İki kadın ve bir mektup!

İran’da çok tuhaf şeyler olmaya başladı… Aslında pek de tuhaf değil! Ama yine de insan şaşırmadan edemiyor! Birkaç ay önce Dolar aniden 3400 Tuman’dan 14000 Tuman’a yükseldi (Mollalardan önce dolar 7 Tuman’dı)… Dünya sermayesinin buyruğu doğrultusunda yaşamın bütün alanlarında fiyatlar fırladı, aldı başını gitti. İşsizlik tavan yaptı… Özellikle de yaklaşık son 5-6 yılda  bankaların içi boşaltıldı (Milyar avrolarla ölçülen, örneğin Saderat Bankası genel müdürü Haveri’nin bir defada 1 milyar dolar yolsuzluğu gibi), petrol geliri iç edildi (trilyon dolarla ölçülüyor… örneğin: Babek Zencani yolsuzluğu, hırsızlığı gibi, resmi ağızların bildirdiği rakam 2.900.000.000.000 dolar!!!), bütün madenler, şirketler, değerli kuruluşlar özelleşti, özelleşen kurum ve kuruluşlar nedense iflas etti ya da çalıştırılmadı, daha uzun zamandan beri uygulanan siyasetler neticesinde tarım yok edildi, hayvancılık yok edildi, sanayi üretim neredeyse sıfırlandı, gazete ve dergiler kapatıldı, düşünenler ve sözü olanlar hapsedildi, bir düşüncenin dışındaki düşünce kuruluşları baskılandı, dinci bağnazlık silahlı çeteleriyle vatandaşa hayatı dar etti, ırmaklar kurudu, göller kurudu, beyin göçü had safhada, uyuşturucu kaçakçılığı ayyuka çıktı, fuhuş yaşı 10-11’e indi… ve benzeri durumlar! Bu feci ortam 45 yıllık din devleti sonucunda oluştu… bir kişi ve bir düşüncenin egemenliği sonucunda!

Tüm bunlar olurken ve bu feci manzara gözler önündeyken, durumun acı yüzünü sergileyen küçük bir örnek vermek yerinde olur: İki Kadın!

İran’da iki kadın yaşadı: biri Mercan Şeyhuleslami Alaga, İran petrokimya sanayii çalışanı.  Diğeri Nesrin Sotude, avukat!

Mercan Hanım petrokimya sanayi çalışanı iken bir süre kökten dinci, radikal ya da sözüm ona şahinlerin temsilcisi olarak 6. Dönem seçim listesindeyken 8. Dönem seçimlerinde bu kez reformist ya da sözüm ona güvercin kökten dincilerin listesine girdi. Ne olduysa Devrim Muhafızları’nın elinde olan İran Petrol şirketi bir proje için bu hanımın temsilcisi olduğu bir şirketle bir anlaşma imzalamakla başladı. Bu anlaşmadan sonra patlak veren olaylarda önceki cumhurbaşkanı Ahmedi Nejad ve onun petrol şirketindeki çetesinin de adı geçiyor. Mercan’ın Türkiye’de Aram ve Deniz adlı şirketleri de varmış. Adı geçen anlaşma sonrasında bu kadın İran’ın yoksullaştırılan halkının mal varlığından 6 milyar 656 milyon Avro (lütfen rakamı bir kez daha okuyun!) çalarak yurt dışına kaçmış. Kaçtığı zaman ise yolsuzluk dosyası savcıların elindeymiş. Nasıl kaçmış, kim yardımcı olmuş bu meçhul!!! Söylentiye göre aslında bu kadın Devrim Muhafızları’nın çaldığı paraları onların tezgahladıkları plana göre yurt dışına çıkarmış ve halen de Kanada’da bir şirket kurmuş, başına geçmiş gül gibi yaşayıp gidiyor. İranlı-Kanadalılar Kongresi bir bildiri yayınlayarak bu kadının ve bir bankayı soyan diğer bir milyarlar dolar yolsuzluk kahramanı Haveri’nin Kanada polisi tarafından soruşturulması gerektiğini istemiş.

Mercan Hanım’ın kocası Mehdi Halaci, eskiden mollaydı sonra İran’ı terk ederek Amerika’ya yerleşti. Halen Waşington’da bir enstitüde güya İran politikaları araştırmalarına devam etmektedir. Bay Mehdi, Trump hükümetinin İran halkına karşı uygulamakta olduğu ağır ambargoların yetersiz olduğunu, başka yöntemler (doğrudan silahlı işgal) kullanması gerektiği düşüncesini açıklamıştır.

