onlar büyüktüler…

onlar büyüktüler…

yaşamımdan kesitler!

haşim hüsrevşahi

Öğretmenler günü nedeniyle birkaç öğretmenimden söz etmek istedim: onlar büyüktüler!

Rıza Beraheni

Hiç kuşku yok ki herkes ömrü boyunca kimi önemli insanlarla karşılaşma şansı yakalar ya da o şansı kaçırır. Önemli dediğim bulunduğu alandaki evrensel anlamda yarattığı değerler ölçeğinde. Ben hem mesleğim olan hekimlik alanında hem de hayatımın en önemli yerini kapsayan edebiyat yaşamımda bu şansı yakaladım ve bir kısmında ise kaçırdım.

Okumaya devam et “onlar büyüktüler…”

son basamak…

Büyük şair, yazar, çevirmen, düşünür, yazın kuramcısı, eleştirmen Rıza Beraheni

Son basamak

ölmek için

beni şebboyların nergislerin ortasına koyma

bırakma beni                     dünya sularına

galaksilere de          bırakma beni

beni önce o verev süzülen bakışın bileziğinden geçir

ve kırık dökük taş merdivenlerden gölgeleri rüzgarda esen eski ağaçlara doğru  yukarı kaldır öte yana

kimseye gösterme beni ne kızıma ne kardeşlerime ne kız kardeşime ne oğullarıma

odada yataklarında uyuyanların ne kadar tuhaf suratları var

ne kadar yorgunum

beni son basamağa koy ve aşağı in

ve meyve ve çiçek ve hurmayı al götür

yeri burası değil

senin ayak seslerin dünyanın sonu yapraklarının dökülüş mevsimindeki turna kanatlarının telekleridir

senin gidişinin sesi bitti şükürler olsun

ne kadar yorgunum

uzun dinlenmeye ihtiyacım var

beni çölün ruhunun sırtına bindir

git

ertesi gün gelmek istersen gel ve bir ayna da getir bana

benim iç çekişlerimin resimlerini de gör

gör seksen yaşındaki küçük kız                   kumaştan oyuncak bebek            nasıl yüzü koyun yerde

sonra beni benim etrafımda döndür

ve o verev süzülen bakışın bileziğinin ortasında durdur

durdur ve döndür

ki ben

yokmuşm.

Bir Yaradılışın Öyküsüdür!

Tarihe bir not olsun diye yazdım bu kısa öyküyü… yıllar önce!

Sardunyalar

Yıllar önce yazdığım bir kısa öykü! (h.h.)

 

“Sana mürtet oluyorum, sana ulaşmanın tadına yeniden varayım diye!”

Tebriz’li Şems

Seni ilk ne zaman gördüm bilmiyorum, unutmuşum, 1976 mıydı?  Hayır o ilk zamandı. Zamanın başlangıcı ve sen ilk kadındın, başlangıcın kadını. Hayat da oradan başlıyordu. Bunu sonra fark ettim. Sen: “Bu bizim Tebriz, Petersburg’un ikiz kardeşidir!” demiştin. Şehrin ortasından geçen Kuru Çay üzerindeki Taş Köprü’nün korkuluğuna dayanmıştın. Bir Mayıs gecesiydi. Yüzünde ay ışığı nereden başlıyor nerede bitiyor, kestiremiyordum. Gülmüştüm ve ilk zamanın mutlak karanlığı kalkmıştı ve yaradılışımın altı günü başlamıştı. “Ne?” diye sorunca gülmüştün. O gün Tebriz ayaklanmış, biz ölümden kaçmış, birkaç cop darbesiyle kurtulmuştuk. Bayraklarımız da yırtılmıştı. Köprübaşına ben geç kalmıştım. Sen: “Nerdeydin deli oğlan merak ettim.” demiştin ve elimden sıkıca tutmuştun. Sanki bıraksan Erk Meydanı’ndaki bütün güvercinler oradan uçuvereceklerdi.

View original post 705 kelime daha

…توان گفتنم نیست

ترجمه شعری از اورهان ولی

Orhan Veli’den bir şiir çevirim: Anlatamıyorum!

