O Otobüs!

Gost’un Evinin Macerası ve Ermenistan’a Giden Otobüs

 İran Yazarlarına Karşı Komplonun İç Öyküsü

 Yazan: R. Beraheni

Çeviren: H. H.

1997 yılı yazında, Simoniyan adlı bir şahıs, İran Yazarlar Birliği (İYB) Danışma Kurulu üyesi Mensur Kuşan ile, İran yazarlarını ve şairlerini orada şiir ve öykü geceleri düzenlemek ve İran edebiyatını tanıtmak için Ermenistan Cumhuriyeti’ne davet etmek üzere, temas kurmuş. O günler gerçi Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaş oldukça dinmişti fakat iki ülke arasındaki çekişmeler tüm şiddeti ile sürmekteydi ve her an savaşın yeniden alevlenmesi olasılığı vardı. Kuşan, konuyu İYB Danışma Kurulu toplantısında açtığında ben bazı nedenlerden dolayı gidemeyeceğimi söyledim. O nedenlerden biri, o savaş kargaşası arasında yazar ve şairlerin savaş halindeki ülkelerden sadece birine yolculuk etmeleri anlamsızdı. Diğer nedeni ise; ben İran Azerbaycan’ının en büyük kenti Tebriz doğumluyum, Ermenistan’a gidişim, dil ve edebiyat alanında Azerbaycan Cumhuriyeti ile ortak olan ve hâlâ Ermenistan savaşında ölenler için anma törenleri düzenleyen ve ağıtlar yakan kendi halkımın aleyhinde bir tavır sayılırdı. Ben Ermeniler ile asla kişisel bir anlaşmazlığım olmamıştır. Sayısız Ermeni dostum vardı ve hâlâ da var, ve günümüz Ermeni şiirini de işte bu dostlarım aracılığı ile 1964-65 yıllarında tercüme edip yayınlamışım. Doğal olarak tüm nedenlerimi Danışma Kurlu’na aktarmadım, fakat kurul üyelerinden birçoğu benim gitmeyeceğimi biliyorlardı. Ben görüşümü bildirdikten sonra, Ali Eşref Dervişiyan ve birkaç kişi daha gitmeyeceklerini açıkladılar. Merhum Dr. Gaffar Hüseyni, başka bir oturumda, yazarların bir otobüsle Ermenistan’a gideceklerini duyunca: “Hepinizi alır götürür uçuruma atarlar!” dedi. Onun bu sözü, güya otobüste yolculuk sırasında, sonradan yazarların zincirleme öldürülmesinde rol aldıkları anlaşılan dört katilden biri olduğu sonradan ortaya çıkan, şoföre bile söylenmiş. Sanki hem katil şoför ve hem de otobüsteki yazarlar korkunç bir hadisenin beklediğini sezinlemişler ve ondan haberleri vardı. Ancak 21 yazarı Héyran gediklerinde dereden aşağı uçuruma atma fikri o denli gerçek dışı algılanıyordu ki Gaffar Hüseyni’nin uyarısı bile bu yolculuğa çıkılmasını engelleyememişti.

Tüm bunlardan daha önemlisi belki de o otobüs yolculuğundan dört gün önce Danışma Kurulu yazarlarından bazıları için cereyan eden olaydı. Bu yolculuktan iki hafta öncesinde, Almanya’nın İran’daki kültür ataşeliğinden Gost’un mektubunu almıştım. Mektupta bana “İran’ın Entelektüel Yaşamı” hakkında çağdaş yazar Huşeng Golşiri ile tartıştığını ve bunun devamında, tartışmayı sürdürmek için onun evinde bir akşam yemeğine katılmamı istiyordu. Birkaç kişi ile konuştuğumda benzer mektubun onlara da gönderildiği anlaşıldı. Sonra Gost’ın sekreteri bana telefon ederek gidip gitmeyeceğimi sordu ve ben ondan davetlilerin listesini istedim. Liste şöyle idi: Simin Daneşver, Simin Behbahani, Mahmud Devletabadi, Ferec Serkuhi, Huşeng Golşiri, Mehrengiz Kar, Roşenek Dariyuş ve Mohammed Ali Sepanlu. Böylece davet edilenlerin dokuz kişi oldukları anlaşılıyordu ve ben Gost’a bir mektup yazarak yemeğe katılamayacağımı ve “İran’ın Entelektüel Yaşamı” ise özel bir akşam yemeğinde özellikle bir ülkenin dış temsilciliğindeki memuruyla konuşulacak cinsten bir konu olmadığını bildirdim. Bu mektup Almanca dil eğiten bir bayan tarafından Gost’a iletildi. Gost’ın evindeki maceradan habersizdim, misafirliğin olduğu gün veya ondan bir gün önce Ferec Serkuhi ile karşılaştım ve ona yemeğe katılamayacağımı söyledim ve ondan da gitmemesini istedim.

