petunya yapraklarına ne oldu…

“Gece yarıyı aşmıştı. Yağmur dinmiş, her yan sessizliğe gömülmüştü. Sokak başındaki sarı lambanın arnavut taşları üzerindeki yansısını kara bir gölge bölüyordu. Kara gölge sigarasından bir soluk alınca, alnına yapışmış ıslak saçlarının altından parıldayan panter bakışını kımıldatmadı: “Hepinizden iğreniyorum!” Dumanı yere tükürür gibi üfledi. Paltosunun yakasından çıkan kedinin kafasından öptü. Yoluna devam etti. Sokak nedense ondan boşalamıyordu. Caddeye yakın sokaktan gelen sarhoş şarkılara uzaktan duyulan iki el ateş sesi karıştı. Sabahtan beri cebinde taşıdığım ıslak, ezilmiş petunya taçyapraklarını parmaklarımın arasında sıktım. O an her şey olabilirdi. Peşine takıldım. Rampayı inerken ayın sokağa serpildiğini fark ettim. Sokağın sonunda karanlığa bürünmüş denizin göğsünde gümüş bir titreşim serilmişti. Karanlığa karıştım.”

(h.h.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s