oh Annaina

I denominate you Annaina
With beautiful eyes oh last white mama
He was deaf of your maledictin when he killed you
They call me believing superstitions… who cares!
See?
A tiny weeny thing attacked
And crowned the death
When you the last mom die
The world wardership of eighty millions of our graves

Oh Annaina
Oh last white giraffe
Now the whole world gonna crouch down for the great lament
I don’t feel pain that we gonna die
Everyone who is born knows should envisage the death
But it was horrible such a human agnosy
Such a bigotry and darkness

While a handful rapacious governed over the world
We didn’t see the spring
While they rained bombs over us
We didn’t see the spring
While they sucked our blood and soul
We didn’t see the spring
Now their crocodile tears…

Annaina
Chant me the jungles’ songs
The rivers’
The mountains’ and prairies’
while you are singing
I wanna close my eyes
I wanna die on your songs Annaina

hasehm khosroshahi, 19/03/2020, two days before the spring blooms

beyaz zürafa ile ilgili görsel sonucu

Senin adına Annaina dedim
Güzel gözlü son beyaz anne
O seni öldürürken ilencini duymadı sağırdı
Bana hurafeperest desinler ne yazar
Bak işte ufacık minnacık bir şey saldırdı
Ölümü taçlandırarak
Sen son anne ölürken
dünyada seksen milyon kendi mezarını bekleyedurdu

Ah Annaina
Ah son beyaz zürafa
Şimdi bütün dünya büyük mateme çökmek üzeredir
Canım acımıyor öleceğiz diye
Nasılsa bu dünyaya gelen herkes gitmeyi göze alır
Ama insanın bu denli cahil oluşu korkutucuydu
Bu denli bağnaz ve karanlık

Bir avuç aç göz hüküm sürerken dünyaya
Baharı görmedik
Bombalar yağdırırlarken başımıza
Baharı görmedik
Kanımızı emdiler, ruhumuzu emdiler
Baharı görmedik
Şimdi timsah gözyaşları var…

Annaina
Bana ormanlarının şarkısını söyle
Irmaklarının
Dağlarının ve kırlarının
Zira senin şarkılarınla gözlerimi yummak istiyorum
Senin şarkılarınla ölmek istiyorum Annaina!

haşim hüsrevşahi, 19/03/2020, ilkbahar çiçeklenmeden iki gün önce.

uyuyorum şimdi…

Uyuyorum şimdi düşlerimi salacağım gözlerimden
Şimdi anlamalıyım senin dilini
Yapraklarda ve kar tanelerini avuçlarında oynatan rüzgârda
 
Çok düşündüm
Meğerse her şey bir sıfırda toplanmıştı
Ben sayılar peşinde koşarken orada
Derin bir yokluk duruyordu gerçeklerin tümünü tutarak gagasında
Yutarak bütün bükülmüş acıları
 
Ey ruhumu inciten yaşam selam olsun sana
Selam olsun sana sessiz saksılar
Ve sana ey uzaktan gelen soluk
 
Bütün çocuklar kollarında susar annelerinin bellemiştim
Bütün çocuklar ağlar sebepsiz sanmıştım
Bütün çocuklar bir bahar gibi açar pembe ve beyaz
Gözlerini acımasız ninnilere
Meğerse bir duvar beklermiş onları
Yorgun göz kapaklarımın altına sığınırken
 
Bir fırtına takmışız peşimize
Günleri devirerek
Öpmeye doyamadığımız bu masalda
Elveda demeden uçurumun kollarında
Uçurtmaları kime bırakmalı bu saatten sonra
Tavşanlar ne kadar mutluymuşlar hepimiz adına
 
Söz vermiştim bir şiir yazacağım sana demiştim
Kimsenin aklına gelmeyen dizeyi senin için yazacağım demiştim
Hep aynı yanılgının umuduna kapılarak
Oysa en güzel dize sendin gözlerimde
Dudaklarımda
Ve kağıdımın satırları arasında
 
