Ev Karadır filminde Furuğ’un seslendirdikleri

Furuğ Ferruhzad’ın yönettiği ve yaklaşık 22 dakika süren Ev Karadır filminde, Furuğ anlatıcı olarak yazdığı metni seslendirmiştir. Bu metni veriyorum:

Bu cehennemde kimdir tanrım sana ‘Şükürler!’ diyor? Bu cehennemde kimdir?

Senin adını ey yücelerin yücesi şarkılayacağım, senin adını on telli utla çalacağım; çünkü çok tuhaf ve korkunç yapılmışım. Gizlide oluşuyorken ve biçimleniyorken kemiklerim senden saklı değildi…

Senin defterinde benim bütün organlarım yazılmıştır ve senin gözlerin benim ceninimi görmüştür ey yücelerin yücesi! Senin gözlerin benim ceninimi görmüştür!

Dedim keşke benim de güvercinler gibi kanatlarım olsaydı, uçsaydım ve bir dinginlik bulsaydım. Uzak bir yerlere gitseydim ve çölde yuva yapsaydım. Şiddetli fırtınalardan kaçsaydım sığınaklara, çünkü yeryüzünde zorluklar ve şirretler gördüm. Dünya boşunalığa gebe kalmıştır ve zulmü doğurmuştur. Senin gücünden nereye kaçarım, senin buradalığından nereye giderim? Sabah yelinin kanatlarını alsam ve denizin en ücra yerine konsam, orada bile senin ellerinin ağırlığı üzerimde olacak. Bana avarelik meyi içirmişsin. Ne de korkunçtur senin işlerin! Ne korkunçtur senin işlerin!

Kendi ruhumun acısından söz ediyorum, kendi ruhumun acısından söz ediyorum! Suskunken gün boyu süren naralarımda ruhum çürüyordu. Benim hayatımın rüzgâr olduğunu anımsa!”

 Çöllerin saka kuşu gibi, harabelerin baykuşu olmuşum! Ve bir serçe gibi çatıda oturmuşum tekil. Boca olmuş su gibiyim ve çok eskiden ölmüşler gibiyim ve kirpiklerimde ölümün gölgesi var! Kirpiklerimde ölümün gölgesi var.”

Terk et beni, beni terk et! Çünkü günlerim nefes gibidir. Terk et beni, dönüşü olmayan yere gitmeden önce, o koyu karanlık ülkesine…

Aaah Tanrım! Kendi yitirmiş canını vahşi hayvanlara bırakma…

Benim hayatımın rüzgâr olduğunu anımsa ve boşunalık zamanını benim payım kıldığını anımsa. Ve çepeçevremde şenliğin şarkıları ve değirmenlerin sesi ve ışıkların aydınlığı mahvolmuştur. Ne mutlu şu anda ektiğini biçen ekincilere; elleri başakları koparmakta olan ekincilere…

Gelin çıkışı olmayan çölde şarkı söyleyeni dinleyin, kollarını açıp, ‘Eyvahlar olsun bana! Çünkü ruhum irinlerim nedeniyle bilinçsiz kalmıştır!’ diyenin şarkısını…”

Ve sen ey kırmızıyla kuşanan ve altınlarla süslenen ve gözlerine sürme çeken gündüzlerin unutulmuşu! Kendine çıkışı olmayan çöldeki şarkıdan dolayı boşuna güzellik verdiğini anımsa! Ve seni küçük gören dostlarını…

Eyvahlar olsun bize. Zira gündüz zeval bulup sona ermekte ve akşamın gölgeleri uzamakta ve bizim varlığımız, kuşlarla dolu kafesler gibi, tutsaklığın iniltileriyle dolup taşmakta. Aramızda ne zamana kadar süreceğini bilen biri yoktur… hasat mevsimi geçti ve yaz bitti ve biz kurtulmadık. Kumrular gibi insaf için inleriz ve yoktur… aydınlığı bekleriz ve şimdi zifiri karanlıktır…”

Ve sen ey sevginin soluğu seni ileri süren taşkın nehir… bize doğru ak! Bize doğru ak!”

 (h.h.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s