Enver Aysever’in Aykırı Akademi 10 Nisan 2014 tarihli sayfasında yayımlanan bu söyleşiyi yaymadan edemedim…
Enver Aysever’in Aykırı Akademi 10 Nisan 2014 tarihli sayfasında yayımlanan bu söyleşiyi yaymadan edemedim…
Lütfen Kola (hangisi olursa olsun fark etmez) içmeden ve çocuklarınıza, sevidklerinize içirmeden önce bu siteye gidip geniş bilgileri okuyun:
http://internetreklamlari.blogspot.com.tr/2009/03/coca-cola.html
VEEEE bu satırları kaçırmayın:
1 bardak kolanın içinde 32 küp şeker olduğunu biliyor muydunuz? İnsanlar hala çaya yarım şeker az atıp zayıflayacaklarını zannediyorlar.
Kolaların rengini meyan kökü denen bir bitkiden sağlıyorlar. Meyan kökünü de fareler çok sever ve en çok bu tarlalarda bulabilirsiniz fareleri. Araştırmaya göre meyan tarlalarındaki araçlar bitkiyle birlikte fareleri de tarladan toplamaktadır! Makinelerin depoları kan gölüne dönmekte, fare parçaları ve bitkiyle dolmaktadır. Makinelerin deposunda işlenmek üzere fabrikalara götürülür. Yani içtiğiniz kola, asitli fare suyu.Bunun üzerine dava açıldı ama firma kazandı. Dezenfekte ediliyormuş güya… Yediğimiz ayçiçek yağlarını pirelenirken içine ne kadar fare girdiğini ve beraberce suyunun çıktığını biliyor musunuz?
Ayrıca bir bardak kolanın içine bir kemik parçası atın 3-4 gün bekletin, kemiğin lastik gibi olduğunu görürsünüz.
(Kaynakça:
http://enguzelyazilar.com/saglik/haydi-kola-icin.html

| 31 Mart 2009 Salı 00:43 Güncellenme Tarihi 7 Aralık 2013 Cumartesi 01:04 Büyük bir hızla yayılan ‘Cola Rezaleti’ adlı bir mail var. Mail aşağıdaki gibi, bu iddia ya inanıp inanmamak size kalıyor… |
Okumaya devam et “Kola mı? Fare ezmesi, böcek özü! Afiyet olsun!”
– Merhaba! Konuşmanız süresince, birçok gönderi yaparak, Yahudileri, genel olarak değil, özellikle de sizin konuşmanızı dinleyenlerin bir bölümünü Nazilerle kıyasladınız. Bu, Almanlar için son derece yaralayıcı… Bu gerecekten Auschwitz’de ve Nazi savaşlarında zulüm görmüş Yahudiler için de son derece incitici!
– Ben artık buna saygı duymuyorum! Gerçekten duymuyorum. Ben bu timsah gözyaşlarını sevmiyor ve saygı duymuyorum… sakin olun… lütfen bitirmeme izin verin! İzin verin bitireyim! Dinleyin Beyefendi! İzin verin bitireyim! İzin verin… Beyefendi, Beyefendi! Ben yabancı dinleyicilerin önünde soykırım kartını oynamayı sevmiyorum. Ama şu andan itibaren kendimi buna mecbur bırakılmış hissediyorum. Benim rahmetli babam Aushcwitz ölüm kampındaydı. Rahmetli annem… lütfen kes sesini! Rahmetli babam Aushwitz’deydi. Rahmetli annem Majdanek toplama kampındaydı… ailemin bütün üyeleri… ve babam öldü… ve babam öldü… hem anne hem baba tarfından ailem katledildi. Annem de babam da Varşova gettosu ayaklanmasındaydı. Ve Tam da bu nedenden dolayı annemle babamın bana ve iki kardeşime öğrettiği ders doğrudur! İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği savaş suçlarına karşı suskun kalmayacağım. Hiçbir şeyin onların işledikleri zulümlerinden ve cinayetlerinden ve uyguladıkları bu kıyımı, bu vahşiliği, evlerini başlarına yıkmalarını haklı çıkarmaya çalıştıklarından daha iğrenç olduğunu düşünemiyorum! İşte bundan dolayıdır ki bunları gözyaşlarıyla örtbas etmeyi, sindirmeyi ve caydırmayı reddediyorum! Eğer sende gerçekten bir kalp olsaydı bugün Filistinliler için ağlardın, İsrail için değil!
(h.h.)
El-Halil sokakları… Filistin… Mart 2014
Filistin topraklarında işgalcı-yayılmacı faşist İsrail askerleri iki okul çocuğunu kendi anavatanlarında yakalamış götürüyorlar. Muahbir israrla soruyor neden bu çocukları yakaladınız? Bunlar daha 11 yaşlarında, nereye götürüyrosunuz onları? ve cevap yok… Lanet olsun sizin dünyanıza! Lanet olsun sizin varlığınıza! Lanet olsun dünyamızı kirlettiğiniz güne! Şimdiden tüm insanlık düşmanalrının yeryüzünden silineceği güne kadar!

İran’da son 35 senede neler olup bitti?
Komşunun acı deneyimden ve başına gelenlerden tarihi bir ders almak!
Özgürlük, eşitlik ve insanca yaşam için yıllarca süren kendiliğinden gelişen kitlesel halk hareketi ve birkaç siyasi örgütün örgütsel mücadeleleri sonrasında 1979 yılında nihayet Şah’ın İran’dan kaçışıyla birlikte İran halkı zaferini ilan etti. Genç subayların kışlalardan dağıttıkları silahlarla hapishaneleri basan on binlerce insan, bütün siyasi tutukluları serbest bıraktı. Fabrikalardan Şah yanlısı patronlar kovuldu, toprak ağaları ya halk tarafından idam edildi ya da köylerden kovuldular. Her yanda kızıl bayraklar ve İran bayrakları dalgalandı. Her yanda özgürlük şarkıları ve devrim marşları söylenir oldu. Sevinç gözyaşları sel oldu. Kardeşlik duygusu dalgalandı, her yan bahar koktu. Devrim sonrası gelen 1 Mayıs en görkemli şekliyle kutlandı. On binlerce insanın kanıyla yeşeren o görkemli bahar yaşandı.
Okumaya devam et “Kendi Katillerini kutsayıp alkışlayan Halk!..”
Yaşadığı evin avlusu:
Yaşadığı evde bahçeye çıkan merdivenler:

Selman Savoci’den bir gazel çevirisi:
bahar çağı bırakma elden ey saki/ su kıyısın kadeh kenarın yar dudağın ey saki
ilkbahar geldi, yeşillik, çiçekler ve değerli ömrümüzü/ bırakır da geçeriz, gafletle geçirme sen ey saki
çiçekler mevsimi tövbe doğru değil ey dostlar/ tövbe ne demek getir badeyi sen ey saki
sayılı günlerdense söz say günleri sen/ benim gibisini kim sayar söyle bana ey saki
şahit, bahçe, gül, mül hepsi güzeldir lakin/ hoş sevgili bu dörtten daha hoştur ey saki
çimenlikten cennet rayihası gelmededir ey arif/ çimenden sevgilinin nakşı yükselir ey saki
senin içilecek kadehin dolu oldukça hep lal şarapla/ kadehin öldürür humarlıkla beni ey saki
nevasızım bir gazel söyle bana ey Selman/ humarım testiden yeni kadeh getir ey saki
(h.h.)