Şimdi uyumaya gidiyorum düşlerimi alarak yanıma
Sesini bırakırsın diye son anda
Yağmur ve kar serpiştirirken bahçeye
Ey kalbimin en masum sıcaklığı
En uzaktaki yakın çarpıntısı
En deli çığlığı…

H.H.
7 Şubat 2020

shapeless dream
Woman Asleep at a Table, 1936, Pablo Picasso

üzgünüm

üzgünüm
senin ölümüne hayret etmediğim için
kendi ölümüme etmediğim gibi
kalemimi bir yerde unutmuşum sanki
kelimelerimi unuttuğum gibi
dilim sadece senin şarkılarını söyler
kokunu sabah rüzgarına vermişsin gizlice
yağmur da yaslanmış pencereme
üzgünüm
 
gülmek bir haktı
sevmek ve sevişmek gibi
haksız düşmüşüz ırgat hesabına
ellerinde ve dillerinde onların ne varsa kanlı
hasretlerimi bir bir topladım
üzgünüm kanatlarımda başka yer yok
sizi alamıyorum uçmaya
kendimden farkım ne?
 
dilinin ucunu bırak bana yeter
yeter anımsamama
geçmiş o uzun yılları
anlatırım tek bir satırda;
rüzgardım yanaklarında
böyle böyle diye…

şimdi kapıyı kapat arkamdan
dönmek mümkün olsaydı keşke!

(uzun bir şiirimden, h.h.)

raining and the bird ile ilgili görsel sonucu

sağır mu oldun hatçe?

“sağır mı oldun Hatçe?
kıyamet anca kör olanları seçiyor !”
(alıntı)

biz bükülmüş bir günün sonunda
birimiz Dicle birimiz Fırat
birleşiriz elbet şattül-aşkta
dökülmeden körfezine yok oluşun
 
kahrını ezberlemiş kaç şiir yazar bu gün batımı
Kadıköy vapurunda kaç hikaye
suskunu bilen kaç masal?

hep bir pencere var orada dolunaya açılır
rüzgar ve ateş kıvrılarak vurur camına
biz bükülmüş bir günün sonunda

şebboyun serinliği var gülüşünde 
bu evde “çok bulut birikti”
anımsamak isterim kendimi sende
sen kıyametin ilk günü…

(23 Nisan 2017, 5 Mayıs 2019, h.h.)
[bu şiirin ilk dizeleri yeniden yazıldı]

Anka kuşu,
Anka Kuşu. Credits go to: Peter Nottrott, “Phoenix”, Painting

 

 

bu masalı anlatmışım size…

Bir masal

sokağımız kayısı koktuğunda
arıların ve sineklerin güneşte vızıltı saatinde
bir adam yaşamı yasakladı kendinden başka herkese
bir adam bir köpek gibi başka sokakların kemikleri ağzında
sokağımızdaki çocuklara karşı

Hatice ana başörtüsünü rüzgâra açtı ağlarken
İbrahim amca sokağımızın tam köşesinde çöktü duvara yaslanarak
susmayı terk etmemizi öğretti gözlerini kısıp dişlerini sıkarak

Okumaya devam et “bu masalı anlatmışım size…”

diyorum ki mesela!

diyorum ki mesela
sen yalandan gelsen
ben sahiden gülsem
sen şaşırsan
ben sussam
sonra kavga etsek
sonra sen benim dilimde sussan
ben senin koynunda şaşırsam
sonra bir kap vişne yesek
kırda çiçek toplasak
orada kırda koşsak
kırda sevişsek
sen sahiden sevsen
ben yalandan ölsem
sonra gözümüzü açsak ki kabus bitmiş
dört nala özgür yaban atlarız mesela
komşularımız da hep yaban at sürüsü
yeleleri güneşli rüzgarda
avlanma kaygısı olmayan serçeler ya da…

Okumaya devam et “diyorum ki mesela!”