Rıza Beraheni’nin 70. yaş gününe gönderilen mesajlar

Anımsarım, okumak benim artık dayanılması güç bir durum halini almıştı. Zira derinlerden akan eserler benim hayal gücüm için katlanılır değil. Böylesi eserler eziyet eder. Çünkü şer, kötülük ve kötülüğün sırrı çevresinde dolaşır durur. O çalışmaya başlamak için doğrudan cehenneme girmişti. Evrimlerin beşiği cehenneme. Cehennem diyorum çünkü herkesin kendi cehennemi var. Berhani’nin cehennemi muhteşem görkemli bir saray gibidir. İran, Türk ve Arap arşivleri onun gözü önündedir. Ansiklopedik anılara ve bilgilere sahiptir. Başlangıç ve moderndir. Cehennemler demeliydim, güzel cehennemler. Çünkü Rıza her yerden bir cehennem çekip çıkarmakta. Hapishane şarkıları söylemekte ya da aile içi cinayetlerin şarkılarını. Rıza sürülmeliydi. Bu edebiyatın bir isteğiydi. Zira o edebiyatın yetkin bir vatandaşıdır. Rıza muazzam bir şair ve aynı zamanda hayal kuran ve tanık olan bir öğretmen, sözcük simyacılarının ve yeni özgürlükler yaratanların geleneksel dünyasına ait pratik ve yazın insanıdır.

Noam Chomsky (Dilbilimci, sosyal ve politik düşünür)

Rıza Beraheni gecesi düzenlemesi haberini duyduğum için sevinçliyim. Son otuz sene boyunca Şah’ın zorba ve baskıcı rejimine karşı mücadelede önemli bir şahsiyet olarak öne çıkan Rıza ile tanışıyor olmak benim için büyük bir onur kaynağıdır. Sonraki yıllarda o sadece İran değil diğer ülkelerde de insan hakları ve özgürlüklerini savunmada kendi korkusuzca çalışmalarını sürdürmüştür. Ve tüm bu yıllar boyunca benim için büyük bir onur olmuştur ki her istediğimde ona katılabilmişim ve onun faaliyetlerinden ve dikkate değer eğitimlerinden öğrenmişim. Onun şu ana kadar yaptıklarına dair kendi derin takdirlerimi sunarak ve gelecekte de aynılarını yapacağı beklentisiyle sizin topluluğunuza katılmak benim için sonsuz sevinç kaynağıdır.

Karin Clark (Yazar)

Sevgili Rıza. Sen ve senin muazzam yazınsal, akademik ve kişisel edinimlerini takdir edip kollayan uzak ya da yakın dostlarının arasında sayılmam benim için büyük kıvanç ve onur kaynağıdır. Dünya PEN’in kongrelerinde senin yanında çalışmak kısa sürede ikimizin de benzer sorunlar üzerinde düşündüğümüzü ve o sorunlarla karşılaşma ve onları bertaraf etmede benzer yöntemler uyguladığımızı bana açık etti.

Ben gerçi Farsça bilmiyorum, Azade Hanım’ın Fransızca metniyle uğraşırken, aylarca gece geç vakitlere kadar senin lütfedip gönderdiğin bu kitap tarafından büyülenmiştim. Azade Hanım’ın cesareti, dayancı ve coşkusuna vurulmuştum. Onun bu dünyanın tüm yönlerini bir araya getiren algısına vurulmuştum. Aynı zamanda geçmişin ve şimdinin değerlerinin ve yarın için bu mirasın bekçiliğini yapmakta ve bizim hepimizi ilgilendiren zorluklar karşısında baş eğmiyor. Senin yetkin bilgi ve hayal gücünü bu asırda bizim önümüze koyan tablo uzun süre benimle birlikte olacaktır.

Aydın Çubukçu (yazar)

Rıza Beraheni doğu ve batı edebiyatının büyük sentezidir. Onun eleştiri ve şiir alanlarında yarattığı eserler her iki dili kapsar. Bizi batıya sürükleyen dili ve doğuyla ilintili kılan dili. Böylece Rıza Beraheni Şems’ten Joyce’a kadar parçalanmayı ve dilin devrimci ruhunu temsil eder. Dilin büyük emekçisine selam olsun. Büyük şaire selam olsun.

