Bir geziden birkaç görüntü!

Bizim belediye başkanlarımız şehirleşme kültürünü, bırakın taşımayı ve uygulamayı, ne zaman duyumsayacaklar?…

Modernleşme ve aydınlanma kültürü sadece masal, martaval okumakla ve halkı kandırmakla olmaz! Modern şehircilik bu kültürün sadece bir parçasıdır! Sanatı alaya almakla, şehir müzisyenlerini dövmekle, her yeri beton binaya boğmak, ağaçları kılıçtan geçirmekle, gölleri unutmakla, caddeleri araba ve egzoz dumanıyla soluksuz bırakmakla, yayaları-engellileri adamdan saymamakla, sadece cebe inecek dolarları hayal etmekle, her bir sanat ve kültür adına uydurulmuş girişmde bile sadece belli bir dine ait motifleri kullanmakla bu süreç yaşanmaz!! Şehirlerin sahibi olan insnaları yok sayarak bu iş olmaz! Çağdaş şehircilik meselesi kocaman bir kültür devrimi meselesidir, bu ise çok daha derinden gelen toplumsal değişimler sonucu olur… diye düşünüyorum ve güzel Türkiye’nin ne halde olduğuna baktıça kahr oluyorum!

Prag’dan çok çok küçük bir örneklem!

İki harita!

Aşağdaki haritalardan biri  “Yarbay  Ralph Peters tarafından 10 Temmuz 2006 yılında yayımladığı Savaşı Asla Bırakma adlı kitabına konmuştur. Bu harita NATO’nun Savunma Koleji’nde yüksek kademeli askerlerin eğitim programında kullanılmıştır. Ayrıca büyük olasılıkla Ulusal Savaş Akademisi’nde de kullanılmıştır. Bu “Yeni Orta Doğu” haritasının geçmişi Birinci Dünya Savaşı’na, Başkan Woodrow Wilson zamanına kadar uzanmaktadır. Yeniden çizilmiş Orta Doğu’nun bu hairtası, Kan Sınırları: Daha biyi bir Orta Doğu nasıl görünür? başlıklı bir makalede, ABD’nin Silahlı Kuvvetleri Dergisi’nde yayımlanmıştır[1].”

İkinci harita ise bugünkü bazı günlük gazetelerde yayımlandı. İŞİD’in haritası imiş!

Harita 1:

ortadoğu-nato
NATO’nın kullandığı harita

Harita 2:

ortadoğu-işid
İŞİD’in kullandığı harita

Soru: Bu haritalar arasındaki bir benzerlik ve bir farkı bulabildiniz mi?

Cevap:

Okumaya devam et “İki harita!”

Mezarımıza tarih yazmasınlar!

Söyleyelim mezar taşlarımıza tarih yazmasınlar; gelecek nesiller bilmesinler bu tarih diliminin beceriksizleri bizlerdik!” Bu sözler İran’ın devrimci şairi, yazarı ve gazetecisi Hosro Golesorhi’ye aittir. 1974 yılında arkadaşı Keramet Daneşiyan ile birlikte Şah rejimi tarafından idam edildi.

hosro-2
Hosro Golesorhi: Askeri mahkemede şiirini okurken. Onun bu mahkemede halkını ve devrimi savunması İran halkının özgürlük için mücadele tarihine altın harflerle kazınmıştır.

Okumaya devam et “Mezarımıza tarih yazmasınlar!”

cinsiyetsiz sesin icrasıyla o şarkı!

Ölümü Gözlerinden Gördüm adlı romanımda, aşık bir fahişenin tanık olduğu o cinsiyetsiz sesin seslendirdiği ve roman boyunca kulaklarımızda tınısı kesilmeyen o şarkı!
Zeki Müren’in İstanbul Radyosu’nda icra ettiği ilk şarkı, ilk kez seslendirdiği “Bir Muhabbet Kuşu da Ben Olurum!” şarkısı. Zeki Müren’in anlattığına göre, icradan sonra Radyo Evi’nden çıktığında bir kadın kendisine sormuş: “Radyodaki bu şarkıyı kim seslendirdi? Erkek miydi, kadın mıydı?”

Cinsiyetsiz sesin icrasıyla işte o şarkı:

Kalbimi bezlederim minnet-ü zevk-e
Dilesen dilesen dilesen
Bir muhabbet kuşu da ben olurum
Sev diye sen
Sevgimin meltemidir
Şimdi şu ruhumda esen
Ah

katil diktatör! sen değil öteki!

Bir gün bir adam, diktatöre ver yansın ederek gidiyormuş (Hayır! Siz nerede olduğunu sandınız ki! Hayır, Tahran’da!) Neyse! Diktatöre söve söve gidiyormuş: Katil Şah, diktatör Şah, yalancı Şah, Kan emen Şah, Oro… Çocuğu Şah, inbe Şah falan… Polisler hemen adamı yakalamışlar. “Sen nasıl cüret edersin Şahımıza söversin!?” diye. Adam, istifini bozmadan, “Birincisi ben küfretmiyor, gerçeği söylüyorum, kaldı ki ben bizim Şah’ı kastetmiyorum. Falanca ülkenin kralını kastediyorum,” demiş. Ancak polisler adamı bırakmamışlar, “Bizi kandıramazsın,” demiş polisler, “bu söylediklerin tıpa tıp bizim Şahımıza, bizim diktatöre uyuyor!”

Okumaya devam et “katil diktatör! sen değil öteki!”

çocuksu ortak yan!

Biri Filistin’de birisi İzmir’de polis tarafından sürüklenen çocukların çocuksu ortak yanları nedir?

Bu soruyu sadece insana saygısı olanlar yanıtlasınlar!

Yanıt fotoğrafın altında:

 

çcouk tutukalnıyor

 

Yanıt: Gerçekten yanıt mı arıyorsunuz? Korkudan işeyen çocukların acısını kim dindirecek?

dedi ki kaderdir!

Birisi dedi ki “İşçilerin ölümü kaderdir!” Dedim ki, “Yani Allah’ın istediği ile olmuştur, öyle mi?”. “Evet!” dedi. Dedim “Yani sen diyorsun ki Allah birilerini 1500 metre yerin altında yangınla, havasızlıkla boğuşarak ölmesine, birilerini de villalarında, yüz milyonlarca dolara yaslanarak keyif sürmsine mi karar vermiş? Bu mu kader dediğin? O zaman cehennem, cennet niye? Eğer buysa, öyleyse hepimizin bu kader karşısında boyun eğmemizi istiyorsun! Yani, kim ki eşitlik, adalet, insanca yaşam vs isterse tanrının buyruğuna karşı geliyor demektir öyle mi? Bu mu senin kaderden anladığın ve bizim buna inanmamıza istediğin?” Sustu, biraz da gülümsedi galiba! Anladım ki ne inandığını savladığı dininden bir şey anlıyor, ne yaşamdan, ne insandan ve ne de insana özgü özgür iradeden! Bu kez ben gülümsedim zavallılığına… Ama inanyorum ki bu mazlum düşürülmüş insanlar bir gün kendi kaderlerini ellerine alacaklar. Bir somun ekmek için namertlere muhtaç olmayacaklar!

 

kömür işçisi
Kaderini bir gün eline alacaksın kardeşim!