akıl dışı-1

Ben geçmek için geldim… tarağın saç telleri arasından geçişi, mızrabı hüsnü geçince bu tellerden… neden? Ondandır rüzgarı, bir tek Tebriz’ın akkavakları bilir, Yorkshire dünün bebesi! Şimdi “baş üstünde gelmişim” diyen Baba Mezid’e sorarsan o tepetaklak mihraptan geçişi anlatır, Hallacın sözünü: “Küfran benim yanımda sanattır…” Öyleyse kırıl! Kırıl  kırılayım kırıl kırıl kırılayım kırıl kırılayım boşaldıkça bu manadan geçmeyi geçerim uzaklara, aynadan bile! Bir de Tebriz’li Şems: “Akıl kapıya kadar getirir, fakat evin içine asla!… Orada akıl hicaptır, yürek hicaptır ve baş hicap!” Öyleyse ben dönüyorum; geldiğim o yoldan ki kaybedeli çok olmuştur… dönüyorum bilcümle cümleden, birer birer kelamın kabuğu içre saklı duran kelimelerden dönüyorum ve dönüyorum dönüyorum sesiyle ve suskusuyla çalıp oynatan.

(h.h.)

Süsen ve Yasemin Üzerinde Kanarya Közlemesi

Kısa Oyun.

Yazan: Mohammed Çermşir

Farsçadan Çeviren: Haşim Hüsrevşahi

Oyuncular: Kadın, Gurzad[1]

[1] Farsça. Mezarda doğan. Moin sözlüğüne göre: “Eskiden doğuma yakın gebe bir kadın öldüğünde, onu gömerler, mezarının başına da birini dikerlermiş. Mezara, bir ucu dışarıda olan bir ney ya da bir kamış koyarlarmış, çocuk dünyaya geldiğinde sesi duyulsun, mezar açılıp dışarı çıkarılsın diye. Bu bebeklere halk arasında ‘Gurza’ (mezarda doğan. ç.n.)  Bu çocukların kısa boylu olduğuna inanılırdı.” Cüce ve bodur anlamına da gelir.

 
Kadın:       Tecavüz, tecavüz! Kan! Bekâretin kanı. Mermer uyluklara ve ateşe yayılmış kan... Kadınlığın kokusu. Bin gecelik memelerdeki sütün kalmışlık tadı. Düğüm. Gövdenin gövdeyle düğümlenmesi. Gözyaşlarının akması. Aay... ay! Başıma küller, topraklar! Ben yıkıldım. Ben şimdi, çölü süren o rüzgârım. Ben ölüm oldum, ölüm! Mezarlara yazılan bir yazı. Ben mezar oldum, mezar... Kime söyleyeyim, bin murdarın kemik tozuyla mezarıma yazsın; bekâret bir çiçekti ve güz, onu dalından kopardı? Meme nar çiçeğiydi, benim akıtılan kanıma damlardı, yaşlanmış ve örselenmiş beni, Kadınlığın temelleri üzerinde yükseltirdi? Ve ben kalktım. Acuze ve acılar çekmiş olarak. Kan ve acılar yatağından, ay ve taş vadilerinde dörtnala çapan kısraklar gibi; ufuklardan kör bir ışık için ki soğuk ve korkunç bir batakta ölen yarınların damlayan kanında yanardı. 
 Okumaya devam et "Süsen ve Yasemin Üzerinde Kanarya Közlemesi" 	

senden kalan


senden bir orman yeşili kaldı dilimde
odamda okyanus kasırgası
 
“durduğu yerde büyüyen” değil artık o oğlan çocuğu
bir delikanlının sevgilisini bekler gibi bekler ölümü
ha işte böyle sevdim seni

ağzımda süt mavisi samanyolu!        
 
bir daha bağışla turunç bahçesini ağzıma           
öpücüklerin hep mayıs
mayıs Ankaraları erguvan gülüşlüdür
  Okumaya devam et "senden kalan"