Bektaş Abtin’den birkaç şiir…

Kısa süre önce elleri kelepçeli, bacakları prangalı bir şekilde yatağa zincirlenen ve hastanede hayata gözlerini yuman İran Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve eski İYB başkanı şair, yönetmen, yazar, belgesel film yapımcısı Bektaş Abtin’in anısına onun birkaç kısa şiirini üzüntüyle çevirip sunuyorum. Özgürlük yolunda canından olan tüm yazarları, şairleri, gazetecileri ve sanatçıları saygıyla anarak!

İnsan onarımı

Sensiz yaşam cehennemdir

Ey şiir! Ey insanı onarma rüyası

Seni yazıyorum ve

Bütün dünyanın kol ağızlarında

Kurşunu

Beyaz bir bayrağa dönüştüren

Bir elin peşindeyim

Böylesi bir yanılsamayı seviyorum.

Furuğ on yedi yıl boyunca ölüyordu!

Furuğ Ferruhzad’ın 29 Aralık doğum günü bahanesiyle…

Furuğ’un kardeşi, Feridun Ferruhzad’ın[1] bir arkadaşına yazdığı mektup ve ilk şiir kitabı Tutsak‘ın yayımlanma hikayesi:

Sevgili dostum;

Bugün benden Furuğ hakkında yazmamamı istedin. Ne demek istediğini tam olarak anlamadım. Sonra eve gelince bir süre üzerinde düşündüm ve bu sonuca vardım; ben asla Furuğ hakkında sana bir şey yazamam. Biliyorsun sevgili dostum, şair olan o Furuğ senin de az çok tanık olduğun bir dünyada yaşıyordu. Benim kardeşim olan Furuğ ise asla yaşamıyordu! Furuğ on altı yaşından itibaren şairliğe soyundu ve bu yaştan itibaren de kendi sanatsal ve insanı gelişim yolunda yürümeye başladı. Ben inanıyorum ki Furuğ gelişiminin bu dönemiyle birlikte ölümün gelişim dönemine adım attı. Ve böylece her gün, her ay ve yıl ölmenin zirvesinin merkezine ya da ölüme yaklaşıyordu. Daha anlaşılır bir şekilde söyleyeyim, Furuğ on yedi yıl boyunca ölüyordu. 16 yaşından 33 yaşına kadar ve sonra da ölünce, temiz ve arın, yani tam da olduğu gibi tekrar dünyaya geldi. Şimdi öyle bir dünyada yaşıyor ki en azından sözüm ona “Sanat ve edebiyat eleştirmenlerinden” kurtulmuş rahat etmiştir.

Bensiz gitme!

Beğeneceğinizi umduğum Hamid Hirad’ın bu icrasını aktarıyorum. Şiirlerin bir bölümü Mevlana’ya aittir.

Parçanın adı: Xoda, (Hüda, Tanrı)

Yarı gece vurdum sokaklara gittim içmelerimin peşine

Meyhane kapısına vardım sevdamın peşine

Dün gece gördüm meyhane kapısında sıralar var aşıklardan

Ah Tanrım ben size varmışım mey şarap içmeden

Dahi matematikçi Meryem’in bir görüşü:

Fields Madalyalı ilk kadın matematikçiyi genç yaşta kaybettik: Ah Meryem  Mirzakhani! | Bilim ve Gelecek
Meryem Mirzahani

2014 yılında “Matematiğin Nobeli” sayılan Fields madalyasını alarak bu ödülü kazanan ilk kadın unvanını kazanan genç yaşta kaybettiğimiz büyük matematikçi, Prof. Dr. Meryem Mirzahani son derece özgün bir metin var elimizde. Matematik dehası ve sevdalısı “Yaşamda karşılaştığımız problemlerin çözüm yolları nelerdir?” sorusuna matematik yoluyla yani rakamlarla yanıtlıyor:

Önce İngilizce alfabeyi yazıyor:

A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z

Sonra her harfe karşılık sıra sayısı:

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26

Alkışlar size!

Dünya Kadınlar Hentbol Karşılaşmaları 1 Aralık 2021’de başlamış ve 19 Aralık Pazar gününe kadar bütün heyecanıyla İspanya’da devam edecektir. Dünyada bu karşılaşmalara 32 ülke katılabilmeyi başarabilmiştir.

