Canınız cehenneme!

Sizin egemenlik savaşlarınız dolayısıyla çocuğumun cesedini molozların altından çıkarmak istemiyorum. Ben bir Filistinli, İsrailli, Iraklı, İranlı, Türkiyeli, Suriyeli, Mısırlı, Tunuslu, Libyalı, Afganistanlı, Somalili, Bosnalı… olarak söylüyor, haykırıyorum:

Bu savaşlarınızla canınız cehenneme!

Kirli ellerinizi biz masum halkların üzerinden çekin!

Sonra siz meni emzireceksiniz!

Sol mememdeki qızıl südle emzireceyem seni 
Ağ fosfor bombalarılan yanan gözlerüve baxanda baxmıram 
Yanan saçlaruva toxunanda toxunmuram 
Aaaay balaca bala 
Ay menim zeherli zamanımın sessiz qurbanlığı

Ay barmaqlarıvun ber bendine qurban olduğum qurban bala 
Seni sol mememedeki qızıl südle emizreceyem......

Bir semender tükü saxlamışam yaman günlerimize 
Üreyimin alovuna tutacağım onu 
Süreceyem yaralaruva 
Duracaqsan ayağa 
Bilirem evvelce soruşacaqsan menim günahım neydi 
Sonra ölen yüz min uşaqla qanatlanacaqsan 
Onda men de gözyaşlarımı silib güleceyem bu gülüş ebedi olacaq!

Güleceyem ve sizin hamızı 
Yüz min uşağı 
Sağ mememdeki yaşıl südle emzireceyem 
Halay çekib yér üzündeki cengellere doluşacağıq 
Sonra siz meni emzireceksiniz balaca barmaqlarınızla! 
(h.h.)
balaca bala

Penguen oynatan entellektüeller

Bu günlerde şiir, roman ya da öykü eleştirileri yapan, falanca yerde falanca şair üzerine toplantı düzenleyen, falanca felsefi söz üzerine sayfalar karartırken savaşa değinmeyen entelektüellerin acınaklı durumu Penguen oynatan kanalların durumundan daha vahim, daha tehlikeli ve daha gülünç olup sorumluk alma korkusunu bildiren bir tablodur. Savaşa susamış Emperyalistler yüz binlerin kanını akıtmaya hazırlanıyorken ses çıkarmıyorsan aydın insan değilsin, ölümler sonrasında çıkaracağın ses ise bir zavallılık bulgusu olacaktır. Savaşa şimdi hayır demiyorsan ne yazık ki savaşa tapanların yanında yer alıyorsun demektir! Bu kadar basit! Hoşuna gitmedi mi? Ne alaaaa!

Ey savaşa tapanlar!

Aaah sizler! Sizler ki savaşa tapanlarsınız… Sizler ki ateşin yaratan yanından değil yaralar açan acı yanından doğmuşsunuz, sizler ki şeytan bile sizi kendi ateş dergahından kovmuştur…

Aaah sizler ey savaşa tapan ölüm elçilerinin uşakları… Aah sizler ki sırtlanlar bile sizi inlerinden kovmuş, salyalarını sizin yüzünüzden esirgemiştir, kuşanın! Atom bombalarınıza kuşanın, füzelerinize, fırkatayınlarınıza, kimsayllarınıza, biyolojklerinize, lazerlerinize, mazerlerinize, nötronlarınıza, napalmlarınıza! Kuşanın! Dünya hazırdır alt üst olmaya!

Yağdırın bombalarınızı, dünya çocuklarının bir avuçluk tenleri hazırdır yanmaya!

Aaaah ey dünyanın savaşa tapan münafıkları, ey Sina eteklerinde altın buzağıya tapanların gaddar torunları, ey Golgota’da İsa’nın sırtına tomruk yükleyip tepelere sürenlerin gaddar torunları, ey Kerbela’da Muhammed’in öptüğü Hüseyin’in gırtlağını keserken kahkaha atıp gülen komutanların gaddar torunları, ey nerde düşman varsa onun uşaklığına soyunmuş soysuz efendiler, başlatın savaşlarınızı! Mademi emeğinden başka kaybedeceği hiç bir şeyi olmayan bu yüzü kavruk erkekler, kadınlar size kanmışlar ve hazırlar sizin sermayeniz yolunda ölmeye, başlatın savaşlarınızı!

Aaah sizler, aah ey savaşa tapanlar, bütün ormanlarımız hazırdır yanıp kül olmaya, bütün ovalarımız, tarlalarımız hazırdır, evlerimiz, sokaklarımız hazırdır bombalarınıza…

Kendi türünün kanına bu denli susamış başka hangi yırtıcı hayvan var?

Dişlerinizi bileyin, zehirlerinizi akıtın! Biliyoruz, her şeyi teslim alacaksınız, her şeyi! Ama kendi külünden yükselen o özgür ruhu asla! Analarımızın yanan saçları arasından doğacak, kadınlarımızın bombalanıp yanan dölyataklarından doğacak, erkeklerimizin parçalanan avuçlarından doğacak… Sevgilinin kavrulan dudakları arasından!

Aaaah siz ey savaşa tapanlar, bu gün sizin gününüzdür… yarınsa asla!

(h.h.)