Farsçanın çağıldayan sesi

Doğuyu sarı çöl kumundan, şal ile şerbetten ibaret sananlar için anlattığı hikâyeler kabul edilemez, dili irkiltici!

Suat Duman:

Yazın okunacak kitap önerilerinde mevsimsel döngünün göz önünde bulundurulduğu apaçık. Dünyayla organik bir bağımızın olmadığını öne süremeyiz ne de olsa. Güneşi kat eden bu rota bizi yaza, kışa mecbur bırakıyor. Şunu soracağım: Yazar, eserini kaleme aldığında okurunu uyarır mı, yaz mevsiminde okunması, kumsalda şezlong, odalarda klimanın hazır tutulması diye. Hiç sanmıyorum. Hedeflenen daha ziyade, kendi eşiğine çekilmiş zihne, adamakıllı gevşemiş bedene fazlaca yük getirmeyecek önerilerle, okurun, rehavet mevsiminde de okuma eyleminden uzak kalmamasını sağlamak muhtemelen… Sadık Çubek ve Sabır Taşı için ilk uyarıyı yapalım o halde. Birçok nedenle, rehavet altında okunacak bir roman değil. Yazlık listelere bağlı bir okuma mevsimi geçirenlerdenseniz, kadim komşunun bu evrensel kalemiyle tanışmayı korkarım bir başka bahara erteleyeceksiniz. Zira dikkat, elimizdeki hiç de mevsim normallerinde seyretmeyen bir roman!
Sadık Çubek, İranlı. Farsça edebiyatın yirminci yüzyıldaki gür sesi. Yaratıcı bir edebiyat ve kuvvetli bir toplumsal muhalefet geleneğinin içinden geliyor. Doğuyu sarı çöl kumundan, şal ile şerbetten ibaret sananlar için anlattığı hikâyeler kabul edilemez, dili irkiltici!

Okumaya devam et “Farsçanın çağıldayan sesi”

bu senin çocuğun olabilirdi

Bu çocuk senin çocuğun olabilirdi, senin kardeşin… Yağmacıların, işgalcilerin utanması yok! Onlar insanları katletmeyi kendilerine iş edinmişler! Acımasızlar, gözlerini dolar bürümüş… onların tanrısı, dinleri, imanları, varlık nedenileri dolardır! Onların yüreklerini doğa sevgisi, insan sevgisi değil sermaye ve kar sevgisi doldurmuş… onların elleri diresklerine kadar çocukların ve masum, mazlum insanların kanına boğulmuş! Egemen devletlere hangi bahaneyle olursa olsun saldırmak, ya da savaşı haklı göstermek sermayenin oyununun bir parçasıdır… Savaşa hayır demek bir insanlık borcudur… fosfor ve uraniyum bombalarıyla sesimiz kesilmeden Hayır demek gerek…

Okumaya devam et “bu senin çocuğun olabilirdi”

artık yalnız değilim

benim omuzlarımda bir güvercin var senin ağzından su içer
benim omuzlarımda bir güvercin var boğazımı tazeler
benim omuzlarımda bir güvercin var ağırbaşlı ve iyi
benimle aydınlıktan söz eder
ve insandan-tüm Tanrıların Tanrıçası olan-
 
ben insanla yıldız dolu sonsuzlukta yürüyorum
(Ahmed Şamlu, bana aydınlıktan söz et, ç:h.h.)