Ey savaşa tapanlar!

Aaah sizler! Sizler ki savaşa tapanlarsınız… Sizler ki ateşin yaratan yanından değil yaralar açan acı yanından doğmuşsunuz, sizler ki şeytan bile sizi kendi ateş dergahından kovmuştur…

Aaah sizler ey savaşa tapan ölüm elçilerinin uşakları… Aah sizler ki sırtlanlar bile sizi inlerinden kovmuş, salyalarını sizin yüzünüzden esirgemiştir, kuşanın! Atom bombalarınıza kuşanın, füzelerinize, fırkatayınlarınıza, kimsayllarınıza, biyolojklerinize, lazerlerinize, mazerlerinize, nötronlarınıza, napalmlarınıza! Kuşanın! Dünya hazırdır alt üst olmaya!

Yağdırın bombalarınızı, dünya çocuklarının bir avuçluk tenleri hazırdır yanmaya!

Aaaah ey dünyanın savaşa tapan münafıkları, ey Sina eteklerinde altın buzağıya tapanların gaddar torunları, ey Golgota’da İsa’nın sırtına tomruk yükleyip tepelere sürenlerin gaddar torunları, ey Kerbela’da Muhammed’in öptüğü Hüseyin’in gırtlağını keserken kahkaha atıp gülen komutanların gaddar torunları, ey nerde düşman varsa onun uşaklığına soyunmuş soysuz efendiler, başlatın savaşlarınızı! Mademi emeğinden başka kaybedeceği hiç bir şeyi olmayan bu yüzü kavruk erkekler, kadınlar size kanmışlar ve hazırlar sizin sermayeniz yolunda ölmeye, başlatın savaşlarınızı!

Aaah sizler, aah ey savaşa tapanlar, bütün ormanlarımız hazırdır yanıp kül olmaya, bütün ovalarımız, tarlalarımız hazırdır, evlerimiz, sokaklarımız hazırdır bombalarınıza…

Kendi türünün kanına bu denli susamış başka hangi yırtıcı hayvan var?

Dişlerinizi bileyin, zehirlerinizi akıtın! Biliyoruz, her şeyi teslim alacaksınız, her şeyi! Ama kendi külünden yükselen o özgür ruhu asla! Analarımızın yanan saçları arasından doğacak, kadınlarımızın bombalanıp yanan dölyataklarından doğacak, erkeklerimizin parçalanan avuçlarından doğacak… Sevgilinin kavrulan dudakları arasından!

Aaaah siz ey savaşa tapanlar, bu gün sizin gününüzdür… yarınsa asla!

(h.h.)