üzülüyorum!

Aslında neye üzülüyorum biliyor musun? IŞİD (DAİŞ) katillerini destekleyenlerinin başında gelen, kendilerinden başkalarını kâfir ve ölümü vacip bilen, sülalece İngiliz uşaklığı yapmış Suudi Vahhabi Şeyhi ölünce ulusal yas ilan edildi ancak bu halkın yetiştirdiği en gözde, en çalışkan, en örnek yazarı, asırlık çınarı, dünya edebiyatına ışık tutmuş, bu ulusun adını dünyada güzelliklerle anılmasına neden olmuş Yaşar Kemal için bir şey olmamış gibi davranıldı! O zaman o yasın adını değiştirmeli, ulusal yas değil de kişisel ya da hükümetler arası yas falan koymalı! Öyle olsun ve de bu ulusun bayrağı bir Suudi şeyhi için yarıya inmesin!

Ama Yaşar Abi, bizim kalbimizdeki bayrak hâlâ yarıya inmiş dalgalanıyor ve biz senin yasını daha güzel şeyler yaratarak güzelliklere dönüştüreceğiz, sanrım sen de böyle istersin!

yaşar

Yaşar Kemal’siz…

Yaşar Kemal’siz kalmak birden bilmediğin sokaklarda kaybolan bir çocuk yapıyor insanı!

Gölgesini toplayıp giden bir çınarın arkasından susuz bakmak gibi bir şey bu gidene bakmak!

Yaşar Kemal’siz bir dünya çok daha kahpe görünüyor, çok daha karanlık ve çekilmez!

Yaşar Kemal’siz bir dünya güzel atlıların ardı sıra toza toprağa bulanmış gözyaşlarıyla hasretine dalmak gibi bir şeydir…

Yaşar Kemal’siz bir dünyada çakallar fink atar ancak!

Biliyorum, gidişin ne zaman olsa beklenmedik olacaktı, oldu! Güle güle aydınlığı kitaplığımın!

yaşar-3

Kış gecesi düşü!

bella akhmadulina
İzabella Akhatovna “Bella” Akhmadulina (10 Nisan 1937 – 29 Kasım 2010)

Kar yağıyordu, kar üstüne
Cennetin ve yeryüzünün buz kesilmişliğine
Ne kadar derin uyuduysam o kadar büyüdüm
Çegem lalelerinin ısıtan alazlarıydı.

Kar yağıyordu. Duygular şarkı söylüyordu
Karın beyzalığından uzaklarda
Kar yağıyordu. Ağaçlar yeşeriyordu
Nasıl da yeşilsin, kış düşleri, sen!

(İngilizcesinden çevirdim)

yoksun diyelim eğer ki varsan hoş ol!

Hayyam’dan çevirdiğim 3 dörtlü:

Ölünce beni badeyle şarapla yıkayın
telkinimi eskil köhne şaraba bulayın
 
Mahşerde bulmak ister iseniz eğer
beni meyhanenin toprağında arayın

*
İç şarabını ölümsüz ömür işte budur
gençlikten elinde kalan işte budur
 
Çiçekler ve şarap vaktidir dostlar sarhoş
hoş ol sen de, bütün yaşam işte budur

*
Hayyam eğer şarapla sarhoşsan hoş ol
ay yüzlü bir güzelle oturmuşsan hoş ol
 
Zira ki cihanın sonu yokluktur yok
yoksun diyelim eğer ki varsan hoş ol

(Hayyam dörtliklerinden, ç:h.h.)

gel beni öldürelim!

gel beni öldür sevgilim
ölümlere yakalandım
bulaşmam var
dünya kadınlarını kurtarmalısın

gel beni öldürelim
bulaşmamı bağışlayalım bir söyleşe
ben iyiyim
saat kılıcı birkaç dakika geçiyor
ben kendimden bir gömlek ve
kızıl taçyaprakları birkaç yaprak kalmış rubaiye
zumla bakışlarını başkaldıran çıplak memelerime
başını bu araya yaklaştır
taş kırmayı bilir sadece
kır.

(Ziba Kerbasi, Zibahu, ben iyiyim adlı uzun şiirinden bir böüm, Farsçadan çeviri: h.h.)
زیبا کرباسی
Ziba Kerbasi (Zibahu)

 بیا مرا بکش عزیزم

من کشتن ګرفته ام
سِرایت دارم
باید زنان جهان را نجات دهی
بیا مرا بکشیم
و سِرایتم را به سُرایتی ببخشیم
حالم خوب است
ساعت چند دقیقه از تیغ ګذشته
من یک پیرهن از خودم و
ګلبرګهای سرخ چند برګ مانده اند به دوبیتی
زل بزن در پستان های سر به هوای برهنه ام
سرت را نزدیک بیار بزن این لا
سنګ فقط شکستن بلد است
بشکن

بخشی از شعر بلند حالم خوب است، زیبا کرباسی

(ترجمه به ترکی : هاشم خسروشاهی)

iki dev çınar yan yana!

