Hermafrodit bakış!

Etrafa bakınırken sevgili Uluer’in eski bir yazısına rastladım. Başlık özellikle ilgimi çekti; benim dişil dil bakışımla kesiştiği için. Sınıfsız toplumda cinsiyetsiz dil evresine gelmeden önce sınıfsal insan topluluğunun eril dil evresinden (şimdiki evre) dişil dil evresine, oradan hermafrodit dil evresinden geçeceği düşüncelerimi kastediyorum! Sizinle paylaşmayı uygun buldum!

Kendi kendine kendini dölle(ye)meyenler atılıp gider!

[Yazının bütününü okumak için alttaki linki tıklayın lütfen!]

http://aykiriakademi.com/haber/haber-goster/302-kendi-kendine-kendini-dolle-ye-meyenler-atilip-gider.html

Uluer’in sayfasına ulaşmak için fotoğrafı tıklayın lütfen!

uluer

 

sessizim

sessizim
sessiz gözyaşlarımsın
boy veren hayıflanmalarım her sabah vakti

geceler senin şarkılarınla çöker
şarap senin dudaklarınla esrik
bir de o masum öfkelerin
o zamansız küskünlüğün!

işte bundandır şiir yazmayalı yıllar oldu!

odamda gülüşlerine karışan el çırpmaların yoktur diye
kış bitmez
deli bakışların yoktur diye
sobada köz kalmaz

ne zaman boş bir sıra görsem
şehrin güz parklarında bir yerde
içim üşümesin diye
ikimizin olan ağıtları yakarım
o tenha adaya götürsün diye
kargaların tünediği o ağaca…

o ağacın altındaki masa
şarkılarımızı unutmaz!
belleğinde çay bardağındaki rakı tazelenir
yakamozlu dalgaları dinler!

sonra bir şiir yazarım belki!

(h.h.)

sabah saat sekiz buçuk

Kısa Öykü

Yazan: Mercan Riyahi

Farsçadan Ç.: h.h.

Ben on yedi yaşımdaydım. Avlunun ortasında, havuzun kenarında durdum. Teyze oğlu kapıdan girdi. Çadıramı örtmeme fırsat olmadı. Çiçekli gömleğimin kolu kısaydı. Yanaklarım yandı. Yüzünü çevirdi. Savaştan ilk dönüşüydü. Herkes, bizim ardımızdan fiskos yapıyordu. O, nişanlanmak mahremlik sigasıdır, dediydi. Teyze oğlu, benimle bir yerde oturup konuşmak istediğini söylediydi.

Parkta oturduk. Günbatımıydı. Bana, “Ferzane!” dedi.
“Ha!”
“Ha deme! Güzel bir laf et.”
“Selam.”
Güldü. Bir şiir okudu. Şiiri severdi. Ben şiir bilmezdim. “Ne seversin?” dedi.
“Sabah saat sekiz buçuğunu,” dedim.
“Neden?” dedi.
O saatte her şeyin yaşadığını söyledim. Her gün o saatte, öğretmenden tuvalet için izin istediğimi ve bahçedeki çiçeklerin arasına gittiğimi söyledim. Müdür muavini beni gördüğünde, anahtarımı kaybettiğimi söylerim.

Okumaya devam et “sabah saat sekiz buçuk”

kâğıt su üzerinde

Kısa öykü

Yazan: Mercan riyahi

Farsçadan Ç.: h.h.

 

Aşkı bekliyordu. Aşka ait herhangi bir tanımı yoktu. Ama bütün yaşamının ona bağlı olduğunu biliyordu. Neden? Bunu da bilmiyordu. Aşkın, bir adamla kapıdan gireceğini sanıyordu. Sonra evlilik ve bir sürü güzel söz arasından bir çocuğun geleceğini… Düşlerindeki çocuk ne kızdı ne de erkek; düşsel erkeğinin bile belli başlı bir biçimi yoktu.

Okumaya devam et “kâğıt su üzerinde”

ben bir hiç!

