bana gelirseniz!

Bir arkadaşın isteği üzerine daha önce çevirmiş olduğum bir Sohrab Sepehri şiirini veriyorum:

bana gelirseniz şayet
hiçistandayım!
hiçistanın arkasında bir yer var.
hiçistanın arkasında havanın damarları
toprağın en uzak yığınında açan çiçeklerden
haber getiren habercilerle doludur.
kumlar üzerinde,
şakayık miracı tepelerine yol alan
zarif atlıların toynaklarının izleri var.
hiçistanın arkasında istek şemsiyesi açıktır:
susama meltemi bir yaprağın dibine koşsun diye…
yağmurun çanları çalınır
insan burada yalnızdır
ve bu yalnızlıkta
bir narvan karaağcın gölgesi sonsuza değin akmakta.
bana gelirseniz şayet
yavaş ve yeğni gelin
yalnızlığımın ince porseleni
çatlamasın…

(Ç: h.h.)