bu hepimizin rivayetidir-2

Kuğulu’dan gelen serin rüzgâr, yanağında duyumsadığı sıcaklığı yalayarak geçiyordu. Hava giderek kararıyordu. Kaldırım ışıkları, vitrin projektörleri caddeyi aydınlatmaya başlamıştı. Tülay’ın içinde duyumsadığı acı tat, ağzında, dilinin ucundaydı sanki. Acı bir kahvenin ötesinde, gençlik yıllarında peş peşe yaktığı Üçüncü sigarasının çıplak acılığını anımsatıyordu. Gözünü daldığı caddedeki arabalardan alarak Taylan’a döndü: “Neden bu mektuplar?”

–          Bilmem!
–          Hayır bu yanıt değil!
–          Bir şiiri bitirmek diyelim!
–          Bunu da yazmıştın…
–          Doğru… yazmıştım.
–          Bitirmek! Sonlandırmak mı?
–          Hayır, yarım kalmış bir şiiri yazıp bitirmek…
–          Bu mu?
–          Evet!
–          Ya ben o şiir değilsem? Ya ben o şiirin yazılıp sonlanmasına tanık olmak istemiyorsam! Ya beni üzmüşsen bu mektuplarınla! Hiç düşünmedin mi?
–          Hayır düşünmedim!
–          Al işte… yazdığın mektuplar. Aralarından seç bir tanesini oku!

kuğulu-2

Okumaya devam et “bu hepimizin rivayetidir-2”