tek kişilik tören (öykü)

Saat on elli beş. Yarım saattir her zamanki yerlerinde oturuyordu. Kahvesinden bir yudum aldı. Gazeteden gözünü almadan fincanı tabağa koydu. Saatine baktı. Az sonra gelmeliydi. Bu kaçıncı buluşmaları olacaktı? Tekrar pencereden dışarıya göz attı: Daracık Bastille sokakları eylül yağmuruyla ıslanmıştı. İstanbul’da İstiklal caddesinin kenar sokakları gibiydi. Az sonra gelecek ve yine ilk olacaktı. On altıncı yüzyıl Paris’inden kopup yirminci yüzyılın sonuna otuz kala İstanbul’una düşmüştü o. Menderes asılmadan Vahit Paşanın torunu olan babası uymuştu genç bir hariciyeci iken Fransa’da tanışıp evlendiği annesine. Ve işte Sorbon’da okurken, sabah üniversiteye yakın o geniş alanda sabah kahvesini yudumlarken karşılaşmışlardı. Genç adam, Paris’in sisi oturmuş o gözleri ne zaman görse, onun için hep ilk olacaktı. Gözlerinde, Café’nin bulunduğu alanı yazın gölgesine alan çınarı kızıla çalan ıslak yaprakları yansıyordu hep. İstanbul’a misafir geldiğinde o kasım ayında Boğaz’da çay içtiklerinde de gözleri aynıydı. Sanki Boğaz’ın yosunlarının gölgesi de vardı bu kez. “Hayır!” demişti, “Evliliğe inanmıyorum.”  Sonra gözleri ile, hep bir şey söyleyecekmiş gibi fakat asla söylemeyen aralı dudakları arasında saklanan kahkahasını atmıştı. Sesinde Versailles sarayındaki şelalelerin duru sesi yansırdı. İkinci görüşmelerinde, Bastille sokaklarının girişinde, Opera’ya bakan Café’de, café-cognac’larını yudumlarken adam “Olur!” demiş, “Burada… Her yıl, eylül ayında…” sonra sol elinin parmaklarını teker teker öpmüştü. Öperken neden gözlerini kapatıyordu ki? Sanki gözlerini açsa, şimdi bu deniz ve şarap tadan kadın, Louvre Müzesi’nin duvarlarının birine geri dönecek ve orada tuhaf bir aşkın tanıklığını yapmak üzere sonsuza kadar bekleyecekti. Kadın sağ elini dalgalanan kestane ormanı saçlarında dolaştırmıştı: “Sen bir alemsin!”“Neden benimle İstanbul’a gelmiyorsun ki?”

Kadın, “Neden bilmiyormuş gibi soruyorsun?” demiş, elini kuğu boynunu andıran boynunda dolaştırmış, gözlerini bardağındaki kahvesinde dondurmuştu.

Adam yeniden saatine baktı. Saat onu gösteriyordu. Gazeteyi, alışık bir tavırla katlayıp pardösünün cebine koydu. Yağmur çiseliyordu. Opera’nın yanında, başına naylon torba geçirmiş çiçekçi kadından bir demet yabani karanfili aldı. Kanal’a doğru yürüdü.

St. Michael köprüsü üzerinde durdu. Son defa da burada vedalaşmışlardı. Kadın Sain Nehri gezisine çıkmış turistler gibiydi; heyecanla el sallıyordu güverte tırabzanlarına yaslanarak. Bir an yeni bir şey hatırlamış gibi olmuştu. Hafifçe eğilmiş, gözlerindeki sis kalkmış ve dudakları söylemediği o sözü söylemek için aralanmıştı. Adam St. Michael köprüsünde gülümsemiş ve iğne iğne olan gözleriyle o anın fotoğrafını çekmişti. Sigarasını nehre atmış ve el sallamıştı. Ve kadın söylemekten vazgeçmiş ve ay yeniden oturmuştu yüzüne. İşte tam bir yıl oluyor. Şimdi elinde olsa gözleriyle çektiği o resmi gözlerinden çıkarıp cebine koymak isterdi.

Bu kez her zamankinden iki gün önce gelmişti Paris’e. Eylül’ün on sekizinde yolculuğun heyecanı ile alışverişini bitirmiş, İstiklal caddesindeki yayınevine uğrayıp eve gelecekti. Caddenin başındaki döner sandviç büfesinin yanından gazeteyi almış ve yayınevinde haberi okuyunca çayı üzerine dökmüştü.

Adam köprüden kanal üzerinde süzülüp giden botlarından, yük gemilerinden gözünü aldı. Sigarasının izmaritini fiskeyle nehre fırlattı. Saatine baktı; on biri beş geçiyordu. Kenarındaki çay lekesi taptaze duran gazeteyi pardösünün cebinden aldı. Sanki İstiklal caddesinde okuduğu haberi, Paris’te St. Michael nehri üzerinde yeniden okusa olayın büyüsü bozulacak ve olay olmamış olacaktı:  “Vahit Paşanın hariciyeci torununun kızı Paris’te intihar etti. Sabah saat on bir sularında…’ Adam Yaban karanfilleri kokladı, öper gibi dudaklarına götürdü ve nehre attı. Yakasını kaldırırken ”Seneye görüşürüz bir tanem!” diye mırıldandı.

(h.h.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s