اگر که بگریم آیا می شنوید؟

آیا می توانید لمس کنید

درون مصرع های من اشکم را؟

نمی دانستم ترانه ها این چنین زیبایند

و واژگان بدینسان نا رسا

!پیش از آنکه دچار این درد شوم

جائیست آنجا می دانم

می توان همه چیز را به زبان آورد

خیلی نزدیک شدم، می شنوم اما

!توان گفتنم نیست

(ترجمه از توركي: هاشم خسروشاهي)

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
17 Maddede Bir Garip Şair Orhan Veli Kanık | ListeList.com

havaya sıksam kurşunu…

Sanaz Davoodzadeh Far’dan 4 şiir

1-

gelmeyişinin havası

yağmur olur

bütün anılarına şemsiye açarım

tüm anılarını kanla yazmışım

geç anladım

giderken bu şemsiyeye

kurşun yağdırdığını

2-

kurşun dolu

şarjör gibi

göz kırpsam

öldürür seni kurşunlarım

kırpmasam

moleküllerim barut dolu sırt çantası

omuzda

bomba olurum

havaya sıksam kurşunu

kendim delik deşik

ölmek için savaşıyoruz ikimiz de

yürüyorum

kurşun sesi

uyuyorum

kurşun sesi

ölüyorum

kuşun sesi

barut kokuyor

insanların ağzı

3-

pencere

benim için duvarın gülümsemesidir

ben ki uçmayı sadece

renkli kalemle denerim

pencere

uçuşun başlangıcıdır

4-

eksikliğin

bir yüz oldu tuvalde

dudaksız

gözlerimin karası ağlıyordu ellerimde

ve saçlarımın her bir teli

rüzgarın elinde karahindiba

kaçıyordu benden

gelmedin

bu tablo nasıl da iyi satıldı

(Farsçadan çeviri: h.h.)

Sanaz Davoodzadeh far, Iran | IWA BOGDANI
Sanaz Davoodzadeh Far

diri öldüm

öldüm

ama kalbim hala atıyordu

dilim tutulmuştu

ama bir ses yankılanıyordu içinde

kördüm

ama içimdeki göz görüyordu dışarıyı

kımıltısızdım

ama kıvrak düşler götürdü beni kilometrelerce uzağa

öldüm

ama diri diri…

İngilizceden çeviri: h.h.

Harriet Anena - Wikipedia
Şiir: Harriet Anena (Uganda)
Genç Ugandalı şair Harriet: bir performans
Harriet Anena kendini anlatıyor…

Adalet benim!

Gita’dan pasajlar

Goswani Tulsidas: (1532-1623)

Sri Krishna’dan Arjuna’ya[1]

Arjuna

Adalet benim: duru ve yansız [2]

Yaratıklar doğar ve yaratıklar kaybolur gider

Ben, sadece ben gerçeğim Arjuna,

Derinlerden, keyifle izleyerek

Tüm yaratıkların gözlerinin içinde.

Benim tüm bilgilerin amacı

Dünyanın babası, annesi dünyanın

Her şeyin kaynağı, tüm arın olmayanların

Ve arın olanların, kutsal olanların ve dehşetin.

Okumaya devam et “Adalet benim!”

Bugüne bak

Bugüne bak:

Onun kısa geçişinde

Yaşam olduğu için, yaşamın ta kendisi

Tüm gerçekler ve senin varlığın saklıdır

Büyümenin neşesi

Devinimin görkemi

Başarmanın şaşası

Zamanı deneyimlemeden başka nedir

Dün bir rüyadır

Yarınsa bir evham

Bugün iyi yaşanmışsa

Dünü mutlu bir düş yapar

Ve her yarını umudun hayali

Öyleyse bugüne iyi bak

Böyledir her yeni günün selamlaması!

A poetic genius

(Hint şair Kalidasa, 170 M.Ö., İngilizceden ç: h.h.)

Furuğ: günümüz şiiri!

Günümüz şairinin aşk meselesine bakışı yüzde yüz hizipçidir. Günümüz şiirinde aşk, biraz temenna, azıcık ah vah ve nihayet birkaç kelimede de her şeyin sonu olan vuslattan ibarettir. Hâlbuki her şeyin başlangıcı olabilir. Aşk yeni düşünsel ve duyumsal dünyalara, fikirlere, ufuklara bir delik açmamıştır ve hâlâ insani kalıplarından ayırdığınızda bomboş imgelerden başka bir şey olmayan göz, kaş, güzel baldır bacak düzeyinde seyrediyor. Günümüz şiiri, genel bir kuşağı; taşların, bitkilerin ve doğanın aşkını, aylak kadınların ve pis kokulu sokakların ve yalın ayakların aşkını ve iki insanın aşkını unutmuştur ve yaşamın hüzün dolu güzelliklerine dikkat etmemekte.

