koklamam cennet çiçeklerini!

Şirazlı Saadi’nin bir gazelini az önce çevirdim (affola!):

Öldüğüm nefeste seni arzularken ölürüm /

                                              sokağının toprağı olurum umuduyla can veririm

Kıyamet günü başımı kaldırdığımda topraktan /

                                              seninle konuşmaya kalkarım seni arar dururum

İki âlemin tanıkları tanık oldukları o cem’ide /

                                               senden yana bakarım tekçe senin kulun olurum

Yokluk yatağında uyursam da binlerce yıl ne gam /

                                              sonunda senin saçının rayihasıyla uyanırım

Ravza hadisi söylemem, koklamam cennet çiçeklerini /

                                              Huri cemalin istemem sana, sana koşarım

(Ç. h.h., 8 mayıs 2014, saat 23:56)

Saadi-mezarı

 

 

neredeysen işte o burasıdır!

kızılderili-1

kımıldama
ilerdeki ağaçlar ve yanı başındaki çalılar kaybolmamışlar

neredeysen işte o burasıdır
ve sen ona karşı güçlü bir yabancı gibi davranmalısın

onu tanımak ve ona tanınman için izin almalısın ondan
orman solumakta. dinle. yanıtlıyor
“ben bu yeri senin çevren için yaptım
bırakıp gidersen bunu, belki dönüp gelirsin ve ‘burası’ dersin”

kuzgun için iki ağaç aynı değil
çalıkuşu için iki dal aynı değil
şayet bir ağaç ya da bir çalı kaybolursa sende, mutlaka sen de kaybolmuşsun demek

kımıldama
orman nerede olduğunu bilir
bırakmalısın o seni bulsun.
burada, birçok Kızılderili vardı yine
burası ki onlar çoktular, sadece birisi iyi bilirdi Ruh Dağlarını
belki de bunlar benim uzun zaman önce söylediklerimdir,
onlar ki Ruh Dağları’nı bilirlerdi, ancak belki de kimse onlar hakkında konuşmamıştır.

(Bir kızılderili şiiri, inglizceden çeviri: h.h.)

Kırılır Kadınlar!

 

Mercan

Avrupa Bağımsız Sinema Akademisi’nin tek Asya kıtası üyesi, Grand Off Film Festivali’nin jüri üyesi.  Kitapları: İşaretler (kısa öykü), Güzel Bir Kitap, Beyaz Zurafa (Çocuklar için), Akasyalardan (roman), Zürih Yolcusu (şiir)

(Doğum Tarihi: Nisan 1960, İsfahan).


 

 

Öykü

Yazan: Mercan Riyahi

Ç.: h.h.

 

Hiç kimse, önemli bir olay olduğunu tahmin etmiyordu. Bir kadın, ayağı kayarak caddede düştü ve kırıldı. Haber bu kadar basitti. Ama, aradan bir hafta geçtikten sonra, caddede başka bir kadının da kırıldığının görüldüğü söylendi. Ve sonraki hafta, tüm gazetelerde şöyle yazıldı: “Kadınlar, caddelerde kırılıyorlar.” 

Öncelikle Belediye, caddelerin durumu hakkında rapor hazırlamakla görevlendirildi. Öyle anlaşılıyordu ki kadınlar, daha önce de evlerinde kırılıyorlarmış. Ama, böyle bir olayın caddelerde görülmesi yeni bir hadiseydi. Sonra, kadınların yaşları, görme yetenekleri üzerinde tartışmalar yapıldı. Meteoroloji, hadisenin olduğu günlerdeki hava durumuna değindi ve muhtemelen, caddeler, yağmur nedeniyle ıslaktı, dendi. Psikologlar da kadınların sinirlerinin ve ruhlarının ve tüm bunların, onların yere düşmelerine olan etkilerini incelediler ve… 

Okumaya devam et “Kırılır Kadınlar!”

Muhsin Namcu (Mohsen Namjoo): Sitem!

Yüz gecelik mahmurum, şaraphane nerede?

Sitemle dedim silerim gönlümden senin yüzünün anısını, senin arzunu
Gülerek dedi incinmem senin huyundan suyundan, yüzünün anısından
Ama kalbini benden sökersen, hadisini kime düşürürsün?
Nereye gidersen yamamsın benim, vefa kadehini neden kırarsın!

Geçtim ondan küstahlıkla, başka bir ayın yoluna koyulmuş,
Geçtim ondan küstahlıkla, başka bir ayın yoluna koyulmuş

Şimdi ne yapabilirim kalbimin hatasıyla, kalbimin aşinası giderse
Şimdi ne yapabilirim kalbimin hatasıyla, kalbimin aşinası giderse

Onun yolundan yol yok başka, artık yapmam hata başka
Onun yolundan yol yok başka, artık yapmam hata başka

Sitemle dedim silerim gönülden senin yüzünün anısını, senin arzunu
Gülerek dedi incinmem senin huyundan suyundan, yüzünün anısından
Ama kalbini benden sökersen, hadisini başka kime düşürürsün?
Nereye gidersen yamamsın benim, vefa kadehini neden kırarsın!

Uyumadım başka hayalle…
Uyumadım başka hayalle ki kalbimi kavurur
Yüz gecelik mahmurum
Yüz gecelik mahmurum, şaraphane nerede…