Katherine Govier (Yazar, eski PEN Kanada başkanı)

Rıza Beraheni’nin araştırma ve yaratıcılık mirası doğduğu ülke İran’da ünlüdür. Belki pek az bilinen konu onun göç ettiği ülke Kanada’ya olan hizmetidir. Onun PEN Kanada’ya verdiği hizmet beni heyecanlandırmıştır. Bu hizmetler ben PEN Kanada başkanıyken başlamıştır ve onun başkanlığı süresince ve sonrasında devam etmiştir. O İran’daki ifade özgürlüğünün baskılanmasını, yazarların ve gazetecilerin takip altına alınıp eziyet edildiklerini sürekli ifşa etmiştir ve bunlar karşısında direnmeyi dünya çapında yükseltmiştir. Ben onun Toronto’da heyecanla dinleyenler karşısındaki şiir okumalarına tanık oldum. O bir öğretmen olarak da bizim bakış açımızı ve gözetimlerimizi genişletmiştir. Ben kendime hep sormuşum gerçekten bizden kaç kişi acaba ömrü bunca yerinden olmalara katlanarak yaşamayı sürdürebilir ve yine başka bir ülkede başkalarıyla tam bir ortaklık içinde yaşamını sürdürebilir. Ben bu fırsattan yararlanarak Rıza’ya ve onun susmayan sesine olan saygımı ilan etmek isterim. Bravo!

Ron Graham (Yazar, eski PEN Kanada başkanı)

Rıza çoğu kez PEN Kanada’ya borçlu olduğunu ileri sürmüştür. Zira bu kuruluş ona ve ailesine bu ülkede yeni yaşamlarına başlamak için yardım etmiştir. Polis takibi olmadan, işkence olmadan ve ölüm tehlikesi bulunmadan bir yaşam. Ama o bu borcu bir yazar olarak, üniversite hocası olarak, bir düşünür olarak, sevgi dolu bir dost olarak, eksiksiz ve bonkör bir ilham kaynağı olarak ve İran’da ve bütün dünyada insan hakları konusunda verdiği yılmaz mücadele ile kat kat ödemiştir. PEN Kanada onun hizmet etme fırsatı yaratması yolunda ona yardım etme onurunu elde etmişti ama elde edilenler tümüyle onun yetkinliği ve başarısıyla olmuştur. Aferinler Rıza.

M. Ali Ferzaneh (Yazar, araştırmacı)

Değerli yazar ve araştırıcı Sayın Dr. Rıza Beraheni

En iyi selamlarımla sizin yetmişinci bereketli ve onurlu yaş gününüzü tebrik eder ve düşünce ve kalem arsasında size uzun ömürler, sağlık ve bugüne kadar sürdürmüş olduğunuz ve olacağınız güçlü yolda başarınızın devamını temenni ederim. Bu temenni sadece bana ait değil ve sanıyorum ki sizi seven ve size saygı duyan bir vatandaşın içten dileğidir. Siz o zor ve fırtınalı yıllarda teslim olmayıp kaleminizi ve yaratıcı gücünüzü tüm darboğazlardan ve zorluklardan kurtardınız ve onu mahrum ve mazlum insanların doğal ve insani hakları yolunda kullandınız. Siz özellikle aralarından çıktığınız halkın toplumsal, kültürel ve medeni haklarını savunma siperinde her zaman parıldayacaksınız ve bu birliktelik ve gereklilik uğuruna halkınızın önünde dik ve alnı açık olacaksınız. Çok yaşayın.

Nino Ricci (Yazar, PEN Kanada eski başkanı)

Sesimi dünyanın dört bir yanından gelen seslere katıyorum ve bu saygı gecesinde en iyi selamlarımı ve dileklerimi Rıza Beraheni’ye takdim ediyorum. Ben Rıza’nın Kanada’ya gelişinden kısa süre sonra onunla tanışma şansım oldu ve bu tanışma yoluyla sadece onun geniş bilgi ve yeteneklerinin tanığı olup bu fırsatı yakalamakla kalmadım aynı zamanda onun derin insanlığını fark ettim. Rıza bizim hepimiz için bir örnektir. Muazzam engellere rağmen nasıl kendi zor uğraşına devam etti ve sarsılmaz bir biçimde inandığına sırt çevirmedi. Sürgünde bir yazar olmak Rıza gibi bir insan için çok zordur. Kendi anadilinden kopmak ve kendi doğal muhatabından kopmak ve kesintisiz bir mücadeleyle yüz yüze olmak yeniden anlamlı bir ses bulmak için. Kanada’ya girişinden itibaren o asla bu mücadeleden vaz geçmedi. Yazarak, eğiterek ve PEN Kanada gibi örgütlere liderlik ederek. Biz onun bizim aramızda olması nedeniyle çok sevinçliyiz. Ben Rıza’nın muazzam hizmetlerini tanıma ve ona özel oturumlar düzenleyen kültür merkezinin çabasını takdire şayan buluyorum.

