Dedim! Ve koyunluklaştırıldıklarını anlayan koyunlar hep birlikte dediler ki: “Aaaah! Boyun eğmelerimizdi bizi salhaneye götürdü!” Ve onlar koyun sürüsü içinde “koyun” olmayan koyunlardı ki çobanların ve kasapların gözlerine gözlerini dikebildiler… ve sen diyorsun, “Peki ya sonra ne oldu?”… İşte!
Kategori: Hepsi
ne kadar güzelsin çocuk
(Polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurulan 14 yaşındaki Berkin Elvan 269 gün sonra bugün hayata veda etti…)
ne kadar güzelsin çocuk
ülkemin geleceği gibisin
ne kadar kanlar içinde…
kara kaşlarına sevdalanacaktı komşu kız
omuzlarına başını yaslayacaktı
şarkılarını dinleyecekti
haber kısaydı; idam edildiler!
İranlı şair Huşeng Ebtehac’ın (H. Elif Saye) bir şiirini çevirdim. Bir rivayete göre Huşeng bu şiirini, 1953 CİA darbesiyle yeniden işbaşına gelen Şah’ın, daha o yıllar Devrimci ideolojiden ayrılmamış Tudeh Partisi’nin subaylarını gruplar halinde idam edişine söylemiştir. Bir rivayete göre ise, 1919 yılında dövülerek öldürülen ve cansız vücudu nehre atılan Rosa Luxemburg ve aynı olayda başından kurşunlanarak öldürülen Liebknecht için söylemiştir. Bu şiir yıllarca İranlı devrimcilerin dillerinden düşmedi: “Haber kutah bud, edameşan kerdend!” (h.h.)

haber kısaydı
“idam edildiler!”
kızcağızın yükseldi haykırışı
titredi dudakları
yorgun iki gözü doldu gözyaşıyla
ağladı
ve ben acı dolu çabayla gizledim gözyaşlarımı
kızcağız ağlarken soruyor bana:
“neden idam ettiler?”
Furuğ’un kehaneti!
“mahpus ses!”, “Kımıltısız aydınlar” ve “bu düşümüş yığınlar bu küçük caniler!”
Yeryüzü ayetleri
işte o dem
güneş soğudu
ve bereket topraklardan kalktı
ve çöllerde kurudu yeşillikler
ve balıklar denizlerde kurudu
ve ondan sonra toprak
kabul etmez oldu
ölülerini
gece, tüm soluk pencerelerde
kuşkulu bir sanı gibi
sürekli sıkışmışlıkta ve taşkınlıktaydı
ve yollar
sonlarını karanlığa bıraktılar
artık kimse aşkı düşünmedi
kimse yengiyi düşünmedi
ve kimse
hiçbir şeyi düşünmedi artık
Furuğ: şimdi güvercinler memelerimin ucunda uçuşur…
Photo caption: Google Image
sınırın duvarları
şimdi suskun gecede yeniden
otlar gibi boy atıyor
aradaki duvarlar, sınırın duvarları
aşkımın tarlasının bekçisi olsunlar diye
şimdi kentin kirli gürültüsü yeniden
balıkların karmaşık sürüsü gibi
benim kıyımımın karanlığından göç ediyor
şimdi pencereler kendini yeniden
dağınık ıtırların dokunuşunun lezzetinde açılmış buluyor
şimdi ağaçların tümü uyumuş bahçede kabuk atıyor
ve toprak, binlerce delikle
ayın sersem zerreciklerini kendi içine çekiyor
şimdi
yaklaş
ve dinle
aşkın ıstıraplı darbelerini
ki zencilerin tam tamları gibi
tenimin kabilesinin ho holarında
dağılıyor
Okumaya devam et “Furuğ: şimdi güvercinler memelerimin ucunda uçuşur…”
Furuğ dedi ki…
“Bize yazıklar olsun. Zira gündüz zeval bulup sona ermekte ve akşamın gölgeleri uzamakta ve bizim varlığımız, kuşlarla dolu kafesler gibi, tutsaklığın iniltileriyle dolup taşmakta. Aramızda ne zamana kadar süreceğini bilen biri yoktur… hasat mevsimi geçti ve yaz bitti ve biz kurtulmadık. Kanaryalar gibi ağlarız insaf için ve yoktur… aydınlığı bekleriz ve şimdi karanlıktır…”
(“Ev Karadır” filminde Furuğ’un sesiyle duymak için bu sitede “Ev Karadır”‘a bakınız)
o günler geçip gitti!
o günler geçip gitti,
o günler güneşte çürüyen otlar gibi
güneşin ışımasından çürüdüler
ve akasya kokusundan başı dönen o sokaklar
dönüşümsüz yolların gürültülü kalabalığında kayboldular.
ve yanaklarını
sardunya çiçek yapraklarıyla süsleyen o kız, ah
şimdi yalnız bir kadındır
şimdi yalnız bir kadındır.
(F.F., h.h.)
Aaah bu “zalim” Muammer Kaddafi!
Muammer Kaddafi’nin sözüm ona acımasızlıkları!
- Hartz4 (Almanya’da ölmeden sürünmek için sosyal yardım) ve Angela Merkel’in tayin ettiği ücret, son derece çaresizlik içinde geçinmek ve ayın son haftasını ekmek peynirle başa getirmek demektir.
- İşi olanların bazıları da “toprak bütünlüğü” dehşetinin başlarına çökme korkusuyla diken üstündeler!
- Bankalara par ise istemediğiniz kadar akmakta, kesenin ağzı sonuna kadar açık!
- Avrupa insanını zillet içinde yaşamaya ikna etmek kolay değil!
- Her yerde böyle olduğu söyleniyor, bütün dünyada!
- Elden ne gelirmiş!
- Zorunlu ve kadermiş
- Okumaya devam et “Aaah bu “zalim” Muammer Kaddafi!”
Furuğ-yeni gördüğüm fotografı
Sabra-Şatilla Kasabı Komadan Çıkmadı!

“Ben, ‘uluslararası prensipler’ denen sözler hakkında hiç bir şey bilmiyorum ve size söz veriyorum bölgede doğan her bir Filistinli çocuğu yakacağım. Filistinli kadınlar ve çocuklar onların erkeklerinden daha tehlikelidir; çünkü her bir Filistinli çocuk demek Filistin soyunun daha fazla devam etmesi demektir.” Bu sözler Ariel Şaron’a aittir. O bu sözleri 1965 yılında General Uzi ile yaptığı söyleşide dile getirmiştir.
Dün, dünya acımasız bir katilden temizlendi. İlerici Yahudi kardeşlerimizin yüz karası, Filistin çocuklarının katili, Sabra ve Şatilla kasabı Ariel Şaron yıllarca düştüğü komadan çıkamadı. Bu koma halindeyken neyin hesabını verdi bilinmez ancak kuşkusuz tarih onu insanlığın gördüğü en acımasız katillilerle birlikte anacaktır. O, Moşe Dayan gibi, 1911 yılından beri bölgede, İngiliz emperyalizminin oyunlarıyla başlayan, “mazlumiyet” maskesi altında, bütün bölge insanına ve özellikle de savunmasız Filistin halkına karşı sürdürülen kesintisiz ve sistematik savaş, saldırı, cinayet ve terör politikasının önemli bir parçasıydı.





