Yazar: Haşim Hüsrevşahi
Kobani’ye şarkı-2
yaşamım zindandır
gözlerim gözyaşı dolu
ahlarım ve inlemelerim derdime derman
Aaah aman neden hayatım böyledir
karaya büründüm çünkü uzağım Leylamdan
ben kimsesiz ve yapayalnızım bu dünyada
unutma beni Leylam, beni çıldırtma!
Aaah aman neden hayatım böyledir
karaya büründüm çünkü uzağım Leylamdan
beni anacak kimsem yok,
bir gece gelip beni sevindire
zincir mateminden kurtara
Aaah aman neden hayatım böyledir
karaya büründüm çünkü uzağım Leylamdan
Aaah savunmasız Kobani!
Şiir: Yağma Golrui
Farsçadan Ç.: h.h.
Yağma Golrui’nin bu sayfadaki şiirini, onun en son İran vatandaşı Araplar hakkında çok sert, nasiyonalist ve ırkçı bir dille yazmış olduğu ve Araplara “çekin gidin bu ülkeden” diyecek kadar düşmesi nedeniyle karaya boyarak siliyorum! Şair önce insan olmalı… bütün insanlar gibi… ırkı, dili, dini ve cinsiyeti olmadan! Bu sayfalarda şövenizme yer yok!
kadınların
klaşnikof almış ellerine uyuyorlar
ve çocukların
boş kovanlardan düdük yapmışlar
bir anlığına unutsunlar diye
babaları bir daha eve dönmeyecek diye…
Kobani! Ah savunmasız Kobani!
Kobani’ye şarkı
Halkların birliğinden, kardeşliğinden korkuyorlar!
Halkların uyanışından korkuyorlar!
Halkların omuz omuza verip ayağa kalkamalarından korkuyorlar!
Halklardan sopa görmüş it gibi korkuyorlar!
Yelda Abbasi söylüyor:
Lé Yar
https://www.facebook.com/video.php?v=730107750376617
Gay-Lesbiyen
Kız-erkek öğrencilerin ayrı sıralarda, ayrı sınıflarda hatta ayrı okullarda okumalarını ve bulunmalarını istiyorlar, otobüslerde kadın-erkek ayrı ayrı koltuklarda oturmalı, yüzme havuzlarında kadın-erkek ayrı saatlerde olmalı ya da ayrı havuzları olmalı (İran’da deniz kıyıları ve plajlar kadın-erkek olarak ayrılmış), hamamda ve saunada mesela kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle olmalı!! Bu ikiye yarılmış dünya bakış açısı, dünyayı ve toplumu cinsiyete ve cinselliğe dayalı bir görüşle iki ayrılmış, insan toplumunu bir bütün ve bireyleri eşit ve aynı insan olarak değil de, insanlar arasında bir uçurum var gibi görür ve değerlendirir ve idealleştirir ancak, her cinsel görüşe göre değil! Sadece Heteroseksüel cinsel eğilimi olanların görüşüne göre. Zira lezbiyenler kadın-kadın birlikte olmayı, geyler ise erkek-erkek birlikte olmayı yeğlerler. Yani adamların düzenlemeleri Gay-Lesbiyen grupların tercihlerine onay vermekte! Tabii rezaleti karikatürize ederken tuhaf sonuçların alınması kaçınılmazdır! Cinsiyete göre ve cinselliğe göre ayrımcılık yapanlar aslında faşizmin yanında ve daha doğrusu tüm insan haklarının karşısında durduklarıyla tanımlanırlar!
Sadık Hidayet’in çizdikleri
duvardaki sapan!
sana nasıl öldüğümü sonra anlatacağım
ama önce şunu dinle:
bir çocuk vardı
saçları elma kokan annesi ona akşama geç kalma demişti
o saçlarını salkım söğütten almıştı
gözlerini çolpandan
dilini kırlangıçlar ödünç vermişti
Yeni baskıları çıktı!
İran Tecrübesi-3-2

Soru budur: Din devleti mi, sosyalizm mi?
Rusya’da 1905’te meşrutiyet ilan edildi. Çarlık büyük darbe aldı ve Duma kuruldu. Lenin’in başını çektiği Sosyal Demokratlar (Marksist sosyalistler) toplumsal hareketi sosyalist devrime yönlendirme mücadelesine giriştiler. Rusya’nın kapı komşusu İran’da Meşrutiyet Devrimi 1906’da patlak verdi. Devrimin başını çeken, hep devrimlerin kaynağı olan Tebriz’di. Nitekim Sattar Han ve Meşrutiyet Mücahitleri bu şehirde örgütlendiler, silahlandılar ve derebeylik düzenine karşı silahlı mücadeleye başladılar, meclisi olan, anayasası olan bir düzen istediler. O yıllarda devrimin 3 ana akımı vardı:
1- Meşrueçiler: Bunlar İran’da şeriat rejiminden yanaydılar ve her türlü demokratik harekete karşı şiddetle karşı koyuyorlardı. Ellerindeki “İslam dini elden gidiyor!”, “Kâfirler ülkeyi ele geçiriyor” silahlarıyla halkı kendi peşlerinde sürüklüyorlardı. Şeyh Fazlullah Nuri bu grubun simge lideriydi. Müslüman Kardeşler, Nevvab Safavi gzizli silahlı grubu ve buna benzer gruplar daha sonra Nuri’nin görüşlerini ve yolunu izlediler. Bunlar Rus işgal kuvvetlerinin en sadık destekçileri ve işbirlikçileriydi.
Hitler’in “Benim insanım” dediği kitle!
Almanya’nın Emperyalist sermayesinin besleyip siyasi erkin tahtına oturtulan Adolf Hitler’i alkışlayan “Yığın”, “Halk”, Hitler’in “Benim üstün insanım” dediği milyonlar… Bu tablo, kandırılmuış halk nasıl kendi celladını alkışlar gerçeğinin en unutlmaz örneğidir! Ama esas soru şudur; Hitler’in faşist devletinin arkasındaki o Savaş sermayesi, fabrikları ve güçleri kimlerdi? İnternette Hitler’i destekleyen sermaye diye yazdıldığında, ya da Hitler ve dev tröstler yazdıldığında bile birçok gerçek ortaya saçılıyor! Sermaye kriz dönemlerinde faşistleri işbaşına getirir ve savaşlarla ölümden kurtulmak ister. Sermaye kar uğruna kendi halkını bile göz kırpmadan kılıçtan geçirir! Hitler ve ikinci dünya savaşının ve bütün saldırgan savaşların temelinde bu örtülüp bastırılamaz gerçek yatmakta! Ancak her şeye rağmen sonunda ölüp yok olacak olan insanları ölüme sürükleyenler olacaktır!











