bu masalı anlatmışım size…

Bir masal

sokağımız kayısı koktuğunda
arıların ve sineklerin güneşte vızıltı saatinde
bir adam yaşamı yasakladı kendinden başka herkese
bir adam bir köpek gibi başka sokakların kemikleri ağzında
sokağımızdaki çocuklara karşı

Hatice ana başörtüsünü rüzgâra açtı ağlarken
İbrahim amca sokağımızın tam köşesinde çöktü duvara yaslanarak
susmayı terk etmemizi öğretti gözlerini kısıp dişlerini sıkarak

Okumaya devam et “bu masalı anlatmışım size…”

diyorum ki mesela!

diyorum ki mesela
sen yalandan gelsen
ben sahiden gülsem
sen şaşırsan
ben sussam
sonra kavga etsek
sonra sen benim dilimde sussan
ben senin koynunda şaşırsam
sonra bir kap vişne yesek
kırda çiçek toplasak
orada kırda koşsak
kırda sevişsek
sen sahiden sevsen
ben yalandan ölsem
sonra gözümüzü açsak ki kabus bitmiş
dört nala özgür yaban atlarız mesela
komşularımız da hep yaban at sürüsü
yeleleri güneşli rüzgarda
avlanma kaygısı olmayan serçeler ya da…

Okumaya devam et “diyorum ki mesela!”

böyle dedi!

yağmur değilsen sevdiğim,
bir ağaç ol
dalları meyve dolu bir ağaç…
şayet ağaç değilsen sevdiğim,
bir taş ol
baştan başa ıslak bir taş…
şayet bir taş değilsen sevdiğim,
dolunay ol
sevdanın rüyasındaki bir ay…
böyle dedi bir kadın 
oğluna cenazesinin başı ucunda!

‫إذا لم تكن مطراً يا حبيبي كن شجراً مشبعاً بالخصوبة‬‎ ile ilgili görsel sonucu

Şiir: Mahmud Derviş
(uzun bir şiirden kısa bir icra)

Arapça-Farsça’dan çeviri: haşim hüsrevşahi

omuzlarım sarhoş…

bir rüya gördüm senin gözlerinle
“doygun bir ormanda güneş sızıyordu”
kaf dağında yuvası yedi renk kanatlı Simurg’a
ağaç dalında ıslak ak bir gömlek gibi güneşe karşı
sesi gecenin derisinde tanıdık
diyorum rüyamda sana
elimi uzatsam tutsam kanatlarını
elimi uzatsam giysem gömleğini
elimi uzatsam öpsem dudaklarını
 
bir rüya gördüm kendi gözlerimle
“elinde bir somun ekmek”
buğday tarlasında buğdaysın
omuzlarına gece konuyor
dolunay konuyor omuzlarına uyuyor
diyorum rüyamda kendime
bir güvercin olsam uçsam
bir güvercin olsam konsam
bir güvercin olsam uyusam omuzlarında
 
bu rüya böyle sürüp gider
dolunay kaf dağında
orman ötesinde saçlarının
omuzlarım sarhoş!
 
22/02/2019
h.h.

light and jungle ile ilgili görsel sonucu

Photo: credits go to Leowefowa

ebedi söylence!

Şimdi seninle ben bu iki kara kayanın ortasından fışkıran can suyunu andıran, duru ve buzu üşüten ve kayaların hasretini, şefkatini ve bin yıllardır gözlerini alamadığı hayranlıkla akıp giden suya ineceğiz. Biz burada ateşin lanetli dilinden kurtulacağız belki. Belki de bütün yangınlar yalım yalım geri çekilecek ve bu ateş denizinin yakıcı dalgaları ileriye değil, geriye dalgalanacak, sıkışacak, sıkışacak ve sonunda göğsümün derininde saklanacak. O kızıl yakutun içine sığınıp sığışacak. Ve yüreğimiz öfkeden yalandan arınarak sadece sevmek ve sevişmek dilini anımsayacak.

Şimdi birbirimizde soyunacağız, çırılçıplak. Ebedi ikizler gibi döneceğiz kendi döl yatağımıza. Birbirimizin koynunda soluklayacağız ve eşsiz ve kıskandırıcı bir yatakta çürüyeceğiz. Ebedi aşk böyle doğmuş böyle çürümüştür diye düşünerek! Sen benim ebedi söylencem, ben senin alevinde yanan son cümlem, son hecem!

(h.h.)

Ä°lgili resim