Çocuğum sana bir vasiyetim var…

Çocuğum sana bir vasiyetim var. Çocuklar babalarının, büyüklerinin vasiyetini, öğütlerini sevmezler bilirim. Ama ben yine de söyleyeceğim. Biliyorum hoşlanmasan da okuyacaksın. Şimdi unutsan da bir gün anımsayacaksın. O zaman ikimiz de aynı kadehi paylaşmış olacağız!

Bize sakın boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın diye dediler, kimi zaman öğüt verir gibi, kimi zaman tehdit ederek. Bizden bir bölümümüz boyumuzun ölçüsünü bile bilmiyorken evet dedik, olur dedik. Bize budur, dediler. Boyunuz bu kadardır, dediler. Bir gün baktık ve gördük ki hep budamışlar bizi ve bodur bırakmışlar. Dilimizi budamışlar, cesaretimizi budamışlar, yüreğimizi budamışlar, ruhumuzu budamışlar ve irademizi… güneşi emecek bütün yeşil yapraklarımızı budamış yolmuş yere dökmüşler. Gördük ki talan yemişiz. Bir gün baktık ve gördük ki boyumuzdan büyük işlere kalkışmak istesek dahi ölçümüz güneşi yutmaya yetmeyecek artık.

Okumaya devam et “Çocuğum sana bir vasiyetim var…”

dinleyesim tuttu…

Güldürmeyen, ağlatmayan
Sinsi bir ok, öldürmeyen
Çaresi yok bu yaranın
Kimde kalır kabukları

Aldın beni, nefesimi
Yersiz mülksüz sahip gibi
Aslı sende sureti yok
Yamacına indir beni

Şimdi gövdende büyüyen bu
Arsız, kimsesiz, topraksız çiçek
Yüreğinde kor, sürgün göğsüne
Bunu bana yapmazdın çiçek

Söz & Müzik: Cihan Mürtezaoğlu
Yönetmen: İmre Haydaroğlu
Kayıt: Selim Aydın
Mix: Dinçer Demirci
Mastering: Eray Polat

Öldürdüğünüz gençlerin suçu neydi?

Bilindiği üzere İran’da doların 3000 Tuman’dan 15000 Tuman’a fırlamasının ardından zaten katlanılamaz olan pahalılık, işsizlik, üretimsizlik daha da yükselmiştir. Halk yoksulluk içinde kıvranırken, bu halkın emeğini sömüren bir avuç azınlığın Tahran’ın kuzeyinde milyar dolarlık kasrlar inşa edip o saraylarda keyif sürmeleri devam ederken benzine %300 gelen zam, halkın yanan yüreğine benzin dökmüş ve halkı caddelere dökmüştür. Ancak halkın barışçıl protesto gösterileri her zaman olduğu gibi en şiddetli ve orantısız güç kullanılarak bastırılmış ve yüzlerce masum ölüme yol açmıştır. Halkın itirazları yine dış güçlerin kışkırtması olarak lanse edilmiş, internet kesilmiş, birçok telefon hatları kesilmiş ve karanlık bir iletişimsizlik çevreni yaratılmıştır.

Bir grup İranlı ünlü yazar ve sanatçının İran’da bu olaylar hakkında yayınladıkları bildirinin çevirisini aşağıda veriyorum:

Okumaya devam et “Öldürdüğünüz gençlerin suçu neydi?”

ceninlerim benim birer birer ölüyorlar

Şima Timar

Şima Timar, (1973-2003)

Üç şiir:

1-

yanlış bir cumarteside
yanlış bir yerde
yanlış bir adla
dünyaya geldim
biri beni kaybetmişti sanki
bulunma
telaşının acısındaydım
ve kesik aralıklar
aralık ayında onca karın arasında
ve bu bulunmanın tuhaf olasılığı
gri boyanıyordu
adım benim değildi
belki birisi gözlerimin rengiyle çağırıyordu beni

2-

Okumaya devam et “ceninlerim benim birer birer ölüyorlar”

Dem vuralım!

Sardunyalar

Hayyam’ı okumak ne kadar güzelse onu anlamak da bir o kadar güzeldir. Bu anlamak, sadece söylenenin ne anlama geldiği noktasına varmak değildir, aslında Hayyam’ı okumanın tadı o noktaya gelmemekte ve sürekli anlamdan anlama, gönderiden gönderiye, renkten renge geçmek, dolaşmak ve kavuşamamaktadır. Bilmecelerin iç içe geçmiş sokaklarında, bahçelerinde dolanmanın tadına benzer bu. Tam da Hayyam’ı anladığını düşünürken ve bunun şevkine, tadına varırken bu anlamaya kuşkunun işvesinin düşmesiyle başka bir anlama meyil etmenin tadıdır bu.

Kısa bir süre önce Kamkaran grubunun da icra ettiği ve bu sayfada yayımlanan iki dörtlünün ilk dörtlüsü bu türden bir anlamsal işve dörtlüsüdür.

Önce Farsçasını veriyorum. Sonra Türkçesine geçeceğim.

Ta dest ber éttefaq ber hem nezenim /  Pai ze néşat ber sere ğem nezenim

Xizim-o demi zenim piş ez deme sobh / İn sobh demi zened ke ma dem nezenim

Bu dörtlüyü, sözünü ettiğim Kamkaran icrasında altyazı olarak şöyle çevirmeyi uygun bulmuştum (burada üçüncü ve dördüncü mısraın…

View original post 402 kelime daha

toprağımızdan kerpiç yapmaya kararlıdır…

 
Humayun Şeceriyan’ın,  ödül aldığı bir törende okuduğu Şirazlı Hafız’ın gazelinin bir beytini paylaşıyorum. Aşağıda, çevirinin tamamını aktardım.

Gönlünü şarap ile inşa et ki bu virane dünya /
Bizim toprağımızdan kerpiç yapmaya kararlıdır

Şimdi bağlardan cennet esintisi gelir

Ben, iç açan şarap ve huri misali yar yanımdadır

 

Bugün nasıl saltanattan dem vurur dilenciler

Çadırım bulut gölgesidir işret yerim çimenlikler

 

Çimen bahardan hikayeler okur şimdi

Akil değil o ki nakit olanı veresiye cennete verir

 

Gönlünü şarap ile inşa et ki bu virane dünya

Bizim toprağımızdan kerpiç yapmaya kararlıdır

 

Düşmandan vefa bekleme ışık vermez

Ateş tapınağından yakarsan tapınak mumunu

 

Siyah yazılarla melamet eyleme beni

Kim bilir ki kader kimlere neler yazmış

 

Hafız’ın cenazesinden esirgeme adımlarını

Gerçi günaha boğulmuştur ancak cennete gider o

 

Farsçadan çeviren: haşim hüsrevşahi