Samed Behrengi çevirilerimin yeni baskıları Can Çocuk’tan çıktı!
Resimdekiler eski baskılar :))
Almanya’nın Emperyalist sermayesinin besleyip siyasi erkin tahtına oturtulan Adolf Hitler’i alkışlayan “Yığın”, “Halk”, Hitler’in “Benim üstün insanım” dediği milyonlar… Bu tablo, kandırılmuış halk nasıl kendi celladını alkışlar gerçeğinin en unutlmaz örneğidir! Ama esas soru şudur; Hitler’in faşist devletinin arkasındaki o Savaş sermayesi, fabrikları ve güçleri kimlerdi? İnternette Hitler’i destekleyen sermaye diye yazdıldığında, ya da Hitler ve dev tröstler yazdıldığında bile birçok gerçek ortaya saçılıyor! Sermaye kriz dönemlerinde faşistleri işbaşına getirir ve savaşlarla ölümden kurtulmak ister. Sermaye kar uğruna kendi halkını bile göz kırpmadan kılıçtan geçirir! Hitler ve ikinci dünya savaşının ve bütün saldırgan savaşların temelinde bu örtülüp bastırılamaz gerçek yatmakta! Ancak her şeye rağmen sonunda ölüp yok olacak olan insanları ölüme sürükleyenler olacaktır!

Bu resmi ne zaman görsem yüreğime tanımsız bir acı, bir sızı iner. Gurur dolu bir sızı. Ah ne güzel böyle güzel insanlar var bu çirkinliğe boğdukları dünyada. Ne zaman bu resmi görsem bir şiir fısıldar kulağımda, kulağımda tefler çalar, bir keman sesi yükselir. Bu resmi ne zaman görsem demir demir üstünde kayar, kırbaç et üstünde şaklar, bayrak rüzgarda, bulut, sis ve köpüklü deniz dalgalanır, ağaçlar birden çiçeğe oturur, gözyaşları tersine akar. Bu resmi ne zaman görsem…
güneş batarken o kuş kırgın bir rüzgar taşıyordu ağzında
dallar üşüdüğünde bir masal vardı kanatları altında
öpülmedik yer bırakmamıştı oysa çılgın sesinde
delik deşik bir gerilla gibi salınıyordu o dalda!
sözcükler var yeni kuşanır ayaklanmaya
sözcükler var yaralı, kanlı, paramparça
sözcükler var tarla sessizliğinde günebakan
sözcükler var cehennem eşiğinde ayakta!
Uçraşqanda (Karşılaşınca)
Söz: Abdülrehim Ötkür
Best ve söyleyen: Abdürehim Heyit
Sähär körgän çeğim közüm sultanini, (Seher çağı gördüm gözümün sultanını)
Didim sultanmusän? U didi yaq-yaq (Dedim sultan mısın? O dedi yok yok!)
Közliri yalqunluq, qolliri χeniliq, (Gözleri ateş yurdu, kolları kınalı)
Didim Çolpanmusän? U didi yaq-yaq. (Dedim çolpan mısın? O dedi yok yok!)

– sen merdivenlerimi tırmanmadın
kuyularıma indin
kayısı çiçekleri açarken saçlarımda
sen adımı unutmaya gittin
– ben senin gözlerini terli avuçlarımda taşırdım
yüreğimde taşırdım çıldıran kalbini
senin gözlerini şehrin gürültüsünden sakınırdım
soluğunu ağzımda saklardım
– bütün delilerimi senin sokaklarına salardım
çıldıran sözcüklerimi sesine verirdim
yoksuldum
kalbimi verirdim
Bu resimler Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin sayfasından alınmıştır:

