Hazret gelecek dedik!

Başka bahçenin toprağına süzüldü köklerim, koparıldım. Dallarım başka topraklarda kurudu. Meyvelerim başka topraklara düşüp çürüdü. Ey kalbim sürgünlere ağıt yakmadan yandın! Dilinden sürgününde, evinden sürgününde, kendinden sürgününde yanmadın ruhum… yanmadın illa ki “yarın bir tek fiskesi”! işte budur imrenilecek halim sevgilim!

Kendimde tavaf ettim seni, sende kendimi taşladım! Ay büküldü Yusufsuz kuyularıma, sırtımda tırnak izleri! Bahane arardım meğerse kollarında ölmek için olmadı… acı sürgün verirken sürgünlerimde boy aynalarına dururum şafak vakti! Bu topraklar da benim olmadı! İki kolu sonsuza kadar açılmış bir kucak yani! Hazret gelecek dedik kısa kestik!

(foto ve yazı h.h., 29 ekim)

bir yazı:

okuyaz: İnsanın ruhunu karartan, üzen, sarsan, kendine çek…

İnsanın ruhunu karartan, üzen, sarsan, kendine çeken bir roman… İranlı yazar Sadık Çübek’in yazdığı, İran’da dünyaya gelen ve ardından Türkiye’de Edebiyat ve Tıp okuyan Haşim Hüsrevşahi tarafından dilimize kazandırılan Sabır Taşı; cehaletin, kıskançlığın, aşkın, sefaletin, mutsuzluğun kimi zaman bir çocuğun, kimi zaman kıskançlığın pençesinde kıvranan bir kadının, kimi zaman umutsuz bir aşığın, kimi zaman da her türlü haksızlığa ve iftiraya uğramış bir başka kadının gözünden anlatıldığı çarpıcı bir roman. Zaman zaman bir örümcek dahil oluyor roman kahramanları arasına… odasında yuva yaptığı umutsuz aşığa hayat dersi veriyor. Kimi zaman gençliklerine, çocukluklarına gidiyor kahramanlar, onları bugünkü sefaletlerine sürükleyen sefil geçmişlerinden parçaları anımsıyorlar. Kadının ve erkeğin ruhlarına üflenen “aşk”, kötücül güçler tanrısı “Zervan”ı bile dize getiriyor. Öte yandan erkeklerin kendilerini kadın karşısında aciz kılan, zayıflatan, eksik hissettiren aşkın kimi zaman kadına yönelik aşağılamalara, şiddet gösterilerine, yok etme içgüdüsüne büründüğüne şahit oluyoruz.

Beğendim, beğenilere sunarım…