Uğursuz 12 Eylül’ü Ekenler acı ve karanlık meyvelerini acımasızca biçiyorlar!

Sol mememdeki qızıl südle emzireceyem seni Ağ fosfor bombalarılan yanan gözlerüve baxanda baxmıram Yanan saçlaruva toxunanda toxunmuram Aaaay balaca bala Ay menim zeherli zamanımın sessiz qurbanlığı Ay barmaqlarıvun ber bendine qurban olduğum qurban bala Seni sol mememedeki qızıl südle emizreceyem...... Bir semender tükü saxlamışam yaman günlerimize Üreyimin alovuna tutacağım onu Süreceyem yaralaruva Duracaqsan ayağa Bilirem evvelce soruşacaqsan menim günahım neydi Sonra ölen yüz min uşaqla qanatlanacaqsan Onda men de gözyaşlarımı silib güleceyem bu gülüş ebedi olacaq! Güleceyem ve sizin hamızı Yüz min uşağı Sağ mememdeki yaşıl südle emzireceyem Halay çekib yér üzündeki cengellere doluşacağıq Sonra siz meni emzireceksiniz balaca barmaqlarınızla!


30 Ağustos Emperyalizmin belinin bu coğrafyada kırıldığı gündür. Kim ki bu günün kutlanmasından gocunuyorsa ya emperyalizmi tanımamıştır, ya halkı anlamamıştır, ya da emperyalistlerin yardakçılığına soyunmuştur! Yine bu kadar basit!
Bu günlerde şiir, roman ya da öykü eleştirileri yapan, falanca yerde falanca şair üzerine toplantı düzenleyen, falanca felsefi söz üzerine sayfalar karartırken savaşa değinmeyen entelektüellerin acınaklı durumu Penguen oynatan kanalların durumundan daha vahim, daha tehlikeli ve daha gülünç olup sorumluk alma korkusunu bildiren bir tablodur. Savaşa susamış Emperyalistler yüz binlerin kanını akıtmaya hazırlanıyorken ses çıkarmıyorsan aydın insan değilsin, ölümler sonrasında çıkaracağın ses ise bir zavallılık bulgusu olacaktır. Savaşa şimdi hayır demiyorsan ne yazık ki savaşa tapanların yanında yer alıyorsun demektir! Bu kadar basit! Hoşuna gitmedi mi? Ne alaaaa!
Aaah sizler! Sizler ki savaşa tapanlarsınız… Sizler ki ateşin yaratan yanından değil yaralar açan acı yanından doğmuşsunuz, sizler ki şeytan bile sizi kendi ateş dergahından kovmuştur…
Aaah sizler ey savaşa tapan ölüm elçilerinin uşakları… Aah sizler ki sırtlanlar bile sizi inlerinden kovmuş, salyalarını sizin yüzünüzden esirgemiştir, kuşanın! Atom bombalarınıza kuşanın, füzelerinize, fırkatayınlarınıza, kimsayllarınıza, biyolojklerinize, lazerlerinize, mazerlerinize, nötronlarınıza, napalmlarınıza! Kuşanın! Dünya hazırdır alt üst olmaya!
Yağdırın bombalarınızı, dünya çocuklarının bir avuçluk tenleri hazırdır yanmaya!
Aaaah ey dünyanın savaşa tapan münafıkları, ey Sina eteklerinde altın buzağıya tapanların gaddar torunları, ey Golgota’da İsa’nın sırtına tomruk yükleyip tepelere sürenlerin gaddar torunları, ey Kerbela’da Muhammed’in öptüğü Hüseyin’in gırtlağını keserken kahkaha atıp gülen komutanların gaddar torunları, ey nerde düşman varsa onun uşaklığına soyunmuş soysuz efendiler, başlatın savaşlarınızı! Mademi emeğinden başka kaybedeceği hiç bir şeyi olmayan bu yüzü kavruk erkekler, kadınlar size kanmışlar ve hazırlar sizin sermayeniz yolunda ölmeye, başlatın savaşlarınızı!
Aaah sizler, aah ey savaşa tapanlar, bütün ormanlarımız hazırdır yanıp kül olmaya, bütün ovalarımız, tarlalarımız hazırdır, evlerimiz, sokaklarımız hazırdır bombalarınıza…
Kendi türünün kanına bu denli susamış başka hangi yırtıcı hayvan var?
Dişlerinizi bileyin, zehirlerinizi akıtın! Biliyoruz, her şeyi teslim alacaksınız, her şeyi! Ama kendi külünden yükselen o özgür ruhu asla! Analarımızın yanan saçları arasından doğacak, kadınlarımızın bombalanıp yanan dölyataklarından doğacak, erkeklerimizin parçalanan avuçlarından doğacak… Sevgilinin kavrulan dudakları arasından!
Aaaah siz ey savaşa tapanlar, bu gün sizin gününüzdür… yarınsa asla!
(h.h.)