Hayyam’dan bir dörtlü çevirim. h.h.

 

Bak bu dünyada ne eyledim? Ben bir hiç!
ömrümden elimde kalan nedir? Bak bir hiç

Şenlik mumuyum sönünce ben bir hiç
Cem’in camıyım kırıldığımda ben bir hiç

بنگر ز جهان چه طرف بر بستم ؟ هیچ

وز حاصل عمر چیست در دستم ؟ هیچ

شـمع  طـربم  ولی  چـو  بنـشستم  هیچ

من  جام  جمم  ولی  چو  بشکستم هیچ

Minyatür: Rıza Bedürssma, Sabah Horozu http://www.badrossamaart.com/?task=work&option=profile&w_no=333¤tpage=7

yeni yıl mesajımdır!

fotografın alındığı adres: http://www.fotokritik.com/3109955/kar-cicegi

Ne zaman ki Türk halkı, Kürt Halkı, Ermeni, Arap, Laz ve diğerleri kol kola girip halay çektiler bu caddelerde, meydanlarda; ne zamanki bu Türkiye, bu İran, bu Alman bu Japon denmedi; çocuklar analarının babalarının omuzlarında gülerek haykırdılar renklere, ışıklara; ne zaman kadınlar kadınlığıyla erkekler erkekliğiyle insanlığında onurlandı; ne zaman ki yoksulluklar yok oldu ve güz ve kış, yaz ve bahar kadar güzel oldu içimizde; ne zaman ki silahlar sustu ve silah fabrikaları viran oldu, sermayenin mezarı kazındı, emeğin terli bayrağı çekildi göndere; ne zaman ki analar çocuklarının haksız ölümlerine sarılıp yanmadılar; ne zamanki düşünceler güneşli günlerde ve beyaz gecelerde kanat çaldı korkusuz, kesintisiz ve sınırsız; ne zaman ki aşk, aşk ve sadece aşk yuvalandı yüreklerde; kısaca ne zaman ki düşlerimiz gerçek oldu işte dostlar o zaman gerçek Yeni Yıl gelmiş demektir, gerçek Bayram gelmiş demektir, ben olsam da olmasam da o gün hepimize kutlu olsun… o güne kadar düşümüz yalazlarını yitirmesin, yüreğimiz sımsıcak, ruhumuz apaydın olsun… mağaraların yarasaları nasılsa silinecektir o gün! Şimdi bu ölümler arasında, bu yalanlar, aldatmalar, kandırmalar, iki yüzlülükler, zulüm ve zorbalıklar mevsiminde içim kan ağlıyor ve bu kan aydın düşlerimi dipdiri tutuyor! Onlarımız, yüzlerimiz düşse de toprağa binlerimiz halay çekmeye devam!

Zaniye

Kısa öykü.

Yazan: Mansur Kuşan

Sizden hanginiz ki masumdur, ilk taşı o atsın.

Sekizinci bâb, Yuhanna İncil

 

Oğlumun piç olduğunu bildiren mahkeme kararını değiştirtmem, senin ve ailenin konuya yaklaşımından dolayı. Başka çarem yok. Şayet Behram Muacir, Kamuran’ı evlatlığa kabul etmezse oğlumun çocuk esirgemede alacağı terbiyeyi, senin ailenin vereceği terbiyeye yeğlerim.

Sen, bu uzun yıllar boyunca içimdeki tüm yaşama sevincini ve şevkini kırmaya çalıştın. Ama yapamadın. Nedeni de beraberliğimizin ilk yılında, akrabaların olan kadınların hepsinin ölmüş olduklarını fark etmemdir.

Akrabalarının arasında, amcanın karısı Afet’ten başka bir kadın gösterebilir misin ki kocalarının istekleri dışında, bir şeye karşı istekleri, kendilerine ait bir fikirleri olsun? Tabii ki ben hepsini de seviyorum ve de onlara acıyorum. Yıllar boyunca da hepsinin dert anası oldum.