Günümüz şiirini sadece olumsuz yönleriyle asil ve başarılı şiir olarak kabul etmek mümkündür. Düşünsel ve ruhsal avarelikler, mutlak güvensizlik ve inançsızlık, ümitsizlik ve kuşku, şiirin kalbini fethetmiş olan kavramlardır ve şair, bizim kuşağımızın en umumi derdi olan onmaz inzivasından, melankoliyalarını kâğıt üzerinde çizmekte ve sadece bu yoldandır ki şiir zaman zaman yücelme ve özel bir parıltı göstermekte.

Günümüz şiirinde epik içeriklerin de yeri görünüyor. Bu alanda sunulan -örneğin Kesari Bey’in Okçu Areş şiiri örnek olarak gösterilebilir- kendi doğuşu için şerefli kandan, gururdan ve inançtan kaynaklanan bir epik eserden çok gevşek ve sölpük bir ninniye daha çok benzemekte.

Buna karşın günümüz şiiri büyük ölçüde kendisini asla şairane olamayacak fazlalıklardan kurtarmış, şiirin çekirdeği ve temel kavramına yaklaşmıştır. Günümüz şiiri artık vaaz, öğüt, yargı ve hikâye anlatımı aracı değil. Şiir, şiir yaratmaya yönelmiştir. Bu yoldaki başarısı çok naçiz olsa da artık enerjisini sapaklarda harcamamakta ve kendi ikliminin sınırlarını bilmekte, bu ise etkili ve takdire şayan bir adımdır. Bugünün Farsça şiirinin içeriğini bir kenara bırakırsak benim büyük eleştirim orada kullanılmakta olan dildir.

Günümüz şiirinin dili yalancı, tembel ve temkinlidir. Aktarma görevini üstlenmiş olan duyguların anlatımında kendi geniş olanaklarından yararlanmamakta. Günümüz şiirinin dilinin iki yönü var. Ya çok böbürlenen, fadılca ve geçmişin kurallarına bağlıdır ya da çok dağınık, başıboş ve sokak işidir. Genel bir çizgide benzer anlamları taşıya sözcükler ancak her biri başlı başına bağımsız anlamları ifade etmekteler. Günümüz şiirinde kullanılması sırasında bunlar, kulağa en güzel ve en hoş gelenin lehine kenara itilmekteler.

Günümüz şairi, sözcüğün güzelliğine dikkat ediyor, ifade ettiği anlama değil. “Alımlı” sözcüğünün yerine “güzel” sözcüğü asla kullanılamaz zira alımlı ve güzel eşit anlamlı olsaydı asla iki sözcük olarak ortaya çıkmazdı.

Günümüz şiiri yeni sözcüklere ihtiyacı var ve onları kendisinde yer etme cesareti bulmalıdır. Sözcüğün gerçek anlamını tanımak ve onu doğru bir biçimde kullanmakla günümüz şiir diline bir sıcaklık ve yeni bir hayat verilebilir ancak.

En kaba ve en çirkin sözcükler, kendilerine gereksinim duyulduğunda sırf daha önce şiirde kullanılmadıkları için bir kenara itilmemeli. Ne yazık ki günümüz şairi bunu yapmakta.

Füruğ Ferruhzad - Vikipedi

(Önce Ben Öleceğim, h.h., Totem Yayınları, 2019)

Seher Kuşu

Seher Kuşu. Şiir: M. Taki Bahar (Melikişşüera Bahar), Müzik: Morteza Neydavud, Söyleyenler: Homayun Şeceryan (İran), Abir Nehme (Lübanan)

Acımı tazele

Ateş püsküren ahınla bu kefesi

Kır, alt üst et

Ey kanatları bağlı bülbül kafes köşesinden kalk

İnsanoğlunun özgürlüğünün şarkısını söyle

Bu toprak yığını yeryüzüne bir solukla

Ateş düşür, alev eyle!

Zalimin zulmü, avcının cevri

Yuvamı dağıttı

Ey Tanrı, ey felek, ey tabiat

Bizim karanlık gecemizi seher eyle! 

(Ç: h.h.)