kısa öykü.
haşim hüsrevşahi
Arnavut taş döşeli dar sokakta, eski ahşap cumbalı evlerin olduğu iki sokak ötede yaşıyorum. Evimin bulunduğu sokağın başında, küçük kavşağın bir köşesinde dükkânım var. Mahallenin berberiyim. Bana da olanlar oldu galiba…
Yaklaşık üç ay önce işten eve dönerken komşumuzun üst katının sarı ışığı sokak lambasının ışığına karışan odalarında, birinin kısık kısık güldüğünü duyar gibi oldum. Oralı olmadım. Canım sıkkındı.
Dükkândan çıkmadan akşam haberlerini TV’den izlemiştim. Her zamanki gibi… Moral bozucu, ümit kırıcı, şiddete meyli artırıcı haberler… İnsanın içini ferahlatan haberleri sanki kasten eleyip çöpe atıyorlar. Neşeli bir hayattan uzaklaştırmak, üzüntüye alıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar bu haber bültenlerini hazırlayanlar. Diyorlar ki istihbarat birimi yönetiyormuş onları. Bilemem… Vebali diyenlerin boynuna. Saçını sakalını kestiğim müşterilerin dedikodusu.