Hem sen hem de tüm akrabaların, Afet Yenge’nin sadece kendi yaşamından değil, özellikle Hacı Ağa Bağır’dan da memnun olduğunu sanıyordunuz. Dahası, onun cenneti de garantilediğinden emindiniz. Tabii bu arada ben de giderek inanmaya başlamıştım ve kendi kendime, “Olur mu hiç! Otuz beşine gelmiş bir kadın adımını evden dışarı atmamış, kocasından, oğullarından başka kimse onun bir tel saçını -ki şimdi aklaşmış, natır Suğra’nın dediği gibi sanki bir avuç ak yün yumağı koymuşlar tepesine- görmemiş olsun,” diyordum.

Okumaya devam et “Zaniye”

avın beşinci günü!

Etrafa bakındık
dünya dört biryandaydı
böyleydi mağaraları terk ettik
ve güneşe doğru yürüdük.
 
Bu dünyaya geldik
avcılar olarak
ve bize söylediler
yaşayamadığımızda
avcılar olarak
yitip gideceğiz
duman gibi!

[Bir kızıkderili şiiri
Resim ve Şiir: Michael Robinson
İngilizceden çeviri: h.h.]

Şairin çizdiği tablonun sol alt köşesindeki el yazısıyla kendi şiiri!

Ümmiye Koçak…

“2015 Türkiye’sinde öne çıkan olaylar nelerdi?” diye sorulsa herhalde bir kitap yazmak mümkün! Siyasi, ekonomik, bilimsel, sosyal ve diğer temel alanlarda yaşanan ilerlemeler ve uçurumlara savrulmalar her biri gerçek araştırma alanlarıdır. “Emperyalizm ve Siyonizm bölgede neleri başardı ve neleri gerçekleştirme yolundadır ve Türkiye bundan nasıl etkilendi ve etkilenecek?” sorusu yine başlı başına geniş ve tarihi zorunluluk açısından bir değerlendirme alanıdır.

Ancak ben bu hengâme içinde ilkokul mezunu bir kadın sanatçının başarısını buraya yansıtarak bu vaveyla ortamda içimizde bir avuç serin su olsun diye!

Ümmiye Koçak yazıp yönettiği Yün Bebek filmi ile New York Film Festivalinden ödül almayı başardı. Ümmiye Koçak hakkında bilgiler için burayı tıklayın lütfen!

YAZDIĞI OYUNLAR        
. Erik Eşkisi
. Ozon Tapakası
. Kara Kuyu
. Doktor Beleş
. Turunçgil Hayattır
. Çicekler Solmasın
. Hasret Çiçekleri

 OYNADIĞI DİZİLER
. İstanbul . Hanımın Çiftliği
. Hayat Devam Ediyor
. Hanımın Çiftliği
. Kasaba
. Seher Vakti

ÖDÜLLERİ
. Adana Uluslar Arası Tiyatro Festivali Ödülü
. Ankara Uluslar Arası Tiyatro Festivali Ödülü
. Darüşşafaka Eğitim Kurumları Girişimcilik Ödülü
. Bornova Uluslar Arası Kadın Sanatcıları Festivali Ödülü
. Toros Koleji Eğitime Destek Ödülü
. Sivil Toplum Örğütleri (kader) Kadında Şiddete Hayır Destekleme Ödülü
. Mersin Sanayicileri ve İşadamları Derneği (MESİAD) Yılın Sanat Ödülü
. TİKAV- 2012 Anneler Okulu projesine destek ödülü
. Samsun sivil toplum örgütü girişimcilik ödülü
New York Avrasya Film Festivali: Sinemada En İyi Kadın Sanatçı ödülü

ÖYKÜLERİ
. Yün Bebek ( Uzun medraj sinema filmi )
. Vatan Sevgisi
. Irazcanın Düşleri
. Kanayan Yara
. Kader
. Obruk
. Ayaksız Ayakta Durmak
. Baba Ben Geldim
. Muhtar Adayı Hasret Ana

(son bilgiler alıntıdır)