Sonradan anlaşılacağı üzere o akşam Simin Daneşver ve Mahmud Devletabadi da o yemeğe katılmamışlar. Yemeğe katılanlar altı kişi; Simin Behbahani, Ferec Serkuhi, Huşeng Golşiri, Mehrengiz Kar, Roşenek Dariyuş ve Mohammed Ali Sepanlu. O gece gizli emniyet kuvvetleri evi basmışlar ve adı geçen altı kişiyi alıp götürmüşler ve sorgulamışlar hatta Huşeng Golşiri’ye esrar taşıma ithamı da yöneltmişler. Ertesi günü tümünü serbest bırakıyorlar. Bu altı kişi, olup bitenler hakkında kimse ile konuşmaya yanaşmıyorlardı. Ancak Huşeng Golşiri Ermenistan’a gitmekten vazgeçiyor ve o altı kişiden iki kişi yani Serkuhi ve Sepanlu Pazartesi günü otobüse biniyorlar. Bu yolcuların tümü, iki tanınmış gazeteci olan Sirus Alinejad ve Mesud Behnud, ve macerada önemli rolü olan Sedig adlı bir şahıs dışındakilerin tümü ünlü “134 yazarlar bildirgesini” imzalayanlardı.

 Şoför otobüsü Reşt kentinde durduruyor, bir iki kişi binip veya iniyor ve sonunda otobüs hava kararınca yolculuğuna devam ediyor. Sabaha karşı şoför otobüsü uçuruma yöneltiyor ve kendini dışarıya atarak koşmaya başlıyor. Şoförü sürekli ayık tutmaya çalışan yazarın uyanıklığı ve çabuk davranışı olmamış olsaydı otobüs kuşkusuz dereye uçacaktı. Olaydan birkaç saat sonra olay başka bir biçim alıyor. Gost’un evindeki yemeği basan emniyet görevlilerinden olan ve sadece Serkuhi ve Sepanlu için tanınmış olan Haşemi adlı bir kişinin de aralarında bulunduğu bir grup ortaya çıkıyor. Ben ve Muhtari ve birkaç kişinin çok daha sonra bu maceradan haberimiz olacak. Haşemi ve yanındakiler, yazarları Astara kentine götürüyor ve onları 24 saat orada alıkoyuyorlar, sorguluyorlar ve ardından Tahran’a geri gönderiyorlar. Sonraları macera ülke dışına yansıyor. Daha doğrusu, ben açık bir mektupla tüm macerayı Ocak 1997’de Toronto’da bir dergide yayınlayarak tüm bu facianın üzerindeki perdeyi kaldırıyorum. Geçen yıl başka bir gerçek de ortaya çıktı; şöyle ki seri cinayetlerinin katillerinden olan Haşemi ve şoförden başka, Enformasyon Bakan Muavini olan ve bu cinayetlerin beyni sayılan Said İmami de otobüs hadisesini planlamakla kalmayıp kendisi bizzat Héyran Gediklerinde hazır bulunmuş.