Ayrıca söylemeden de geçemeyeceğim, Haziran 2018’de yayınlanan haberlere bakılırsa, Amerika Hazine Bakanı Setven Mnuchin’in ifadesine göre şu anda Amerika’da İran yönetiminde bulunanların 5432 beyzadesinin yaklaşık 148 milyar dolar kaçırdıkları servet var. Bu 5432 kişiden sadece 300’ü öğrenciymiş! Birkaç ay önce Amerika bu paraların neredeyse tümüne kirli para olduğu savıyla el koymuştur!
İkinci Kadın ise Nesrin Sotudeh, avukat. İran’da toplumsal haksızlıklara karşı mücadele eden insanların avukatı. Devletin güvenliğini tehlikeye atmak ve dini lidere hakaret etmekten 148 kırbaç darbesi ve 38 sene hapis cezası verildi. Nesrin’e savcılık tarafından yöneltilen suçlamalar:

  • Toplantı yapma
  • Rejim aleyhine propaganda yapma
  • İnsan Haklarını Savunma Derneği’ne üyelik
  • Halkı fesada ve fuhuşa teşvik
  • İslami hicap kurallarına uymama
  • Toplum huzurunu ihlal etmek
  • Kamu oyuna yalan yayma

Nesrin daha önce, 2010 tarihinde de yukarıdaki suçlamalara benzer iddialarla tutuklanıp 11 yıl hapse, 20 yıl avukatlık mesleğinden men ve 20 sene ülkeyi terk etme yasağına mahkum edilmiş ancak dünya kamu oyu baskısıyla 3 sene sonra serbest bırakılmıştı.

Nesrin Sotudeh’nin oğlu Nima’ya yazığı mektup:

Sevgili Nima Selam,
Mektubu nereden başlayacağımı bilmiyorum.  Acaba benim ve hatta babanın yokluğunda yeni eğitim yılını başlamanı görmezden gelebilir miyim? Nimacan bu yıl da diğer yıllar gibi bir yıldır diyebilir miyim sana? Lütfen zamanında okuluna git, ev ödevlerini yap, derslerine çalış ve iyi bir çocuk ol biz gelinceye kadar diyebilir miyim?
Bir anne olarak bu denli saçma sapan lafları sana yazmaktan nefret ediyorum. Sen ki bu kısacık ömründe hapishaneyi, görüşme saatlerini, görüşmelerin yarıda kesmelerini çalkantılarla ve zulüm korkusuyla yaşamışsın!
Ya da bir anne olarak rahat bir kafayla işime ve mücadeleme devam etmem için benim varlığımı görmezden gelmeni ve sadece kendini ve sanki hiç annen yokmuş gibi düşünmeni senden isteyebilir miyim? Uzak olsun benden sana karşı böyle acımasızca bir davranış!
Ama sevgili Nima’m
Ben gencecik yurttaşlarımın idamına tanık olup da nasıl susabilirdim? Ben çocuk tacizlerini görüp de geceleri hiçbir şey olmamış gibi senin yanında nasıl yatabilirdim? Okullar açıldığında okul çantanı sırtına koyup ve babanla birlikte seni nasıl okula yolcu edebilirdim? Oğlum! Ben yapamazdım… bu kadar! Suçum buydu benim. Ve İran’da, avukatlık topluluğunu felç eden bu adaletsizlik ve korkaklık fırtınasına tutulmuş ve sonsuza kadar ilenmiş mesleğim beni ve bu kez babanı da içine çekiyor ve ben bu günlerde en çok da seni düşünüyorum; senin yalnızlığını ve bize her zaman onur ve iftihar armağan etmiş olan ve şimdi de anne ve baba rolünü oynamak zorunda kalan ve sana layığıyla bakan sevgili Mehraveri’mi…
Devranın bu zulmü ve acımasızlığının küçücük bir parçasını, senin için katlanabilir kılsın diye sevdalı göz yaşlarımı senin için döküyorum.
Tahran, Evin Hapishanesi
Maman Nesrin

Nesrin Sotudeh: Anne…
Nesrin Sotudeh: İnsan hakları savunucusu…
Nesrin Sotudeh: 38 sene hapis!
Mercan Şeyholeslamı Alaga: İran’da türbanlı, dışarıda fora! Hem muhafazakarların hem radikallerin adayı…
Mercan: 6 milyar Avro yolsuzluğu! Kanada’da Ventio şirketinin genel müdürü…
Hepsi içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s