Eugene Schoulgin (Yazar, Dünya PEN yönetim kurulu üyesi, Dünya PEN Siyasi Mahpuslar Komitesi eski başkanı)

Sevgili Rıza

Sundbyberg’nin sokak lambalarının hardal rengi ışığında karşılaştık. Ağır ve ıslak kar yağıyordu. İsveçler derler ki, “Sundbyberg’i gör sonra uzan ve öl!” Napoli çok uzak görünüyordu.

Sen sığınmacılara hiç benzemiyordun. Yanlış bir ülkede en yanlış zamanda sersem bir şekilde yönünü kaybetmiş adama… gülümsedin ve başını hareket ettirdin. Saygılı ve biraz da ölçülü. Sonra senin eski öğrencin Azer Mehluciyan bizim ikimizi kucakladı ve o apartman dairesindeydik -vesikalık bir Babil- dört saat kadar birlikteydik o sıcak ve şaşılası yemeklerle. Sen konuştun. Biz konuştuk. Ve anılar, çokça anılar, kötü anılar, tehlikeli yolculuklar, Evin hapishanesi, idam mangaları, sınırlardan geçmeler, insanı şüphelenmesi ya da güvenmesi gereken yabancı insanları (ve bu ne kadar önemli bir sorundu) ve merak ettiğimiz aileler ve insanlar. Ve hala da, o temel mesele duruyordu, edebiyat, romanlarımız ve geniş hayallerimiz. Zengin tarih ve anlatı geleneği ki sen onların arasından kendi geniş epik gözerimlerini çiziyordun.

Sana bakıyordum. Seni dinliyordum. Bir adamdı dünyayı fethetmeye gelmişti. Bir adam ki dil ile ele geçiriyor, bir adam ki hayal gücüyle ele geçiriyordu ve bir adam ki bütün ülkeler onunla onur duymalıydı. Tüm bunlara rağmen sen savunmasızdın. Neden? Çünkü sen yeni bir yaşama adım atmıştın ve onun şifrelerini öğrenmeliydin. Başka insanlar görmeliydin ve onlara güvenmeliydin ve başka bir yaşam tarzını kabul etmeliydin. Kendi ülkende neyi beklediğini biliyordun, alabileceğin riskleri ve savurman gereken tehlikeleri. Söylediğin ya da söylemediğin sözlerin sonuçlarını biliyordun -ya da az çok biliyordun. Ama burada sen bu kuzeyin bu karanlık kışında çok şeyler senin için belirsizdi. Eminim ki sen bunların hepsini derinden duyumsuyordun.

Genellikle derler ki yazarların durumu zorunlu sürgüne gidenlerin tümünün durumundan daha kötüdür. Bu doğru değil. Bu tehlikeli bir yanlış anlamadır. Çünkü ömür boyu yabancı olma tuzağına düşmek çok basittir. İnsanların ona karşı yanlış anlamaya düşeceklerini ve aydınlar topluluğundan uzaklaştıracaklarını hissetmek herkesin sözünü dinler bir insandan, insanları kısa sürede onu dinlemekten yorulur duruma düşmek. İşte o zaman sürgündeki yazar kendi kişiliğini müdürü durumuna dönüşür. Kendisi olacağına, kendisinin kendisi olur. Gerçekte yazar bir bakıma kendi ülkesi kendi devletidir. Bizim kendi konumumuzda egemenliğimiz var, yazabildiğimiz kadarıyla ya da “yazı yazma mağarasında” hayal etmek ve yazarken kendi düşüncelerimizle yaşarız. Ama o “yazı yazma mağarasında” kalmak çelikten iradeye gereksinim gösterir. Seni başka bir şeye dönüştürmek isteyenlere izin vermemek; bir profesyonel opozisyonist, politikacı, bütün zamanını kendi kişisel yaşamını düzene sokmaya çalışan bir sığınmacı ya da yurtlarından ayrı düşmüş ve inziva hayatı yaşayan vatandaş gruplarının sonu gelmeyen komplolarına katılmak.

Ama acaba nerede olursan ol yazmanın ikizi olan ilenç değil midir? Hayallerin karmaşası? Hepimizin çok iyi bildiği gibi: yazmak kendi başına bir sorun değil, sorun şu ki insanın kendini yazabilme durumuna sokmasıdır.

