Sohrab Sepehri: susyun ayak sesi

Suyun Ayak Sesi, Shorab Sepehri’nin en bilinen şiirlerinden biridir. Yaptığım çevrinin bir bölümünü aşağıda aktarıyorum… iyi okumalar!

Kaşanlıyım
fena sayılmaz yaşamımsohrab
bir parça ekmeğim, bir parça zeka, iğne ucu zevkim var
bir anam var yapraktan da iyi
dostlarım var akan sulardan daha hoş
ve bir tanrım var buralarda bir yerde
bu şebboyların arasında, bu uzun çamın altında
suyun bilinci üzerinde, yasasında bitkilerin

Okumaya devam et “Sohrab Sepehri: susyun ayak sesi”

Behçet Necatigil Hepimizi Kandırmıştır!

1- Behçet Necatigil’in anma törenine konuşmacı olarak davet edildiğimde iki önemli soru zihnimde oluştu: Birincisi şu ki bir panelde gecikmiş bir bilgilendirme neye yarar? İkincisi ise şu; ben bu oturuma katılmasam ne olur? Sorularımın yanıtı çok ilginç bir şekilde “hiçbir şey!” oldu. Ancak soruyu yanıtlamamla konu kapanmadı, olmamak konusu zihnimi meşgul etmeye devam etti. Sonra da olmama’nın her iki türü yani var olduktan sonra var olmamak, ve de hepten olmamak şekilleri bana ilginç gelmeye başladı. Var olmanın kökenini (en azından süreğen dönüşüm kuramı dâhilinde) şimdilik bir kenara bırakırsak dahi, var olmuş olanın yok oluşunun birden fazla türü olabileceği gerçeğini bir kez daha düşünmeye başladım. Mesela, bu masanın üzerinde bu vazo önceden burada yok’tu, birsi buraya getirdi, var oldu. Şimdi birisi onu buradan alıp salonun dışarısına çıkarırsa masa coğrafyasında onun varlığından söz etmemiz mümkün olmasa da vazonun henüz var olduğuna inanmamız akıl dışılık değildir. Kaldı ki akıl dışı olması bile ve bizi bu yönde tehdit etse de bu konuda risk almamıza mani olamaz!

Okumaya devam et “Behçet Necatigil Hepimizi Kandırmıştır!”