A: Fransa, Angola, Dağlık Karabağ, Slovani

B: Rusya, Kameron, Sırbistan, Polonya

C: Norveç, Romanya, Kazakistan, İran

Hilmi Haşal: Teras okumaları-2

HAŞİM HÜSREVŞAHİ’DEN SENİ UNUTMAYI ÖĞRET BANA

Kent yaşamının gerilimini azaltmanın yol ve yöntemlerinden biri hatta ilk akla geleni kitapla kurulan soyut bağdır. Kitaba bağlanma, bir bakıma yaşantıyı sakinleştirme, musibetlerden korunma etkinliği…  Kent kaosu, kötülüklerle örülü, amansız tüketim koşusuna zorlar çünkü çağdaşımız insanı. Roman, öykü daha kolay terapi aracıdır belki… ama şiir kitabı özel çaba, geniş ve derinlikli, handiyse girift ebru bezemelerine yönelmişçesine dikkat ve yoğunlaşma ister; “içimde mavi cam kırıkları” demiş şiir kişisinin davetine karşılık…  Şiirin kitabı, şairi de okuru da sözcükler deryasında arayışa sürüklenmenin serüveniyle sınar, dense yanlış olmaz.  Dil, her iki gezgini buluşturur; imge ve ileti, anlam denen dertlenme dalgasının dilidir ki, o buluşmanın konumunu, zamanını hayatlara dahil eder. Ne doğduğu yer ne de doyduğu yer, sözcüklerin yükünü algılamaktan, sorgulamaktan alıkoymaz gezgin kişiyi. İnsani dertler, dertlenmeler, gittiği yön, kat ettiği mesafe (ömür) süresince ortaktır: şairin yurdu hüznüdür o minvalde, okurun da keza… Haşim Hüsrevşahi,  Seni Unutmayı Öğret Bana (Totem Yayınları, Ankara, 2016, ISBN: 978-9944-330-26-8) kitabında, bir araya getirdiği şiirlerle düşündürmektedir, yer, zaman, aşk ve hüzün kavramlarını…  Birçok örnek dize nakledilebilir ama ipucu ya da tadımlık babında; “ne zaman sokağa çıksam mavi bir cam kırılır içimde” diye başlayan, “kızıl yeminlerimiz vardı yeşil kefaretimiz” (s.21) şiiri öncelikle okunmalı diye önerilebilir.

İmece… [hapisteki kadınlara bir şiir]

Kadın insan hakları için mücadele eden ve bu nedenle hapsedilen Aliye Egdamdust, Ronak Seffarzade, Zeynep Bayezdi ve nice kadın aktivist için yazılan ve onlara ithaf edilen şiirlerden bir örnektir. Bu şiirlerin birkaçını daha çevirip burada yayımlayacağım.

İmece

Elham Melekpur

وقتی شاعر سکوتش را می‌شکند، از رادیو زمانه
Elham Melekpur

hiçbir olay olmasın diye uğraşıyoruz

biz hiçbir bomba yapılmasın diye uğraşıyoruz

biz yürekten ümit ediyoruz bayraklar kendi renklerinde  dalgalansın diye

biz biziz işte çabalayan

ellerimizdeki ışıltı mucizelere güler

ve sapa yollardan kestirme gideriz ana yollara

Neler yapıyorum?

Son Beş Yılda Neler Yaptım?

Bazen insan kendi kendine soruyor işte ne yapıyorsun diye… Ben de “Ne yapıyorum bu yaşamda?” diye soruyorum bazen. Aile konuları dışında nelerle uğraşıyorum? Geziler, fotoğraflar, okumalar, film izlemeler, doğa yürüyüşleri, yemek yapmalar vs dışında yani? Çevremle ve çevremdeki insanlarla ilgileniyorum tabi herkes gibi. Ama mesleki olarak ne yapıyorum ne ile uğraşıyorum? sorusuna yanıt vermek için son beş yılın çok çok kısa bir özetini çıkardım. Paylaşmak istedim:

  1. Hekim Olarak:

Bir çocuk kalp hastalıkları uzman hekimi olarak son beş yılda yaklaşık on bin çocuğun kalbini muayene ettim, hastalıklarına tanı koymaya çalıştım, sağlıkları için uğraştım.