Biz her yıl PEN ile ilintili olarak Rıza ile görüşürüz. Umarım tekrar Beled’de ya da Oslavani’de birlikte oluruz. Biz kendi toplumsal çevrenimizi bütün dünyada birbirine ilintilendiren edebiyat ehlîsinin tuhaf ailesinin bireyleriyiz. Bizi birbirimizle birleştiren şeylerin bizi birbirimizden ayıran şeylerden daha fazla olduğuna inanarak. PEN bir şahsiyetler topluluğudur, inançlar, deneyimler ve İngilizcenin tuhaf telaffuzu ve sen bu ailenin içinde seçkin yerini titrek kar tanelerinin altında buz kesilen İskandinavya’nın iklimine girişinin ilk birkaç anından sonra galebe çalan iradenle elde etmişsin. Biliyorum kendi sokakları, caddeleri, kokuları, sesleri ve renklerini özleyen bütün kadınlar ve erkeklerin kalbinde olduğu gibi içinde bir şevk yanmakta. Ama bu şevk kullanılmak istiyor, şiire ve yazıya dönüşmek istiyor. Mesafenin dehşeti bir sedefin içindeki kum tanesi gibidir.

Bunu söylüyorum çünkü Rıza ben seni iyi tanıyorum. Sen hiçbir şeyin yaratıcılığını engelleme ve onun ciddi oyununu engelleme gücü olmayan yazarlardansın. Çocukların oynadıkları ciddi oyunlar gibi ve bu oyun yaşamı yansıtır. Biz senin sonraki kitabını bekleyeceğiz ve sonraki kitabını ve sonrakini…

Elveda Rıza. Umarım daha çok toplantılarda birlikte oluruz ve daha çok hikaye anlatırız birbirimize.

Behruz Şeyda (Yazar, eleştirmen, araştırmacı)

Rıza Beraheni birinde Son Basamak adlı şiirinde şöyle yazmıştır:

ölmek için / beni sümbülteberlerin, nergislerin ortasına koyma / bırakma beni           dünya sularına / galaksilere de        bırakma beni / beni önce o verev süzülen bakışın bileziğinden geçir/  … / beni son basamağa koy                 dön         in aşağıya / ve meyveyi ve çiçeği ve hurmayı         al götür           yeri burası değil / yukarı kaldır öte yana beni       son basamağın üzerine koy / … / beni çölün ruhuna bindir / git.

Aba’nın Huzurevi için Son Basamak şiirini yazmıştır. Son basamak her zaman musalla taşı değil, bazen varlığın son durağıdır. Belki de Rıza Beraheni’nin bütün yazdıklarının gayesi de.

Rıza Beraheni’nin metinleri son basamağa koşmuştur. Hem suların düşünde hem galaksilerin kanatlarında hem de çölün ruhunun sırtından verev süzülen bakışın raksında. Rıza Beraheni’nin metinleri düşlerin suyunda yatay devinimlere dalmıştır, galaksilerin kanatlarında dikey devinimi uçmuştur ve çölün ruhunun sırtında o süzülen bakışın raksında bin yönde yayılmıştır.

Rıza Beraheni’nin metinleri bir zaman yatay deviniminde tarihin gayesi ereğine yönelmiştir, şer söylencelerini yabancı öldüren kurtların[2] dişleriyle yırtmıştır, yersel ideale hasret olmuştur, güneşin doğuşuna koşmuştur. Rıza Beraheni’nin metinleri dikey deviniminde ayın kulağına şarkı söylemiştir, tef ezgileriyle gövde oynatmıştır, gençlik erguvanını öpmüştür, çocuk yaşlıların etrafında dönmüştür[3]. Rıza Beraheni’nin metinleri bin yönde doğduğu yerin emniyetine sığınmıştır, ana rahminin sıcaklığını aramıştır, şairin hayalini selamlamış, gıyaba, anlamsızlığa, dilliğe[4], dişilliğe, deliliğe doğru sürüklenmiştir.

Ancak Rıza Beraheni’nin metinleri hiçbir hareketinde isyandan başka bir şey aramamıştır. Suyun düşünde hareket yeryüzü gücün zulmüne karşıdır. Galaksilerin kanatlarında hareket ölümün zulmüne karşıdır hareket. Bin yöne yayılım egemen seslerin zulmüne karşıdır. İsyan sözcüklerinin üzerini çizersek Rıza Beraheni’nin isyan metinlerine yakınlaşırız. Rıza Beraheni’nin metinleri isyan metinleridir. Yalnız isyanların metinleri. İsyan metinleri bilgelik silahıyla bizi çılgınlık atışlarına ikna etmek istiyor. İsyan metinleri acının geçiş yoludur. Acı sözcüğünün üzerini çizmiyoruz.

