sen, o mutlak ateş!

“Sen, o mutlak ateş. Dilimin ilk sözcüğü. Gökler ve denizlerim arasındaki öyküm. Dört rüzgâra okuduğum bitimsiz şarkılarım. Sen, o mutlak ateş; denizlerimden ağan ve denizlerime dökülen ateş… Yedi dil açtım yedi ikliminde, yedi dilinle okşadın yedi yerimden öptün kutsadın…

Saçlarının arasında sakladığın altı rüzgara hüküm süren o kutsal soluğu bırakıyorsun yanaklarıma… yanaklarımda senin ateşin çiçek açar… şimdi kara bakışlarını görebiliyorum. Kara gecelerimde yanıp sönen parlak yıldızlarını. Dört yönden esen dört rüzgar senin saçlarında çiftleşirler. Rüzgarın ıslık çalmayı öğretti yılanlarıma, buğday başaklarıma esmeyi, çalgılarıma nağme öğretti, acılarıma iniltiyi, kulaklarıma o ateşli mırıltıları…

Okumaya devam et “sen, o mutlak ateş!”