Tabip olarak kendimi güncel tutmaya çalıştım ve editörler kurulunda olduğum yurt dışı tıbbi dergilere makaleler ve yazılar gönderdim, yurt içi ve yurt dışı bazı çocuk kardiyoloji kongrelerine katıldım…

2. Edebiyatçı olarak:

  • Kendimce önemli bulduğum ya da yazdıklarıma yardımcı olacak okumalar yaptım
  • Kimi edebiyat dergilerine makale, şiir ve çeviri şiir ve öykü gönderdim.
  • Az da olsa bazı şiir dinletilerine katıldım…
  • Ama en önemlisi de yazma ve çeviri eylemlerime devam ettim. Bunların bir kısmını Edebiyat Pencerem olarak adlandırdığım sardunyalar.com’da yayınladım, bir kısmını ise kitaplaştırdım.
  • Son beş yılda kitaplaştırdığım çalışmalarım:

1- Seni Unutmayı Öğret Bana, Şiir, Haşim Hüsrevşahi, 2016

2- Bana Aydınlıkta Söz Et, Çeviri şiir, Ahmed Şamlu, 2016

3- Sırrı Giz Eylediler, Çeviri şiir seçkisi, Hafız-Hayyam-Mevlana, 2016

4- Yalnızlığımın Çinisi, Çeviri şiir, Sohrab Sepehri, , 2017

5- Beyel’in Yas Tutanları, Çeviri roman, Gulam Hüseyin Saedi, 2017

6- Önce Ben Öleceğim, Furuğ Ferruhzad’ın yazdığı öyküler, makaleler ve yaptığı söyleşiler, 2019

7- Mavi Ses, Sohrab Sepehri’nin düz yazılarından oluşan Mavi Oda ve diğer yazıları ve yazarın hakkında söyleşiler. 2021.

8- Dolunayın Çocukları, Roman. Haşim Hüsrevşahi, 2021, Yayınevine gönderildi.

9- 18. Hücre, Ali Eşref Dervişiyan, Roman, 2021

10- Şeyh Bedrettin Destanı, Nazım Hikmet, Farsçaya Çeviri, Mehri Publications, Londra, 2021

  • Şu günler ne yapıyorum?

Bahçemle uğraşıyorum, yürüyüşlere devam ediyorum, güzel filmleri izlemeye devam

Çocuk kalp hastalarına yardım etmeye çalışıyorum.

Okumalarıma devam ediyorum

Dördüncü romanımı bitirmek üzereyim

Dördüncü şiir dosyamı düzenliyorum

Sylvia Plath ve Furuğ Ferruhzad şiiri üzerine karşılaştırmalı bir inceleme yaptım makalesini bitirmek üzereyim. (Sylvia’nın şiirlerini orijinal dilinden kendim çevirdim)

Bir çeviri romanın yarısını bitirdim

Bir çeviri romanın editörial düzeltisini yapıyorum

100 Türkçe yazan Türkiyeli kadın şairin şiirlerini Farsçaya çevirme projeme başladım

Şimdilik aklıma gelen bunlar… Sonra başka bir şeyler anımsarsam eklerim. Hepinize güzel günler diliyorum 🙂

Ses. Misak. Gerçek: bir aborjin şiir

Şiir: Dan Davis

İngilizce orijinal versiyonundan çeviri: Haşim Hüsrevşahi

SES, ne kadar güzeldir, duyulmayacağımızda.

Yükselttiğimizde sesimizi, adaletsizliğimizi anlat, bizim sözcüklerimizi söyle.

Katliamlardan konuştuğumuzda, bize nasıl davranıldığı hakkında

Kolay lokma, kolayca mağlup edildiğimizde, gece ve gündüz nasıl öldürüldüğümüzde.

Yaşlılar, erkekler, kadınlar, çocuklar, bebekler, yeni doğanlar.

Kaçma şanları yok, yas tutma şanları yok.

Onların laneti olagelen derilerinin rengi için işkence edildiler.

Beyaz adamlarca ırzlarına geçildi, sonra işkenceler edildi ya da çok daha beter.