Şair, roman yazarı ve bilge öğretmen Rıza Beraheni’nin acılarının metni hürmetine ayağa kalkıyorum.

Eyyyyy…

Rıza Seyid Hüseyni (Yazar, eleştirmen, araştırmacı)

… İyisi öncelikle eleştirmen Beraheni’ye bir işaretim olsun. Denebilir ki onun gençlik yıllarındaki ünü her şeyden önce onun keskin ve sarsıcı eleştirileriyle başlamıştır. İlginç olan şu ki bu eleştirilerin hedefi eskil şiir ile savaşından yeni zafere ulaşmış yeni akım Fars şiiriydi ve genel olarak kimse bu yeni şiirin temsilcilerine bir saldırı beklemiyordu. Ama Beraheni Yeni Şiir’in en büyük temsilcilerini “Ölüm Karesi” başlığı altına sokması bazılarını şaşırtmış ve birçoğunu ise incitmiştir.

… Beraheni şiir işinde daima kuramlara dikkat etmiştir ve doğal olarak Fransız sürrealistleri gibi ilk örneklerini kendisi vermiştir ve doğal olarak da yeni görüşlerinin ilk kurbanı kendisi olmuştur. Ancak bunun bir genelliği yoktur, söylediği şiirlerinin çoğu bizim çağdaş şiir tarihimizde kalıcı olacaktır. Gerçi onun bu kalıcı şiirleri de bizim çağımızın kimi aydınlarınca yadsınmıştır… her hâlükârda Dr. Rıza Beraheni’nin yazıdaki yetkinliği genç kuşağı onun yeni görüşlerine doğru çekmektedir. Ve bu genç kuşak eser yaratmakta ve onun deneyimlerini sürdürmektedir. Belki de kim bilir gelecekte şimdilik kaderi belli olamayan dillikten ölümsüz şaheserler ortaya çıkar. O kendisi gençler için düzenlediği edebiyat dersleri hakkında konuştuğunda ilgili konuya şöyle son verir: “Benim genç kuşakla ilişkim -ki başlangıçta bu ya da öteki dostumuzun evinde oldu, sonradan arkadaşların evlerinde düzenli celselere sonra da kendi evimin bodrum katındaki toplantılara dönüştü- benim bütün yazınsal sorunlar hakkında görüş tazelememe yol açtı. O algıların ürünü ki son yüz elli yılın yazınsal-felsefi sorunların en önemlilerini içerirdi… ve hepsi seksenden fazla kasette kaydedilmiştir, beni ve dostlarımdan küçük bir kafileyi başka bir yola sokmuştur. Ve şimdi ‘şimdi gönül Kâbe’sini puthane yapan sadece ben değilim/her adımda bir manastır var bir sinagog.’ Büyük romancı, yaratıcılık gücünün öyle bir yaratıcı etkisi olmalı ki kuramcılar ona dayanarak ve onu irdeleyerek yeni görüşler bildirmeli. Bana göre Dr. Beraheni işte bu büyük romancılardandır. Sıradan insanların dikkatini çekmeyen küçücük bir olay onda büyük bir yaratıcılığa bahane olmakta ve dönemin sorunları asla onun gözünden kaçmamakta. Onun kendisi de bu sorunların içinde olması nedeniyle denebilir ki bu eserlerin tümü onun kendi yaşamından kaynak almakta ve onların hepsi bir bakıma otobiyografik durum arz etmekte.

PEN Türkiye

Rıza Beraheni yazar, aydın ve düşünür.

Rıza Beraheni çağımızın önemli aydınlarından, yazarlarından ve düşünürlerindedir. Biz Türkiye PEN olarak bu büyük şahsiyeti takdir seminerinden dolayı sevincimizi bildirmek isteriz. Biz geçen sene PEN’in İstanbul’daki merkezinde onu ağırlamak onurunu yaşadık. Komşu Aç Kapıyı: İran-Türkiye Edebiyat Şenliği’nin devam ettiği 10 gün süreyle Beraheni düşünceler, görüşler ve önerileriyle bizi bize ekledi ve bizi aydınlattı. Rıza Beraheni’ler ve onun gibi yazarlar olduğu sürece bu toprak küredeki insana olan umut da devam edecektir. Düzenlenen bu sempozyum bu bakımdan da son derece önemlidir. Türkiye PEN olarak selamlarımızı ve teşekkürlerimizi Rıza Beraheni ve bu semineri düzeyenlere takdim ederiz.

Hepsi içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s