çoklarının kesilmiş gırtlağıyım!

söyleyen: Aida Amidi

14/01/1982, Tahran

Mart 2022


[1] İran İstihbarat Bakanlığı tarafından kaçırılarak Aralık 1999 tarihinde katledilen İran Yazarlar Birliği üyesi yönetim kurulu üyesi, filozof, şair Mohammed Mohtari.

[2] İran İstihbarat Bakanlığı tarafından Aralık 1999 tarihinde kaçırılarak katledilen İran Yazarlar Birliği üyesi, sosyolog, çevirmen, yazar Mohammed Cefer Puynedeh

[3] İran emniyet güçleri tarafından Ekim 1997 tarihinde evinde katledilen İran Yazarlar Birliği üyesi, üniversite öğretim üyesi, şair, yazar Gaffar Hüseyni

[4] Bektaş Abtin. İran Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu üyesi. Şair. Mahpus. Hapisteyken Covid-19’a yakalandı. Durumu ağırlaşınca ancak hastaneye kaldırıldı. Hastanede ayak bileklerinden yatağa zincirlendi. Ve o halde hayatını kaybetti.

giderim hiç gelmemiş gibi…


[1] Alıntı dize.

sana vasiyetimdir çocuğum…

savaştan sonra…

Şiir: Aida Amidi

sabah saat 04, Rodrigo’yu dinliyorum!*

Yazan: Yalçın Doğan*

Bu sabah saat 04.

Rodrigo’yu dinliyorum, onun gitar konçertosunu.

O muhteşem yapıtı dinlerken, tam 52 yıl önce bugün, bu saatlerde haykıran o sesi duyuyorum:

“Kahrolsun faşizm!..”

Gitar konçertosunun içerdiği anlam gibi.

1936’da İspanya İç Savaşı sürerken…

İnsanlık katili General Franco yönetiminde yaklaşık 36 yıl sürecek faşizme lanet okuyan İspanyol sanat yapıtları arasında bize tanıdık gelen iki yapıt var.

Piccaso’nun Guernica tablosu.

Rodrigo’nun gitar konçertosu.

Bu sabah saat 04, Rodrigo’yu dinliyorum.

İran toplumuna dair bir panorama: Sabır Taşı

Yazan: Soner Sert, soner_sert17@hotmail.com

(Yazının kaynağına ulaşmak için: Buraya tıklayınız)

Çağdaş İran edebiyatının güçlü kalemlerinden Sadık Çubek, İran’da ilk olarak öyküleriyle tanınır. 1945 yılında yayımladığı ‘Kukla Gösterisi’ isimli kitabıyla belirli bir okur kitlesi yakalayan Çubek, sıradan insanın üslubunu eserlerine yerleştirmesi ve doğalcılığıyla dikkati çeker. Sonraki yıllarda aynı izleği devam ettiren peş peşe bir dizi roman yayımlayan Çubek, bahse konu olan özelliğinden ödün vermez, kurguyu ustalıkla kullanır ve sinematografik bir anlatım yaratmanın derdine düşer. Çubek’in bu çabası, ‘Neden Deniz Fırtınalıydı?’ isimli eserinin İbrahim Golestan, ‘Tengsir’ isimli romanının da Emir Nadiri tarafından filme alınmasının önünü açar. Çubek’in bu yazıya konu olan ‘Sabır Taşı’ romanı ise üzerinde yapılan çeşitli değişikliklerle birlikte 2012 yılında Atiq Rahimi tarafından filme alınır.