Çalgı benim çalan benim!

Ben neş’eyim, neş’e benim, Zühre çalar bu nağmemi–  aşıklar ortasında aşk nâz eder benim için
Gün geçti geç oldu ah, lütuf ahusu oldu aslan — sevgili ve yar doydular sözümden ve çağrımdan
Yar gitti yürek kaldı her gece suda çamurda  — humar acı çırpınırım sabaha kadar vaaay bana
Tanrı için saki nolur o şaşılası kadehi koy–  yaşlı elime ver onu, ver kadehi rizam için
O öldüren sakim benim, öldürürse beni hoşum — lütfu rahtır onun, ruhtur benim cömertliğim[1]
Şarap sensin kadeh benim, su sensin ark benim– sokaktaki sarhoş benim, benim sakim sakam benim

Parçanın özgün adı “Tareb Menem” Şenlik Benim anlamında, Şiir: Mevlana, Beste: Mecid Direhşani, Söyleyen: Mehdiye Mohammedhani

men tarebem tareb menem, zohre zened nevayé men – éşq miyâne aşéqan şivé koned berayé men

ah ké ruz dîr şod, ahuyé lotf şîr şod – délber-o yâr sîr şod ez soxen-o doayé men

yâr béreft-o mand dél, şeb hemé şeb der âb-o gél – telx-o xomar mitepem tâ be sebuh vâyé men

behré xoda saqiya an qadehé şégérf ra – ber kefé pîré men bénéh ez ceheté rézâye men

saqiy-é ademi koşem ger békoşed mera xoşem –  rah boved atâye u, ruh boved sexâyé men

bâdé toi sebu menem, âb toi-o cu menem – mest miyâné ku menem, saqiyé men seqâyé men

(Farsçadan çeviri: h.h., bu çeviri daha çok anlama yöneliktir, ne yazık ki şiirin müziği ikinci plana düşümüştür. Şarkının ve şiirin güzelliğini paylaşmak istedim)


[1] Rah ve Ruh, Arapça. Eski müzikte bir deyim. Rah, ferahlık ve şenlik demek.

Neden AVM… ve daha çok AVM?

Bir bilgisayar kaç insanın işini görür?

Teknoloji, üretimde insana olan ihtiyacın düzeyini ve şiddetini ne düzeyde azaltır? Bunun bir sınırı var mı? Günümüz dünyasına egemen olan sermaye sisteminde insanın ürettiği teknoloji insanın yerini alır ve o insan çöpe atılır! Ancak yine de sormadan edemiyoruz:

Neden işçiler ve çalışan insanlar, emek vererek ürettikleri teknoloji ve bilgisayarların onların yerini almalarıyla daha az çalışıp aynı maaşı alarak daha insanca bir yaşam sürdürmek yerine işten atılıyor ya da sigortasız, güvencesiz, emekli hakkı olmayan, toplu sözleşme hakkı olmayan yani bir hiç olan “yarım gün çalışma” denen barbarlığa mahkum ediliyorlar?

Neden teknoloji insana hizmet etmiyor da insan teknolojiye hizmet ediyor?

Neden insanların ürettikleri ürünler, onları mutlu edeceğine daha da mutsuz ve kaybedilmiş yaşamlara neden oluyor?

Neden hükümetler ormanları koruma, nehirleri koruma, denizleri koruma, insanları zehirli atıklardan, gıdalara katılan zehirli katkı maddelerden ve bin bir sorundan koruma yerine o zehirli ürünleri tüketilmesini teşvik ediyor ve bu tüketim sonucunda oluşan bin bir hastalığı ve özellikle de kanser hastalığını bile bir ürün olarak pazarlama yolunu tutyor ve yine ilaçları bu insanların emeklerine el koyarak satmayı yeğliyor?

Neden park ve gezi ve dinlenme mekanları yerine, spor salonları, kültür merkezleri, tiyatro, sinema, opera, kütüphane, yüzme havuzu ve insanları daha mutlu edecek mekanlar yerine Alış Veriş Merkezleri yapıyorlar?

Neden AVM onlar için kutsaldır?

Neden vatandaş reklamlar ve bin bir hile, beyin yıkama ve teşvikle AVM’lere yönlendiriliyor?
Bütün bu indirim aldatmacaları, sevgililer günü, anneler günü, babalar günü, yılbaşı, yaz indirimi, kış indirimi, moda, outlet ve benzeri saçmalıkları tüketim çarkını çalıştırmaktan başka neye hizmet ediyor?

Neden bir kesim için tüketim kutsaldır ve “Tüketmeyin!” sözüne sanki onların kutsallarına saldırılmış gibi çok ama çok kızıyorlar?

Ve bu tüketim çarkı içinde devletlerin işlevi nedir, ne yapıyorlar?

Bu sorular neden beyinlerimizden silinmek isteniyor?

Bütün kolluk kuvvetleri, mahkemeleri, yasaları, bankaları, medyaları, teknolojileri ile devletler ne yapıyorlar? Kutsallık nerede saklıdır?

Bir düşünmek gerek! Sadece biraz! Derin bir soluk alıp düşünmek ve de bu filmi sonuna kadar çok dikkatlice izlemek gerek!

h.h.