iki dev çınar yan yana!

İran’ın günümüz edebiyatının tartışmasız ustalarından, yazınsal eleştiriyi başlatan, Farsça yeni şiir akımının babası, Pen Kanada dönemsel başkanı, İran ve Toronto üniversiteleri eski hocası, edebiyat teorisyeni, romancı, şair, insan hakları savunucusu Rıza Beraheni ve hakkında tek bir sözcük bile söylemeye gerek olmayan Yaşar Kemal yan yana!

Beraheni-Yaşar kemal

biz sarhoşlarız yolda kalmışız!

Biz gamsız sarhoşlarız kalbi yitirmişiz
kadehle nefes alırız aşkla sırdaşız

Bize çokça sitem yayları germişler
çetin düğümleri cananın kaşıyla açmışız

Cana dün gece sabuhi yangısı çekmişsin
bizse o gelinciğiz ki dağ ile doğmuşuz

Muğan piri bizim tövbemizle üzgündür
söyle badeyi süz özr için ayakta durmuşuz

Her şey seninledir nazar eyle ey yol sebebim
insaf edip hak veririz biz yollarda kalmışız

Lale gibi mey görme kadeh meyanında
bu yangıyı gör ki kanlı kalbe vurmuşuz

Dedin ki Hafız nedir bunca renk bu hayal
yanlış nakış görme biz o sade levhalarız

(Şirazlı Hafız’dan bir gazel, Farsçadan çeviri: h.h.)

hafız
Ressam: Mahmoud Farshchian THE TIMES ENDLESS GRIP 60*44 Cm 1991

Çıktı!

Dolunayda Kızıl Tef Çalan Kadınlar,

İran kadın-ozanların şiirlerinden bir derleme!

121 kadın-şairden seçilen şiirlerle 315 sayfalık bir derleme.

Günümüz İran kadın ozanları tanıtmak için karınca kararınca bir adım…

Kitapçılarda bulabilirsiniz!

dolunayda tef çalan

Katliamlar kimin değirmenine su taşır?

Şayet cinayetler dine, dile, deri rengine ya da cinsiyete göre ayrılıp ayıklanıp ona göre tavır alınıyorsa büyük bir çürümüşlük söz konusu demektir!

Paris’te ülkenin seçkin aydınlarına karşı yapılan kanlı baskın insanlıktan az da olsa nasibi alan herkesi üzdü… Ancak aynı süre diliminde Nijerya’da sivil halka karşı uygulanan yok ediliş baskını binlerle sayılan ölü bıraktı… yakılan çocuklar, insanlar, hayvanlar, evler ve yok edilen bir coğrafya!

Okumaya devam et “Katliamlar kimin değirmenine su taşır?”

Yaralı…

yaralı

senden başka
sevgilim!
sayısız erkek sevdim
sayısız omuzda ağladım
öpücüklerimi ve gülüşlerimi
çok dudakla
paylaştım
sayısız erkek,
hepsinin adı aynı
hepsinin yüzü aynı
benzer hançerelerle
sadece
kalbime
bıraktıkları yaraların yeri
farklıdır!

(Ensiye Museviyan, DT: 1876)
Ç: h.h.
Dolunayda Kızıl Tef Çalan Kadınlar’dan
yakında yayımlanıyor!

Bugün Brüksel’de…

SA-1Bugün Brüksel’de yılın ilk karı yağdı. Lapa lapa. Krismese hazırlık! Brüksel’in biraz dışında, Waterloo’da bir fotoğraf sergisi vardı: Serge Anton’a ait kişisel bir sergi (http://www.serge-anton.com/). Kara bürünmüş ağaçların her iki koldan sardığı caddeleri geçip vardık. Dışarıdaki soğuk havadan içerdeki sıcak havaya! Serge güler yüzle karşıladı. Kızım Bahar tanıştırdı bizi (oğlum Ali’yi ve beni) Ali fotografla uğraşıyor yıllardır. Konuştular. Konuştuk. İngilizce. Kızım zor yanları ona Fransızca olarak aktardı… Sergiyi geride bırakıp çıktığımızda “İstanbul’da görüşmek üzere” dedim… gülüştük. Bir kez gelmiş İstanbul’a… Kapıdan çıktığımdan beri o fotografların etkisindeyim… bazıları daha derinden etkiledi…

SA-2 SA-3

SA-4
Bahar-Serge-Haşim
SA-6
Ali

SA-5

kekemelik!

Leyla Kordbeçe

Leyla Kordbeçe

seni düşündüğümde her defasında
düğmelerimden biri gevşer
koynumun çöküşünü bir kuşak ertelerim
ve şiirlerime sığmayan
bir şeyler nabzıma eklenir
yeter ki seni adınla çağırayım
görürsün kekemelik en sevdalı dildir
ve dudaklarımın titreyişi
nasıl dünyayı haşiyeye çeker

seni seviyorum
boğazımda sıkışıp kalan bütün sözcüklerle
ve senin için şiir olan
bütün hüzünlü hecelerle
yüksek sesle seni seviyorum
fısıltılarla seni seviyorum
seni seviyorum
ve seni istemek bende bir cenin olur
ne düşer
ne doğar!

(Ç.h.h.)

Benim takvim yaşım ne işinize yarar!

Azam Hüseyni

benim takvim yaşım
sizin ne işinize yarar
nüfus cüzdanım sahteyken?
uzunluğu yaşamımın benim yüzyıllarladır
eni bildiğim kadar
kadınım öyleyse yalnızım
yalnızım, öyleyse kendimle ana dilinde konuşurum
kendi kendimle konuşurum
öyleyse deli diye
kış ocaklarının odunuyum
ve yandım yandım yandım demekten başka
başka bir söz bilmem
çocuklarım kuşaklar boyu
ya Habil’in onu tamamlayan yarısıydılar
ya Kabil’e uyanlar
ben onların yanında defalarca
ölümün dişleri altında duyumsardım
ve yaşam sürüp giderdi
düşün gölgesinde uyanırdım
ve aşk sürüp giderdi
duvarların derzini kapatırdım
ve hapis sürüp giderdi
toplu mezarları deşerdim
ve ateşlenen yüzlerce kurşun sürüp giderdi
sürüp giderdi
eril sözcüklerle dolayım diye
yüzyıllar yüzyıllar boyunca sessizliğim içinde
bana dayatılan her şey!
benim takvim yaşım
sizin ne işinize yarar?

(Ç:h.h.)