*

Başlangıçta benim haber kaynağım batı gazete ve dergileri idi. 1 Eylül 1997, Danışma Kurulu toplantısına katılmak üzere Mohammed Muhtarı ile Huşeng Golşiri’nin evine gitmek üzere karar koyduğumuzda, Muhtari Gost’ın evinde olup bitenlerin tümünü bana aktardı. Anlaşılan o da tüm macerayı orada hazır bulunan ve Alman büyükelçiliğinde çalışan birinden duymuş. Biz tüm bu maceraların nereden kaynaklandığını bize söylemedikleri için biz de o toplantıya katılmama kararı aldık. Mohammed Mohammed Ali de bizimle aynı düşünceyi taşıyarak bizim iki kişilik grubumuza katıldı. Muhtari, Ferec Serkuhi’ye telefon ederek bizim Huşeng Golşiri’nin evine gitmeyeceğimizi iletti. Bir hafta sonra, Danışma Kurulu üyeleri Birliğin bildirgesini paraf etmek üzere Mensur Kuşan’ın evinde toplandılar. Paraflama işi bitince ben Gost’ın bana yazmış olduğu mektup hikayesini, Gost’ın evindeki olayı örtbas etme çabasını ve Ermenistan yolculuğu konularını açtım ve bize bilgi verilmesini istedim, neden bize ilk olay hakkında bilgi verilmemiş ve ikinci olay cereyan etmiş ve neden ikinci olay hakkında da bilgi verilmemiş diye. İşte bu tartışma devam ederken gizli emniyet kuvvetleri Kuşan’ın evini basarak bizim hepimizi toplayarak bir otobüse doldurdular ve sorgulamak, korkutmak için Tahran’ın güneyinde Uluslararası Fuar yakınındaki bir emniyet istasyonuna götürdüler. Dönüşte Muhtari otobüste bana, onun sorgulaması sırasında artık Danışma Kurulu toplantılarının yasak olduğunu söylediklerini, dedi. Benim sorgulamamda böyle bir şey söylememişlerdi. Sonraları Mohammed Ali, ona da aynı şeyi söylediklerini açıkladı.

Sonraki ve benim İran’ı terk etmeye mecbur kalış nedenim olan olaylar başka yerlerde yazılmış ve burada tümünü yinelemeye gerek görmüyorum.

Rıza Beraheni

1 Mart 2000

Notlar:

  • Ferec Serkuhi daha sonra eşi ve çocuğunun yanına Almanya’ya yolculuk etmek isterken Tahran Mehrabad Havaalnı’nda gizli polis tarafında kaçırılıyor. Eşi, Serkuhi’nin gelmediğini polise ve gazetelere bildiriyor. İran hükümet yetkilileri Ferec Serkuhi’nin İran’ı terk ettiğini ve Almanya’da olduğunu ve Almanya’nın bir an evvel yazarı geri vermesini istiyor. Bu macera Mikonos davası sonunda Berlin’deki İran Kürdistan Demokratik Fırkası liderlerinin bombalanarak katledilişleri olayında Ayetullah Hamnei ve Ayetullah Refsencani’nin doğrudan suçlu bulunmalarına rastlar. Sonradan, Ferec Serkuhi Toronto’da bir toplantıda, o kaybolma süresince Tahran’da kaçırılıp işkence edildiğini ve dışarıda kendisinin artık ölmüş olduğu kanısının yaygın olduğu nedeni ile yaşaması için hükümetle Almanya aleyhine işbirliğine zorlandığını iletti. Ferec dünyada açılan geniş kampanya sonuncunda serbest bırakılmıştı.
  • Yazar, Şair, eleştirmen ve genç filozof Mohammed Muhtari (1942-1998) sabah kahvaltısı için yoksul evine ekmek almak üzere evinden çıktı ve bir daha geri dönmedi. O, Said İmami liderliğinde ve İran yöneticileri bilgisi dâhilinde kaçırıldı ve bir tel kordon boynuna dolanarak boğularak öldürüldü. Bu cinayetin ardından dört yazar ve çevirmen daha kaçırılarak öldürüldü.
  • Mensur Kuşan (İsveç’e) ve Beraheni (Toronto’ya) İran’ı terk etmeye mecbur kaldı.
  • Ünlü öykücü Huşeng Golşiri Almanya’ya yolculuk ederek, Beraheni’nin polislikle suçladığı Almanya’ya sığınan romancı Abbas Marufi gibi “İran Yazarlar Birliği-Sürgünde” toplantısında yazarları hükümetin ılımlı yanı ile işbirliğine ve 134 imzalı bildirgede tavırlardan taviz vermeye çağırdı. Avusturya’da edebiyat ödülü kazandı.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s