İran’ın günümüz edebiyatının tartışmasız ustalarından, yazınsal eleştiriyi başlatan, Farsça yeni şiir akımının babası, Pen Kanada dönemsel başkanı, İran ve Toronto üniversiteleri eski hocası, edebiyat teorisyeni, romancı, şair, insan hakları savunucusu Rıza Beraheni ve hakkında tek bir sözcük bile söylemeye gerek olmayan Yaşar Kemal yan yana!

Beraheni-Yaşar kemal

aaah Furuğ! bak bir tanen Kami ne halde!

Furuğ Ferruhzad’ın oğlu: Kamyar. Furuğ’un deyişiyle Kami! Furuğ, eşi Perviz Şapur’dan ayrıldıktan sonra ömrünün sonuna kadar bir daha Kami’yi görmedi ve onun hasretiyle tutuşup yandı. Bu yasağı koyan ve sürdüren eşi yazar Perviz’di. Furuğ, Ev Karadır filminin çekimi sırasında Tebriz Cüzamhanesinden Hüseyin Mansuri’yi evlatlık edindi. Hüseyin şu anda Almanya’da yaşamakta ve çevirmenlikle uğraşmakta. Kami’nin dediğine göre, Furuğ’un Hüseyin’i seçmesindeki en önemli neden onun Kami’ye benzeyişiydi. Furuğ’un oğlu Kami ise, İngiltere’deki yaşamı sonrasında Tahran’a döndü.  Ve şimdilerde 63 yaşlarında ve Tahran sokaklarında, parklarında dolaşarak gitar çalıp üç kuruş, beş kuruş topluyor…

Okumaya devam et “aaah Furuğ! bak bir tanen Kami ne halde!”

Behey saki!

Behey saki dolandır kaseyi ver badeyi ver
kolay sandık bu sevdayı fakat çıktı bu müşküller

Saba bir nâfe amberle açarsa türre kâkülden
kara saçlarının her dalgasından kan içer diller

Canım canan evinde emin eğlence yok dem dem
Çığırır seslenir çanlar ki kalkın bağlayın yükler

Eğer pirin söylüyorsa, seccadeni sen meyle rengin kıl
ki salikler bilir bu hangi yoldur hangi menziller

Gece kör dalgalar korkunç bu denli de derin burgaç
halimizden anlamaz sahildeki dingin bu yüksüzler

Başı buyrukluğumla bednama çıktı ah adım sonda
gizil kalmaz o gizler ki ondan kurarlar çoklu meclisler

Eğer dinginlik istersen, kayıp olma ondan ey Hafız
ufuklar onların oldu, bu dünyanı atan kimler

(Şirazlı Hafız’dan bir gazel, h.h.)

 الا یا ایها الساقی ادر کاسا و ناولها

که عشق آسان نمود اول ولی افتاد مشکل‌ها

 به بوی نافه‌ای کاخر صبا زان طره بگشاید

ز تاب جعد مشکینش چه خون افتاد در دل‌ها

مرا در منزل جانان چه امن عیش چون هر دم

جرس فریاد می‌دارد که بربندید محمل‌ها

به می سجاده رنگین کن گرت پیر مغان گوید

که سالک بی‌خبر نبود ز راه و رسم منزل‌ها

 شب تاریک و بیم موج و گردابی چنین هایل

کجا دانند حال ما سبکباران ساحل‌ها

 همه کارم ز خود کامی به بدنامی کشید آخر

نهان کی ماند آن رازی کز او سازند محفل‌ها

 حضوری گر همی‌خواهی از او غایب مشو حافظ

متی ما تلق من تهوی دع الدنیا و اهملها

canım acıyor!

“Canım acıyor!” diyorsun annem
Senin canın acırsa gözyaşlarım dinmez…
Ölen bir çocuk ağlamaz sanma annem
Sokaklara bak, evlere bak!
Yüz binlerce göz var senin acınla ağlayan
Kısılan sesine ses verip bağıran.

Olsun bırak böyle yazılsın ferman
Ve affedilsin zulada beni kıstırıp kanımı dökenler
Bak bu şiir falan değil
Tan yeri gecenin en karanlığında söker
Tam da benim düştüğüm yerden
Yattığım topraktan!

(h.h.)