Diktatörler bunu iyi bilir!

Platon (Devlet):

Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.

Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar.”

nasıl tutabilirim ruhumu…

Rilke’den bir çeviri denemem:

nasıl tutabilirim ruhumu, dokunmasın seninkine? nasıl kaldırabilirim onu
usulca, senin üzerinden, başka şeyler üstüne?
 
içime alıp götürmeyi çok isterim onu
karanlıkta yitip giden eşyalar arasından
dingin bilinmeyen bir yere,
senin derinliklerin yankılandığında kımıltısız kalan bir yere.
 
ve hala bize, sana ve bana, dokunan her şey,
bizi bir yay gibi birlikte alıp götürür
iki telden tek ses çıkararak
 
hangi çalgının teline sürülmüşüz
hangi kemancı bizi ellerinde tutar?
ey şarkıların en tatlısı

How shall I hold on to my soul, so that
it does not touch yours? How shall I lift it
gently up over you on to other things?
I would so very much like to tuck it away
among long lost objects in the dark
in some quiet unknown place, somewhere
which remains motionless when your depths resound.
And yet everything which touches us, you and me,
takes us together like a single bow,
drawing out from two strings but one voice.
On which instrument are we strung?
And which violinist holds us in the hand?
O sweetest of songs.

sus!

kalbimi koy sapanına
kalbimi bas yarana
kalbimi yırt göğsünde
kalbimi kat sesine
kalbimi tak koluna
kalbimi al mezarına
paramparça kalbimi!

(h.h.)

Bu klibi izle… sonuna kadar…
izle sonra da sus! sus susabilirsen!
insanlığın yeminli düşmanlarıyla hainlerin yaptıklarını bir daha gör…
kapınıın çalınmasına az kaldı çünkü!

 

(40 dakika dayanamdın değil mi? bu insanlar 66 senedir kendi anayurtlarında bunları yaşıyor! inan ki insan olmanın ne dini, ne dili, ne ırkı var… insan düşmanlığının da!)

Ey zalim!

Ey zalim! Musa’yı unuttun! Altın buzağıyı tapmaya devam ediyorsun! Unutma! Firaun gibi yer yarılıp zulmunle birlikte yok olacaksın! BU çocukların yüreklerindeki acıda, ruhlarında akan kanda boğulacaksın! Ey zalim unutma, senden çok daha güçlüleri tarihin çöplüğünde yokolup gitmişler… Mazlum halk birgün elbette divanı kuracak ve son sözü söyleyecek!

Anam Havva!

Meryem Hüseyinzade

meryem
M. Hüseyinzade

Anam Havva

selam analarımızın anasının büyükannesinin anası
ben kızının kızının kızlarıyım
İranlıyım ve Horasandanım
ama Havvacan benim yurdum çok tuhaf ve garip bir yerdir
senin kızlarını doğuran kadınlar burada
kendilerini tekrarladıkları için ağıt yakıyorlar
ve oğulların sırtlarının sırtı sıcak kalsın diye bizden hep erkek çocuk istiyorlar
ama ben senin hatalarından başlanırım ağzından ellerinden ve dişlerinden
senin elma ağacının kızıllığının vesvesesinden başlanırım
ve senin yasaklanmışlığın benim yeniden doğuşum olmakta

Okumaya devam et “Anam Havva!”

Kırbaç!

Mehrengiz Resapur (M. Pegah)

 

mehrengiz

kırbaç!

 

itiraf et…..       kırbaç!
itiraf et…..       kırbaç!

çalınmış sabah nerede?
“kan kıtasında”
kışkırtıyorsun ha!?…..              kırbaç!
ne durumda yakalandın?
“tan yeri pasaportuna giriş damgası vuruyordum.”
kaçakçılık demek….      kırbaç!

eşin nerede?
“gelinciğinin kara gömleğinde kayboldu.”
vuslatı yadsıyorsun ha?…         kırbaç!

Okumaya devam et “Kırbaç!”