylememize.

Onların SESi ol, MİSAK için savaş, GERÇEĞİ söyle bizim tarzımızda.

 Myall Deresi gibi ya da Gwyer, Murray, Darling nehirleri.

Katliamların gerçekleştiği yerler, beyaz adamın acıyı sunduğu yerler.

.

Sayısız günahlar işlendi, sayısız hayatlar alındı çok erkenden.

Güneşin yakıcı sıcaklığında ya da ayın ışığı altında.

Ses, Misak, Gerçek, biz sözden eyleme geçmeliyiz.

Üzüntümüzü atmalıyız üzerimizden, yaşamları doyuma dönüştürmeliyiz.

Restin görüldüğü gece!

Taylan rakı bardağını masaya neredeyse çarparak bırakıp suyundan bir yudum alınca “Onun gönlü başkasındaydı… Ben yanılmışım!” dedi.

“Yuh! Daha neler! İnanmıyorum…”

Taylan susunca Mehşid bu kez gülerek, “Yoksa gönlü bende miydi? Söyle lan…” dedi. Taylan da gülümsedi.

“Çok komiksin! Senin neyini sevecekti lan salak?”

Mehşid susunca Taylan’ın de yüzü ciddileşti.

“Valla bak… Ben onu sevdim…”

“Eeee? Adama bak ya… Afyonkeş kabız olsa şimdiye on kez sıçmıştı lan… Bi cevap ver ya! Öyleyse neden bırakıp gittin?”

“Hâlâ da seviyorum… Lanet olsun! O benim ilk aşkımdı… İlk dellenmemin hikâyesidir! Ben bırakmadım diyorum sana… O başkasını taktı koluna.”

“Nasıl taktı koluna yani? Tekrar seni aradı buldu ama. Buluştunuz! Valla çözemedim davayı! Hem seviyor hem başkasını koluna takıp gidiyor hem de seni arayıp… Tuhaflık var bu işte babam! Bu hikâyenin bir yerinde bir hata var.”

“Çözemezsin… Ben de çözemedim yıllarca düşünmeme rağmen!”

“Haydi öyleyse, Tülay’ın şerefine!”

Mehşid kadehini kaldırırken midesi kalktı. Yutkundu. Bitmek üzere olan sigarasını kül tablasına attı. Midesinden gelenleri ağzında topladı, geri yutmak isterken öksürdü. Rakı, su, balık, salata cıvık macun gibi masaya serpildi. Taylan elindeki çatalı hızla tabağına attı, bir yandan da yüzüne püskürtülen kusmuğu silerken ayağı kalktı. Mehşid’in koltuklarına girip kaldırdı. Genç bir garson da ona yardım etti. Tuvalete taşıdılar. Mehşid kusmaya devam etti. Kusmuğun rengi değişmeye başladı. Resti görmüştü anlaşılan. Elinin sırtıyla kanlı dudaklarını silmeye çalıştı. Yüzünü yıkayınca aynaya baktı:

“Masadan kalkma zamanı geldi galiba dostum!”

“Evet kalkalım… Geç oldu.”

“Ben kalkıyorum… Sen oyuna devam et! Bu restleşme tek kişilik bir kumardır babam… Buraya kadarmış!”

Numune Hastanesi acil servisine geldiklerinde gece yarıyı yeni aşmıştı. Doktor hikâyeyi dinledikten sonra hemen içeri alarak müşahede kısmında bir yatağa yatırdı. Hemşire hemen koluna serumu taktı. Tansiyonu iyiymiş. Serumu yiyince Mehşid’in sarhoşluğu giderek uçtu. Etrafına bakınmaya, espri yapmaya başladı. (… …)

Çok geçmeden Mehşid’i mide kanaması tanısıyla servise yatırdılar. İlk ünite kanı Taylan verdi. Sabaha karşı uykudan birden fırladı. Taylan yan koltukta uyukluyordu. Mehşid’in sesine gözlerini açtı. Sakin bir sesle sanki rüyasındaki biriyle konuşuyordu:

“Dostum bak… Kanser işini gördü. Biliyorum her an komaya girebilirim. Sonrası belli zaten. Burada bekleme boşu boşuna. Benden sonra Nurşen’i bul, ona onu hâlâ çok sevdiğimi söyle. Bir boktu yedim işte dedi, de. Kızlarımı da öp benim için. Onlara hasta olduğumu söylemedim. Korktum. Bu kadar!”

“Sus lan dinlen!”

“Susacağım zaten… Ofisimdeki kitapları, giysileri falan yoksul öğrencilere dağıtın.”

Taylan, Mehşid’in elini sıktığını fark etti. Mehşid konuşmayı kesti. Filmlerdeki gibi olmadı. Hani önce sesi kısılır. Sonra nefesi daralır, sonra gözleri kayar falan. Öyle olmadı. Konuştu, sustu ve uyudu. Eli Taylan’ın elinde soğumaya başladı. Sivas Madımak olaylarının, Ulucanlar Hapishanesi olaylarının müdahil avukatı sustu. Dava düştü. Perde kapandı.

Taylan kımıldayamıyordu. Sanki az sonra kalkıp eve gidecekler, mutfağa geçecekler, Mehşid patatesleri kürdan inceliğinde doğrayacak, kızıl kızartacak, Taylan biraları açacak, kaset çalacak, Türküler söylenecek, Tülay gelecek, Nurşen gelecek, diğerleri de gelecek, gülüşüp söyleşecekler, Mehşid bira bardağını Nurşen için kaldıracak, onu dudaklarından öpecek, birasından bir yudum alacak, biranın köpüğünü gür sarkan siyah bıyıklarından emerek içecek, kahkahayı patlatacaktı. Ama perde düşmüş, alkış sesi duyulmamıştı. Resti görülmüş ve Mehşid masayı terk etmişti. Sahne sessizdi.

[Dolunayın Çocukları adlı yayınevindeki romanımdan bir parça: , h.h.]

Zalimi yaratan mazlumdur: Sıfır Ritim Deneyi

Yıl 1974. Deneyi yapan Marina Abramoviç. Sonuç: İnsanlar vahşet yaratmada birbirini tetkikler (yığın taşkınlıklarında olduğu gibi) ve birbirine güç verirler. Ancak esasta mazlumum tepkisiz kalması bütün olayları geliştirir.

İlk videoda Mirina deneyimini anlatıyor, ikinci videoda (2011) diğer performansını sergiliyor.

Bu deneyimleme hakkında birçok yazı yazılmıştır. Buraya tıklayabilirsiniz