Çalmadıkları ne kaldı?

Yüzyıllardır devam etmekte bu yağma; bütün dünyada! Önce devletlerimizi satın aldılar sonra topraklarımıza çöreklendiler, sonra yer altı zenginliklerimizi çaldılar. Petrolümüzü, gazımızı, altınlarımızı, bakır, uranyum, elmas, bor, kömür, gümüş ve ne varsa zenginliklerimizden yer altında… ve yer üstünde pamuğumuzu çaldılar, fındığımızı, zeytinimizi, buğdayımızı… sonra emeğimizi çaldılar, sonra beyinlerimizi. Sonra sıra düşüncelerimize geldi, onu da çaldılar. Sonra ruhumuzu çaldılar, sonra sözcüklerimizi. Demokrasi dedikleri bizimdi; özgürlük dediler, bizimdi; eşitlik dediler; bizimdi; adalet dediler, bizimdi; uygarlık dediler, bizimdi; aydınlık dediler, bizimdi. Dediler ve bizi koyun sürüsü gibi salhaneye sürerken eşit değildik, özgür değildik, adalet bizden uzaktı, demokrasi yoktu ve karanlıkta bizi sunağa yatırdılar. kadın-erkek dediler bizi bizden ayırdılar. Sonra sıra inançlarımıza geldi onu da çaldılar. Bizi bize yabancılaştırarak Hristiyan-Müslüman dediler, Şii dediler, Sünni dediler, Alevi dediler, Şafii dediler ve inançlarımızı çaldılar El Kaide yaptılar, El Nusra yaptılar, Hizbullah yaptılar, Taliban yaptılar, IŞİD, Ceyşül İslam yaptılar ve kendileri saklandılar bizi bizim devletlerimizle, zenginliklerimizle, beyinlerimizle, kültürümüzle, sözcüklerimizle ve inançlarımızla vurdular… ve buna dünyanın yeni düzeni dediler! Ama bu ezilen halkların kaderi olmayacak, değişecek mutlaka! Değil mi? Yeryüzü ezilen halkların olacak ve yeryüzü cenneti işte o zaman gerçekleşecek! Bu tarihin vadesidir, müjdesidir!

Men Tarebem

Dün paylaştığım Mehdiye’nin söylediği Mevlana’ya ait şiirdeki oynak, şen ve tareb havasını, şarkıyı dinleyenlerin ve fakat Farsça bilmeyenlerin tam olarak yaşayabilmeleri ve duyumsamları için, şiirin özgün halini Latin elifba ile veriyorum. Mevlana burada tareb olan şenlik, coşku ve dansı anlatmıyor, onun irfani anlamlarını vermekle kalmıyor aynı zamanda onu sözcükleri ve şiiri ile icra ediyor. Mevlana gazellerinde sıkça rastalanan bu icra mucize değilse erişilmesi hemen hemen imkansız olan bir ustalık eseridir. (h.h.)

men tarebem tareb menem, zohre zened nevayé men – éşq miyâne aşéqan şivé koned berayé men

ah ké ruz dîr şod, ahuyé lotf şîr şod – délber-o yâr sîr şod ez soxen-o doayé men

yâr béreft-o mand dél, şeb hemé şeb der âb-o gél – telx-o xomar mitepem tâ be sebuh vâyé men

behré xoda saqiya an qadehé şégérf ra – ber kefé pîré men bénéh ez ceheté rézâye men

saqiy-é ademi koşem ger békoşed mera xoşem —  rah boved atâye u, ruh boved sexâyé men

bâdé toi sebu menem, âb toi-o cu menem – mest miyâné ku menem, saqiyé men seqâyé men

Çalgı benim çalan benim!

Ben neş’eyim, neş’e benim, Zühre çalar bu nağmemi–  aşıklar ortasında aşk nâz eder benim için
Gün geçti geç oldu ah, lütuf ahusu oldu aslan — sevgili ve yar doydular sözümden ve çağrımdan
Yar gitti yürek kaldı her gece suda çamurda  — humar acı çırpınırım sabaha kadar vaaay bana
Tanrı için saki nolur o şaşılası kadehi koy–  yaşlı elime ver onu, ver kadehi rizam için
O öldüren sakim benim, öldürürse beni hoşum — lütfu rahtır onun, ruhtur benim cömertliğim[1]
Şarap sensin kadeh benim, su sensin ark benim– sokaktaki sarhoş benim, benim sakim sakam benim

Parçanın özgün adı “Tareb Menem” Şenlik Benim anlamında, Şiir: Mevlana, Beste: Mecid Direhşani, Söyleyen: Mehdiye Mohammedhani

men tarebem tareb menem, zohre zened nevayé men – éşq miyâne aşéqan şivé koned berayé men

ah ké ruz dîr şod, ahuyé lotf şîr şod – délber-o yâr sîr şod ez soxen-o doayé men

yâr béreft-o mand dél, şeb hemé şeb der âb-o gél – telx-o xomar mitepem tâ be sebuh vâyé men

behré xoda saqiya an qadehé şégérf ra – ber kefé pîré men bénéh ez ceheté rézâye men

saqiy-é ademi koşem ger békoşed mera xoşem –  rah boved atâye u, ruh boved sexâyé men

bâdé toi sebu menem, âb toi-o cu menem – mest miyâné ku menem, saqiyé men seqâyé men

(Farsçadan çeviri: h.h., bu çeviri daha çok anlama yöneliktir, ne yazık ki şiirin müziği ikinci plana düşümüştür. Şarkının ve şiirin güzelliğini paylaşmak istedim)


[1] Rah ve Ruh, Arapça. Eski müzikte bir deyim. Rah, ferahlık ve şenlik demek.

Renklerden korkmayın!

Sadece biraz görmek ve biraz duymak yeterlidir… kendini gören insan evreni görür, kendini tanıyan insan evreni tanır. İnsan vücudundaki milyarlarca hücrenin içindeki milyarlarcaevren-insan
parçacık içindeki milyarlarca zerreciklerin içindeki milyarlarca…

milyarlarca zerrecikten oluşan dünyamıza benzer milyarlarca güneş sistemine benzer sistemden oluşan Samanyoluna benzer milyarlarca galaksiden oluşan milyarlarca evrenden oluşan milyarlarca…

Doğanın şarkılarını dinlemek, doğanın renklerini görmek, doğanın ürkütücü görkemini duyumsamak ve de doğanın mizahını yaşamak! Kaplan orkide mi istersiniz, maymunu taklid eden orkide mi, kuş gagasını taklit eden çiçekler mi yoksa çiçeklerin renklerine taş çıkaran kuşlar mı? Milyarlarca renk, milyarlarca model…

Cennet kuşu ve Cennet kuşu çiçeği!
orkid-kuş gagaklı-

Okumaya devam et “Renklerden korkmayın!”