Okumaya devam et “birkaç resim: Gorki, Şoloxov, Mayakovski, Nazım…”
15.07.2014 / Muğla
“Eril” kelimesi erk, güç, iktidar ve de tahakküm ile ilişkili ve hatta direkt onları temsil eden bir kavram olmakla birlikte herhangi bir cinsel kimlikten bireyin de eril davranışlarda bulunabileceği/bulunduğunu kabul etmek gerekir. Zaten “eril” hallerimizin farkına varıp, onlarla yüzleşip ve mücadele pratiklerimizi geliştirmek gerekliliğini savunan ve “eril” haller(im)le mücadele eden bir birey olarak eril davranışı asla tek bir cinsel kimliğe indirgemediğimi beyan ederim. Eril tahakkümle mücadele edilen bir alanda (yani feminist bir kampta) “eril” davranışla karşılaşıp buna tepki verilmesinin “transfobi” üzerinden okunma çabası üzücü birşey olarak görmekteyim. Elbette “seksizmden, transfobiden, türcülükten, homofobiden…” azade değiliz ve azade olduğumu iddia etmiyorum. Çünkü içinde doğduğumuz “toplumsal yapı”, mevcut bir yığın iktidar pratiğini içselleştirmemize habitusumuz aracılığıyla neden olmuştur. “Yapı”nın içerisindeki bize dayatılan konumlara ve içselleştirdiğimiz pratiklere karşı direniş ağımızı örmeye başladığımız anda, bunlarla yüzleşerek aslında kendi içimizdeki iktidarla da her gün yüzleştiğimizi göstermez mi? Bu “seksizm, transfobi, türcülük, homofobi, bifobi…” değişen…
View original post 551 kelime daha
Kadınların katılmadığı hiçbir toplu sosyal hareket zafere ulaşamaz. Bunu bilen Faşizm topluma saldırıya geçerken öncelikle kadınları hedef alır ve özellikle de onların bedenlerine ve özel yaşamlarına saldırır. Kapitalizmin saldırgan diktatörlük biçimi olan faşizm, ekonomik krizlerde ve burjuvazinin halkın günlük sorunlarını dahi çözmekten aciz kaldıkları dönemlerde azar ve daha da kudurur! Faşizm korkak ve fakat yırtıcı köpek gibidir, korkar ve önünden kaçarsan daha da saldırganlaşır ve öldürücü olur. Tek çare ona karşı dayanmak ve toplumu çürümüşlükten kurtarmak için temel insani değerlere dayanarak dim dik ayakta durmaktır!
Bu yazı 24 Ağustos 2014 tarihli Macelle Hefte’nin sitesinde yayımlanmıştır. Yazıda değişiklik yapmadan aynen çevirerek veriyorum. Bunu okurken IŞİD’in baş kesmeyi hangi okulda öğrendiğini bir kez daha anlamış oldum…
“El Meyadin TV kanalından alınmıştır.
Çeviren: Ahmed Mezarei, 24 Ağustos 2014
Nükleer bilim insanlarının terörü konusu hakkındaki çevirmenin notu: Geçenlerde N.P.T. (h.h.: Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması) örgütünün sorumluları İran’dan, İran’ın Parçin askeri merkezinin sorumlularının adlarını istemiş, ancak İran bu istekleri ret etmiştir. Geçmişte İran ya aptallığı yüzünden ya da tecrübesizlikleri nedeniyle kendi bilim insanlarının birkaçının adını N.P.T’ye vermiş ve bir süre sonra o bilim insanlarının hepsi Amerika ve İsrail tarafından terör edilerek öldürülmüşlerdir. El Cezira’nın bildirdiğine göre, 14 Haziran 2005 tarihinde Pentagon, Beyaz Saray’a bir rapor iletilmiştir. Bu raporda, Amerika ile işbirliğine yanaşmayan 500 Irak nükleer bilim insanının adının, ortadan kaldırılmaları için MOSSAD’a iletildiği kaydedilmiştir. ABD bu isimleri, N.P.T’nin Irak’ın nükleer ve toplu imha silahlarını inceleme komisyonu vasıtasıyla elde etmiştir. Amerika’nın ve İsrail’in cinayetleri hakkındaki geniş bilgilere Mecelle Hefte’nin sitesinden “Bilim insanlarının Terörü, ve Batının ‘demokrasi’ ve ‘İnsan Hakları” başlığı altında ulaşabilirsiniz.
Çevirmenin El Meyadin TV kanalından çevirdiklerinin devamı: