Kategori: Hepsi
seni Ankara!
Mayıs ayında Ankara’yı anımsarım, Ankara’nın coşkun yürüyüşlerini! Siyasal’dan, ODTÜ’den, Tıp’tan, ordan burdan Kızılay’a akan kızıl bayrakları… Kol kola türküleri ve işçi ve devrimci marşları! Bir de Deniz’e hasret hallerini anımsarım Ankara’nın… bir de kahrolası o üç sehpayı!
tutuştuğum kavganın alametidir Ankara göğsümde hele bir de mayıs geldi mi hep aşığım leylak dönemeçlerine gamze bakışlı sokaklarının sesinin nesi var şimdi sisli bir dünün arkasında oturmuşuz ikindi balkonuna sevdanın burada fesleğenleri dizerim gelecek saatlerin su sesli güneşini pencereme Gençlik’ini yitirmiş parkın köhne masalarında nargile soluklu mazot kokulu zaman
akıl dışı-1
Ben geçmek için geldim… tarağın saç telleri arasından geçişi, mızrabı hüsnü geçince bu tellerden… neden? Ondandır rüzgarı, bir tek Tebriz’ın akkavakları bilir, Yorkshire dünün bebesi! Şimdi “baş üstünde gelmişim” diyen Baba Mezid’e sorarsan o tepetaklak mihraptan geçişi anlatır, Hallacın sözünü: “Küfran benim yanımda sanattır…” Öyleyse kırıl! Kırıl kırılayım kırıl kırıl kırılayım kırıl kırılayım boşaldıkça bu manadan geçmeyi geçerim uzaklara, aynadan bile! Bir de Tebriz’li Şems: “Akıl kapıya kadar getirir, fakat evin içine asla!… Orada akıl hicaptır, yürek hicaptır ve baş hicap!” Öyleyse ben dönüyorum; geldiğim o yoldan ki kaybedeli çok olmuştur… dönüyorum bilcümle cümleden, birer birer kelamın kabuğu içre saklı duran kelimelerden dönüyorum ve dönüyorum dönüyorum sesiyle ve suskusuyla çalıp oynatan.
(h.h.)
Süsen ve Yasemin Üzerinde Kanarya Közlemesi
Kısa Oyun. Yazan: Mohammed Çermşir Farsçadan Çeviren: Haşim Hüsrevşahi Oyuncular: Kadın, Gurzad[1]
[1] Farsça. Mezarda doğan. Moin sözlüğüne göre: “Eskiden doğuma yakın gebe bir kadın öldüğünde, onu gömerler, mezarının başına da birini dikerlermiş. Mezara, bir ucu dışarıda olan bir ney ya da bir kamış koyarlarmış, çocuk dünyaya geldiğinde sesi duyulsun, mezar açılıp dışarı çıkarılsın diye. Bu bebeklere halk arasında ‘Gurza’ (mezarda doğan. ç.n.) Bu çocukların kısa boylu olduğuna inanılırdı.” Cüce ve bodur anlamına da gelir.
Kadın: Tecavüz, tecavüz! Kan! Bekâretin kanı. Mermer uyluklara ve ateşe yayılmış kan... Kadınlığın kokusu. Bin gecelik memelerdeki sütün kalmışlık tadı. Düğüm. Gövdenin gövdeyle düğümlenmesi. Gözyaşlarının akması. Aay... ay! Başıma küller, topraklar! Ben yıkıldım. Ben şimdi, çölü süren o rüzgârım. Ben ölüm oldum, ölüm! Mezarlara yazılan bir yazı. Ben mezar oldum, mezar... Kime söyleyeyim, bin murdarın kemik tozuyla mezarıma yazsın; bekâret bir çiçekti ve güz, onu dalından kopardı? Meme nar çiçeğiydi, benim akıtılan kanıma damlardı, yaşlanmış ve örselenmiş beni, Kadınlığın temelleri üzerinde yükseltirdi? Ve ben kalktım. Acuze ve acılar çekmiş olarak. Kan ve acılar yatağından, ay ve taş vadilerinde dörtnala çapan kısraklar gibi; ufuklardan kör bir ışık için ki soğuk ve korkunç bir batakta ölen yarınların damlayan kanında yanardı. Okumaya devam et "Süsen ve Yasemin Üzerinde Kanarya Közlemesi"
Şirazlı Sadi’den bir gazel
Öldüğüm nefeste seni arzularken ölürüm / sokağının toprağı olurum umuduyla can veririm
Kıyamet sabahı kaldırdığımda başımı topraktan / seninle konuşmaya kalkarım seni arar dururum
İki âlemin tanıkları tanık oldukları o cem’ide / senden yana bakarım tekçe senin kulun olurum
Yokluk yatağında uyursam da binlerce yıl ne gam / sonunda senin saçının rayihasıyla uyanırım
Ravza hadisini söylemem, koklamam cennet çiçeklerini / Huri cemalin aramam sana, sana koşarım
Rıdvan sakisinin elinden içmem cennet şarabını / bana şarap ne gerek yüzünün sarhoşu olurum
Sen var iken gitmek bin çölü aşmak kolay / hata yaparsam eğer Sadi sana doğru gelirim.
Osip Mandelstam’dan
Sözcüklere gerek yok
Sözcüklere gerek yok Hiçbir şey duyulmamalı Bir hayvanın karanlık zihni Ne kadar acı ve ince Hiçbir şey duyulmamalı Sözcükler kullanışsız Genç bir yunus hızla suya dalar Dünyanın külrengi derinliğiyle (İngilizceden çeviren: h.h.)
Nobel Ödüllü Yazar Günter Grass ve İsrail
Dünya Basınından:
Günter Grass, Ne Söylenmeli (ya da Söylenmesi Gereken) adlı şiirini yayımladıktan sonra İsrail resmi yetkililerince “kabul edilir kişi” olmadığı açıklandı ve Günter’in İsrail’e girişi yasaklandı. Alman Yeşiller Partisi, İsrail’in bu tutumunun Günter’in demokratik haklarına saldırı olarak değerlendirdi. Günter yazdıklarını savunarak ekledi: “Şayet İsrail sıradan bombalarla bile İran’ın nükleer enerji merkezlerine saldırırsa Üçüncü Dünya Savaşını tetikler.” Günter sözlerinin devamında Almanya’da İsrail’in nükleer güç olduğunu ifade etmenin yasak olduğunu açıkladıktan sonra İsrail’in dünya barışını tehdit ettiği konusundaki genel suskunluğa katılmak istemediğini sözlerine ekledi.
bu senin çocuğun olabilirdi
Bu çocuk senin çocuğun olabilirdi, senin kardeşin… Yağmacıların, işgalcilerin utanması yok! Onlar insanları katletmeyi kendilerine iş edinmişler! Acımasızlar, gözlerini dolar bürümüş… onların tanrısı, dinleri, imanları, varlık nedenileri dolardır! Onların yüreklerini doğa sevgisi, insan sevgisi değil sermaye ve kar sevgisi doldurmuş… onların elleri diresklerine kadar çocukların ve masum, mazlum insanların kanına boğulmuş! Egemen devletlere hangi bahaneyle olursa olsun saldırmak, ya da savaşı haklı göstermek sermayenin oyununun bir parçasıdır… Savaşa hayır demek bir insanlık borcudur… fosfor ve uraniyum bombalarıyla sesimiz kesilmeden Hayır demek gerek…

benim sevgilim
Furuğ Ferruhzad:
benim sevgilim o arsız çıplak teniyle güçlü bacakları üstünde ölüm gibi durdu Okumaya devam et "benim sevgilim"



